aging

/ˈeɪ.dʒɪŋ/2 hece
C1 seviye
EN → TR
"aging" kelimesinin Türkçesi: yıllanma, eskime., yaşlanma hali veya belirtileri. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelyıllanma
Geneleskime.
Genelyaşlanma hali veya belirtileri

Tanım

•growing old
•the organic process of growing older and showing the effects of increasing age

Diğer Dillerde

İspanyolcaenvejecedor, envejecimiento, senescente
İtalyancainvecchiamento
Rusçaстаре́ние, старе́ющий
Arapçaشَيْخُوخَة, هَرَم
Farsçaپیرش, پیری, سالخوردگی
Azericeköhnəlmə, qocalma
Kazakçaқартаю
Özbekçeqarish
Felemenkçeveroudering
Portekizceenvelhecimento
Japonca老化
Korece노화, 로화
İsveççeåldrande
Lehçestarzenie się
Ukraynacaстарі́ння, ста́ріння
Hintçeआयुवृद्धि
Çekçestárnutí
Rumenceîmbătrânire
İbraniceהִזְדַּקְּנוּת
Norveççealdrende
Endonezcepenuaan
Vietnamcasự lão hoá
Bulgarcaзастаряващ, старе́ене

Etimoloji

By surface analysis, age + -ing.

Kelime Ailesi

accelerated aging
anti-aging
antiaging
inflammaging
maraging
photoaging

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Yapay yaşlanma
Artificial aging
O, hızla yaşlanıyordu.
She was aging quickly.
Merhaba, ben Molly Lee.
Vitamin A is used in creams and oils for anti-aging and for people with skin problems such as acne.
Yaşlanmayı hızlandırır.
It speeds up aging.
Şimdi yaşlanan bir hippiyim.
Now, I'm an aging hippie.
Yaşlanma konusunda bir uzman.
He's an expert in aging.
Yaşlanma hiçbir şeye mal olmaz.
Aging doesn't cost anything.
Şeriyi yaşlandıran Meşe fıçısı.
Oak barrel aging sherry.
"Yaşlanma, Seks ve DNA Onarımı".
Aging, Sex, and DNA Repair.
Bu ülkenin yaşlanan bir nüfusu var.
This country has an aging population.
Ancak yaşlı nüfus da giderek artıyor.
But it is also the aging population that is multiplying in numbers.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.
And it's not just aging that causes arthritis.