leisure time

EN → TR

Tanım

•time available for ease and relaxation

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Onun boş zamanlarında, o yüzme ve tenisin tadını çıkarır.
In her leisure time, she enjoys swimming and tennis.
O, boş zamanında ne yapacağını biliyor gibi görünmüyor.
She doesn't seem to know what to do with her leisure time.
Boş zamanımı çoğunlukla radyo dinleyerek geçiririm.
I often spend my leisure time listening to the radio.
Onlar tüm boş vakitlerinde ne yapıyorlar?
What do they do with all their leisure time?
Ben boş zamanımda avlanmaya giderim.
I go hunting in my leisure time.
Boş zamanımda Kanada geyiği avlarım.
I hunt elk in my leisure-time.
Her sektör, müşterilerine daha çok aylaklık zamanı vermek için üstüne düşeni yapmaya çalışıyor."
Every industry is trying to do its part to give its customers more leisure time."
Artık biliyoruz ki aslında teknoloji boş zamanımızın en büyük rakibi haline geldi.
We now know, in fact, that technology is our biggest competitor for leisure time.
Boş zamanlarını doğa tarihine, özellikle konkolojiye adadı.
He devoted his leisure time to natural history, especially conchology.
Ailesi ile zaman geçirmekten çok hoşlanmaktadır.
He likes to spend his leisure time with family.