Ana içeriğe geç
Sözlük
/
luncheon

luncheon

/ˈlʌntʃ.ən/2 hece
C1 seviye
EN → TR
↔ ters çevir
"luncheon" kelimesinin Türkçesi: hafif yemek, hafif öğle yemeği. luncheonette' hafif yemeklerin satıldığı küçük büfe.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelhafif yemek
Genelhafif öğle yemeği. luncheonette' hafif yemeklerin satıldığı küçük büfe.

Tanım

•a midday meal

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

- Slept, yes.
- Luncheon meat.
Kurucusu Steve Jobs'tır.
The luncheon speaker was Steve Jobs.
Prayer: Kısaca din seviyesidir.
Luncheon: Short prayer.
Öğle yemeğine on kişi davet ettik.
We asked ten people to the luncheon.
Maalesef öğle yemeği randevumuz için bunu yapamayacağım.
I'm afraid I won't be able to make it for our luncheon appointment.
2011'de öğle yemeğinin başlığı "Sorun Yaratmak / Tarih Yapmak" idi.
In 2011 the luncheon was titled "Making Trouble / Making History."
Letty Cottin Pogrebin, Yahudi Kadın Arşivi'nin Yıllık Öğle Yemeği'nde ödül aldı.
Letty Cottin Pogrebin receives award at Annual Luncheon of Jewish Women's Archive.
İlk perdenin birkaç gün sonrasında bir öğleden sonra vakti, malikânenin dışında geçer.
It is presented at a luncheon a few days before the race.
Ardından, ikisi de Stalin'in evinde Sovyet liderliğinin geri kalanıyla bir öğle yemeği yer.
Then, they both have a luncheon with the rest of the Soviet leadership in Stalin's home.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod