short lived
EN → TR
Eş & Zıt Anlamlılar
Zıt anlamlılar
Örnek Cümleler
Barış kısa sürdü.
The peace was short-lived.
Mutluluk kısa sürdü.
Happiness was short-lived.
İlişkileri kısa sürer.
The relationship was short-lived.
Fakat yaşamı kısa oldu.
It was short-lived.
Ancak zafer kısa sürdü.
The reconquest of Fez was short-lived however.
Bunların gövdesi kısadır.
But the respite was to be short-lived.
İllüzyonlar kısa ömürlüdür.
Illusions are short lived.
Fakat bu görevi kısa sürdü.
This role was, however, short-lived.
Ancak bu birlik kısa sürdü.
The unit was short-lived, however.
Evlilikleri kısa sürmüştür.
The marriage is short-lived.
Fadıl'ın heyecanı kısa sürdü.
Fadil's excitement was short-lived.
Güzellik kısa süreli zulümdür.
Beauty is a short-lived tyranny.