sizeable
3 hece
C2 seviye
EN → TR
Tanım
•large in amount or extent or degree
Örnek Cümleler
O büyük miktarda para kazandı.
He won a sizeable amount of money.
SETimes: Ülkede çok sayıda yasadışı silah bulunuyor.
SETimes: There are sizeable amounts of illegal weapons in the country.
Hristiyan hacıların sayısı Osmanlı yönetimi altında büyüdü.
The sizeable Christian population rose up against the ruling Muslims.
Baskın etnik ulusun oldukça büyük ve destekleyici bir diasporası var.
The core ethnic nation has a sizeable, supportive Diaspora.
Bildirildiğine göre, bu düzensiz çatışmaya çok sayıda kadın da katıldı.
Reportedly, a sizeable number of women also participated in this irregular warfare.
Ancak önemli bir kesim (%31,8) her ikisinin de önemli olduğunu belirtti.
However, a sizeable bloc (31.8%) said both are important.
Kuneytire ve Golan Bölgesi'nde oldukça büyük bir Çerkes topluluğu vardı.
In Quneitra and the Golan Region, there was a sizeable Circassian community.
Hamm'daki Schulz kitap satıcıları, işi oldukça büyük bir ücretle devraldılar.
The Schulz bookdealers in Hamm took over the job with a sizeable honorarium.
İran ile ortak sınrı olan Türkiye'nin bu ülkede önemli ekonomik çıkarları bulunuyor.
Turkey, which shares a border with Iran, has sizeable economic interests in that country.
Felicia (küçük gezegen tanımı: 294 Felicia) oldukça büyük bir ana kuşak asteroididir.
Felicia (minor planet designation: 294 Felicia) is a sizeable Main belt asteroid.
Nüfus bakımından diğer önemli yerleşkeler Oswestry, Bridgnorth, Newport ve Ludlow'dur.
The other sizeable towns are Oswestry, Bridgnorth, Newport and Ludlow.
Osmanlı yıllarında çok sayıda Manilinin Korsika'ya göç ettiğine dair kanıtlar da mevcuttur.
There is also evidence of a sizeable Maniot emigration to Corsica sometime during the Ottoman years.