Tanım
•an instance of intense argument (as in bargaining)
Örnek Cümleler
Pazarlık yoktur.
There's no haggling.
Çarşıda pazarlık etmek yaygındır.
Haggling is common in markets.
Siz de pazarlık yapmayı sever misiniz?
Do you like haggling?
Emlak ve lüks için üst düzeyde pazarlıklar.
High-end haggling for luxury and real estate.
Bu aralar üst düzeyde bile pazarlıklar görüyoruz.
We see high-end haggling in fashion today.
İnsanlar saatlerce pazarda dolaşıp pazarlık ediyor. [Andy Dabilis/SETimes]
Many spend hours haggling and visiting at the market. [Andy Dabilis/SETimes]
Ordu mallarıyla ilgili çekişmeler, BH'nin NATO üyelik sürecini geciktiriyor
Military property haggling delays NATO membership for BiH