"caviar" kelimesinin Türkçesi: havyar. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Tanım • salted roe of sturgeon or other large fish; usually served as an hors d'oeuvre
Etimoloji Borrowed from Middle French caviar, from Venetan caviaro (earlier found as Italian caviale), probably by way of Ottoman Turkish خاویار (havyar), from Classical Persian خَاوْیَار (xāwyār). Doublet of ajvar.
Örnek Cümleler Ben havyar yedim. 🔊
I ate caviar. 🔊
Onlar havyar yedi. 🔊
They have eaten caviar. 🔊
Biraz havyar dene. 🔊
Try some caviar. 🔊
Hiç havyar yemedim. 🔊
I've never eaten caviar. 🔊
Tom hiç havyar yemedi. 🔊
Tom has never eaten caviar. 🔊
Aslında havyar yemedi. 🔊
He hasn't actually eaten caviar. 🔊
Ne sıklıkta havyar yersin? 🔊
How often do you eat caviar? 🔊
Havyar yiyip şampanya içtiler. 🔊
They ate caviar and drank champagne. 🔊
Havyar edinilmiş bir lezzettir. 🔊
Caviar is an acquired taste. 🔊
Tom havyar yedi ve şampanya içti. 🔊
Tom ate caviar and drank champagne. 🔊
Bunun havyar olabileceğini düşünüyorum. 🔊
I think this might be caviar. 🔊
Biftek ve havyar favori yiyeceklerimdir. 🔊
Steak and caviar are my favorite foods. 🔊