Ana içeriğe geç
Sözlük
/
savor

savor

2 hece
C2 seviye
EN → TR

Tanım

•the taste experience when a savoury condiment is taken into the mouth
•give taste to

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Allan Savory:
Allan Savory:
Yaşamın tadını çıkarırız.
We savor life.
Kış kekiği (Kış Geyikotu)
Winter savory
Nane (Djodjen) Sharena sol
Summer savory (Chubritsa) Spearmint (Djodjen) Sharena sol
Sebzelerden tat alabilmeliyiz.
We need to savor vegetables.
Yavaş ye. Yemeğinin tadını çıkar.
Eat slowly. Savor your food.
Roulade yemek veya tatlı olabilir.
Roulade can be savory or sweet.
Makedon seçimlerinde büyük zafer Gruevski'nin
Gruevski savors big win in Macedonian vote
Yaptığı güzel yemekle ekmeği Yakupun eline verdi.
She gave the savory food and the bread, which she had prepared, into the hand of her son Jacob.
Cokoviç, bu zaferin keyfini çıkarmak istediğini söyledi.
Djokovic said he wants to savor this win.
Deniz ürünlerinin küçük porsiyonlarından da zevk alabilmeliyiz.
We need to savor smaller portions of seafood.
Fakat Lamiî, fetihleri değil de ibret hikâyeleri yazmaya karar verir.
Savoring the hours and minutes rather than just counting them.

İlgili / Bileşik Terimler

Geneltat
Genellezzet
Genelçeşni
Genelkoku
Genelrayiha
Genelhassa
Genel"of" ile tadı olmak
Genellezzeti olmak
Genelçeşni vermek
Genellezzet vermek
Genelkokusu olmak
Genelzevk almak
Geneltadına varmak. savorless tatsız.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod