concomitant
/kənˈkɒmɪtənt/4 hece
EN → TR
"concomitant" kelimesinin Türkçesi: bir arada vuku bulan, refakatinde olan, eşlik eden, birlikte bulunan, tabii sonuç. concomitantly aynı zamanda olarak.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbir arada vuku bulan
Genelrefakatinde olan
Geneleşlik eden
Genelbirlikte bulunan
Geneltabii sonuç. concomitantly aynı zamanda olarak.
Tanım
•an event or situation that happens at the same time as or in connection with another
•occurring with or following as a consequence
Diğer Dillerde
AlmancaBegleiterscheinung, damit einhergehend, konkomitant
Fransızcaconcomitant
İspanyolcaconcomitante
Rusçaсопу́тствующий
Yunancaσυνακόλουθος
Korece수반(隨伴)되는
Lehçewspółistniejący
Hintçeआनुषंगिक, सहगामी, सहवर्ती
Fincejohtuva, seuraava
Çekçedoprovodný
Bulgarcaсъпътстващ
Slovakçasprievodný
Etimoloji
First attested 1607; from Middle French concomitant, from Latin concomitāns, the present participle of concomitor (“to accompany”), from con- (“together”) + comitor (“to accompany”), from comes (“companion”).
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
accompaniment
accompanying
adjoining
attendant
co-occurrence
incidental
collateral
consequent
ensuant
resultant
sequent
Örnek Cümleler
Bu negatif doğal sonuçların arkasındaki ana nedenler nedir?
What are the main reasons behind these negative concomitants?
Ayrıca kendisine Patoloji Profesörü olarak bir randevu verildi.
A concomitant appointment as Professor of Pathology was also given to him.
Aynı zamanda bir müze ve turizm alanı olarak hizmet vermekedir.[2]
It is concomitantly used as a museum and tourist space.[2]
Hücreler, bir süre sonra çekirdeklerini ve organellerini kaybeder.
Concomitantly, cells lose their nuclei and organelles.