big fat
EN → TR
Diğer Dillerde
Fransızcabon gros, énorme, gros, intégral, sacré
Örnek Cümleler
Koskoca bir yalan!
A big fat lie!
Bu büyük bir yalan.
That's a big fat lie.
Tom koca bir yalancı.
Tom is a big fat liar.
Sen koca bir yalancısın.
You're a big fat liar.
Tom büyük, şişman bir tembeldir.
Tom's a big, fat slob.
Sen büyük şişman bir kılıksızsın.
You're a big, fat slob.
"Rush Limbaugh Şişko bir Aptaldır,"
"Rush Limbaugh Is a Big Fat Idiot,"
Ve onu bulursak, belki orada büyük, kocaman bir Nobel Ödülü vardır.
And if we find that thing, maybe there is a big fat Nobel Prize out there.
Çünkü küçük bir kas parçasının üzerine kocaman bir sinir koyuyoruz.
Because we're putting a big fat nerve onto a little piece of muscle.
New York City Maratonu'nu kazanır ve eve büyük bir ödül çekiyle döner.
Wins the New York City Marathon, goes home with a big fat check.
Bronx'da iri yarı siyahi anneler... ...yanıma geldi ve "işte bu!" dedi.
Big fat black mamas in the Bronx used to come and say, "Hey girl, that's it!"
Kahramanın bu kızın zavallı ailesine bir özür ve büyük bir tazminat borcu olurdu.
He's going to owe this poor girl's family an apology and a big fat compensation check.