ascetic
/əˈsɛ.tɪk/3 hece
C2 seviye
EN → TR
"ascetic" kelimesinin Türkçesi: sofu, çilecilik, zahitlik, riyazetçi, derviş. ascetic zahit. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelsofu
Genelçilecilik
Genelzahitlik
Genelriyazetçi
Genelderviş. ascetic zahit
Genelkendi zevkini çok düşünmeyen. asceticism koyu sofuluk
Genelaşırı riyazet
Geneldin urğuna dünya zevklerini feda eden kimse
Genelsade bir hayat sürme.
Genelzahit kimse
Genelmünzevi kimse
Genelsofu kimse
Tanım
•practicing great self-denial
•someone who practices self denial as a spiritual discipline
Diğer Dillerde
AlmancaAsket, Asketin, asketisch
Fransızcaascète, ascétique
İspanyolcaasceta, ascético
İtalyancaascetico
Rusçaаске́т, аскети́чный
Arapçaنَاسِك, نُسُكِيّ
Kazakçaсопылық
Felemenkçeasceet
Yunancaασκητής, ασκητικός, ασκήτρια
Japonca修験者
Lehçeascetka, ascetyczny
Çekçeasketa, asketický
Macarcaaszkéta, aszketikus
Latinceascēta
Dancaasket, asketisk
Bulgarcaаскет, аскети́чен
Katalancaascètic
İrlandacaaiséiteach, aiséitiúil
İzlandacameinlætamaður
Tagalogcaaseta
Makedoncaа́скет, а́скетски
Malayalamcaസന്ന്യാസി
Kelime Ailesi
Örnek Cümleler
O sofu bir yaşam tarzı yaşar.
He lives an ascetic lifestyle.
Sofu olmadan önce serseri ol.
Be a dude before you can become an ascetic.
Doğudan Roma'ya gelen bir sofu olarak tanımlanıyor.
He is described as being an ascetic who came to Rome from the East.
Dua, oruç ve münzevi iyilik yapma iradesini destekledi.
Prayer, fasting, and asceticism supported the will to do good.
Çileci hayatıyla ünlüydü ve "Nisteftis" olarak anılırdı.
He was famous for his ascetical life and called "the Faster".
Pratik çileciliğe odaklanan bir münzevi olarak zaman geçirdi.
He spent time as an ascetic, focusing on practical asceticism.
Rumi başarılı bir öğretmen ve hukukçudan bir çileciye dönüştü.
From an accomplished teacher and jurist, Rumi was transformed into an ascetic.
16. yüzyıldan kalma bir İran minyatürü olan "Çilecinin Tavsiyesi"
"Advice of the Ascetic", a 16th-century Persian miniature
Beyaz Şakayık (Bai Mudan veya Pai Mu-Tan), erkekleri cezbeden bir tanrıça.
White Peony (Bai Mudan or Pai Mu-Tan), a goddess who tempts men, especially ascetics.
Pelagius ( c. - 418) özgür iradeyi ve çileciliği savunan bir ilahiyatçıydı.
Pelagius (c. AD 354 – 418) was a theologian who advocated free will and asceticism.
Bu çalışmadan önce, Aziz Yahya genellikle zayıf bir münzevi olarak tasvir edilmekteydi.
Prior to this work, Saint John had traditionally been portrayed as a gaunt ascetic.
Bunların da Cimri İsyanı'nda öldürülmeleri üzerine, Ladik emirliğine Ali Bey gönderilmiştir.
He led a strict ascetic life, for which he received from the Lord the ability to cast out demons.
İlgili Sorular
Bu İncil pasajlarının (İşaya 29:12, İşaya 28:10‑11, Sofunya 3:9) ne anlama geldiğini açıklar mısınız?
İşaya 29:12, İşaya 28:10‑11 ve Sofunya 3:9 ayetlerinin içeriği ve anlamı hakkında bilgi verir misiniz?
İşaya 29:12, İşaya 28:10‑11 ve Sofunya 3:9’da geçen ifadelerin anlamı nedir?
Bu kutsal metinlerdeki (İşaya 29:12; İşaya 28:10‑11; Sofunya 3:9) ifadeler neyi anlatıyor?