Bu başkaldırma.
This is insubordination.
İtaatsizliğe katlanamam.
I don't tolerate insubordination.
Ben başkaldırmaya katlanamam.
I do not tolerate insubordination.
Pompey, Sezar'ı başkaldırı ve vatana ihanetle suçladı.
Pompey accused Caesar of insubordination and treason.
Aşırı gitmelerinden ötürü onları böyle cezalandırdık. Biz doğru sözlüyüz.
This was the punishment for their insubordination; and what We say is true.
Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğru söyleyeniz.
This was the punishment for their insubordination; and what We say is true.
Aşırılıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.
This was the punishment for their insubordination; and what We say is true.
Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.
This was the punishment for their insubordination; and what We say is true.
Bunu onlara azgınlıkları yüzünden bir ceza olarak yaptık. Biz elbette sözünde duranlarız.
This was the punishment for their insubordination; and what We say is true.
Aşırı gitmelerinden ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru sözlüyüzdür.
This was the punishment for their insubordination; and what We say is true.