Kendimden geçmiştim.
I was entranced.
Onun şarkı söylemesiyle mest edildim.
I was entranced by her singing.
Ama çoğunlukla bununla büyülenmiş haldeyim.
But mostly I'm entranced by it.
Tom Mary'nin şarkı söylemesinden büyülendi.
Tom was entranced by Mary's singing.
Üstelik benim hayatım tamamen başka bir yöne kaymıştı.
I was already entranced in a totally different lifestyle.
Kendimi "Seks, Uyuşturucu ve Rock 'n' Roll"a adamıştım.
I was entranced in a lifestyle of sex, drugs and Rock 'n' Roll.
Ben sadece onun yüzünün güzelliği tarafından büyülendim.
I was simply entranced by the beauty of her face.
Herkes gibi ben de hayvanlarla ilgili dünkü bölümden çok etkilendim.
Like everybody else, I was entranced yesterday by the animal session.
Sadece birkaç yerde insanlar hala onun olanaklarının büyüsüne kapılmıştı.” [1]
Only in a few places were people still entranced by its possibilities.”[1]
♫Ve mest olmuşçasına dansederim, çünkü♫ ♫dudaklarım çok ateşli, biliyorum.♫ (Alkışlar)
♫ And I dance as if entranced, 'cause I know, ♫ ♫ my lips give so fiery a kiss. ♫ (Applause)