Tom bir skandala karıştı.
Tom became embroiled in a scandal.
Aşçı eti ızgarada pişirdi.
The cook broiled the meat.
Film tartışmalara karıştı.
The film became embroiled in controversy.
Nasıl böyle şeyler olabilir?
Why does she get embroiled in everything?
Tom'un adı bir skandala karıştı.
Tom was embroiled in a scandal.
Romanya maaş kargaşasına boğuldu
Romania embroiled in salary turmoil
Onlar münakaşaya karışmak istemediler.
They did not wish to become embroiled in the dispute.
Romanya yeni bir siyasi anlaşmazlığa bulaştı
Romania embroiled in new political controversy
Kendisine bir parça kızarmış balık verdiler.
They gave him a piece of a broiled fish and some honeycomb.
Alevlenmemişse, karışım çabucak kızartılabilir.
If not flambéed, the mixture may be quickly broiled.
Et daha sonra fırınlanır, mangalda pişirilir veya ızgara yapılır.
The meat is then grilled, baked, barbecued, or broiled.
Bu da iki arkadaş arasında herkesin bildiği buruk bir uzaklaşmaya neden oldu.
He then became embroiled in a miserable quarrel between two ladies he knew.