Sınıfta orantısız sayıda kız var. 🔊
There is a disproportionate number of girls in the class. 🔊
Disproporsiyonlaşma ile hızla ayrışır: [1] 🔊
It rapidly decomposes by disproportionation:[1] 🔊
Ancak ürünlerin ekonomik katkısı çok azdır. 🔊
However, the production of consumer goods was disproportionately low. 🔊
Bu büyük kapı küçük bahçeye göre oransızdır. 🔊
This big gate is disproportionate to the small garden. 🔊
Bölgede eşitsizlikler var ve hatıralar daha taze. 🔊
Disproportions exist throughout the region, and memories are still fresh. 🔊
Rahman'ın yaratışında her hangi bir kusur bulamazsın. 🔊
Do you see any disproportion in the creations of Ar-Rahman? 🔊
Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. 🔊
Do you see any disproportion in the creations of Ar-Rahman? 🔊
Rahman’ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin. 🔊
Do you see any disproportion in the creations of Ar-Rahman? 🔊
Çabukça iyodatlara ve iyodürlere disproporsiyonlaşır. [1] 🔊
They rapidly disproportionate to form iodides and iodates.[1] 🔊
Rahmân'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. 🔊
Do you see any disproportion in the creations of Ar-Rahman? 🔊
Suçlar orantısız bir şekilde azınlıklar tarafından işleniyor. 🔊
Crimes are disproportionately committed by minorities. 🔊
Eşcinsel olmayan erkek bireylere hakaret olarak da kullanılır. 🔊
It is thus argued that gay men are disproportionately likely to offend. 🔊