long lasting
EN → TR
Eş & Zıt Anlamlılar
Zıt anlamlılar
Örnek Cümleler
Çok uzundu müsveddeler.
It is long-lasting.
Uzun süren kışlar karlı, ayaz ve çok soğuktur.
Long lasting winters are snowy, frostyand very cold.
Uzun süreli devam eden etkilere ihtiyacımız var.
We need to have effects that are going to be long-lasting.
1956'da başlayan yükseliş uzun süreli olmayacaktı.
The upsurge that started in 1956 was not to be long-lasting.
Uzun süre var olacak okyanusların oluşması imkansız olur.
Substantial and long-lasting oceans become impossible.
Deniz martıları genellikle uzun ömürlü çiftler oluştururlar.
Usually, seagulls make long-lasting couples.
Karşılaşma, uzun süreli bir işbirliği ve dostluk ile sonuçlandı.
The encounter resulted in a long-lasting collaboration and friendship.
Cuéntame cómo pasó'daki uzun süreli Karina rolüyle popüler oldu.
She became popular for her long-lasting role as Karina in Cuéntame cómo pasó.[1][2]
Dişler, memelilerin en özgün (ve kalıcı) özellikleri arasındadır.
Teeth are among the most distinctive (and long-lasting) features of mammal species.
Sistem, bir patojen karşısında uzun süreli bağışıklık kazandırmaz.
This system does not confer long-lasting immunity against a pathogen.
Sadece bağımsız ülkelerin uzun ömürlü amblemleri gösterilmektedir.
Only long-lasting emblems of independent countries are shown.
Physio Radiance'ın etkinliğinin ve uzun ömürlü sonucunun sırrı budur.
This is the key to the effectiveness and long-lasting results of Physio Radiance.