Ben merakla izledim.
I watched curiously.
Tom ona merakla baktı.
Tom looked at it curiously.
Tom merakla Mary'ye baktı.
Tom glanced at Mary curiously.
Tom Mary'ye merakla baktı.
Tom looked at Mary curiously.
Herkes merakla Tom'a bakıyordu.
Everyone was looking at Tom curiously.
Kasaba halkı merakla bana baktı.
The townspeople looked curiously at me.
Ayrıca da garip bir şekilde agresifler.
And they're also curiously aggressive.
İlginç bir şekilde, Sado tahta çıkmayı reddeder.
Curiously, Sado refuses to ascend the throne.
Tipik olarak karmaşık ünsüz yığılmaları görülür.
It seems to involve a curiously twisted national egotism.
Aniden durdu ve onu istekli yüzüne merakla baktı.
He stopped suddenly and looked curiously at her eager face.
"Ne için?" Diye merakla sordu. "!" Martha bağırdı.
"What is it for?" she asked curiously. "For!" cried out Martha.
Hidrojen sülfit ilginç bir şekilde vücudumuzda bulunur.
Now, hydrogen sulfide is curiously present in us.