Tanım
•made less hopeful or enthusiastic
Örnek Cümleler
Bu gibi olaylar komplocuları demoralize ediyordu.
These failures demoralised the conspirators.
Tom patronunun korkutucu davranışından morali bozulmuş hissetti.
Tom felt demoralised by his boss's intimidating behaviour.
Moralleri bozulan ve parasız kalan Normanlar kıyıya dönüp, İtalya'ya yelken açtılar.
The demoralised and unpaid Norman army returned to the coast and sailed back to Italy.