Ana içeriğe geç
Sözlük

zorunda ile cümle

zorunda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bir şekilde kalkmak zorundayım.I have to get up anyways.
Her halükârda kalkmak zorundayım.I have to get up anyways.
Tom'la konuşmaya gitmek zorundayım.I have to go talk to Tom.
Bir horozun öttüğünü duydum ve yakında yataktan çıkmak zorunda kalacağımı biliyordum.I heard a rooster crow and knew I'd soon have to get out of bed.
Artık endişe etmek zorunda kalmayacağım.I won't have to worry anymore.
Sadece bir arama yapmak zorundayım.I just have to make a call.
Benim hakkımda ne düşünmek zorunda olduğunu biliyorum.I know what you must think of me.
Bunu kime vermek zorunda olduğumu bilmem gerekiyor.I need to know who I have to give this to.
Şüpheli tüm eşyalarını masaya koymak zorunda kaldı.The suspect had to lay all his things on the table.
Şüpheli tüm kişisel eşyalarını masaya koymak zorunda kaldı.The suspect had to lay all his personal effects on the table.
Onu cevaplamak zorunda değilsin.You don't have to answer that.
Bir şey açıklamak zorunda değilsin.You don't have to explain anything.
Bana iki kez söylemek zorunda değilsin.You don't have to tell me twice.
Sanırım gitmek zorundayız.I think we have to go.
Hayalinden vazgeçmek zorunda kaldı.She had to give up her dream.
Hayalinden vazgeçmek zorundaydı.She had to give up her dream.
Hayalinden umudunu kesmek zorundaydı.She had to give up her dream.
Kazasından sonra hayalinden vazgeçmek zorunda kaldı.He had to give up his dream after his accident.
Onu bulmak zorundayım.I have to find that.
Sen sadece yapmak zorunda olduğun şeyi yaptın.You just did what you had to do.
Ağlamak zorunda değilsin.You don't have to cry.
Onu hemen acil servise götürmek zorundayız, o ciddi yaralı.We have to take him to the emergency room immediately, he's gravely wounded.
Otobüs geç kaldığı için uzun süre yağmurda beklemek zorunda kaldık.Since the bus was late, we had to wait in the rain a long time.
Bugün yeni felsefe profesörümü görmek zorundayım.Today I have to see my new professor of philosophy.
Kirasını ödemek için Tom'un ödünç para almak zorunda olduğundan eminim.I'm sure Tom had to borrow money in order to pay his rent.
Ne kadar ödemek zorunda olacağımı bilmek istiyorum.I want to know how much I'm going to have to pay.
Onun hakkında Tom'a sormak zorunda kalacaksın. Ben bilmiyorum.You'll have to ask Tom about that. I don't know.
Kalmak istiyorum ama Tom'u görmek zorundayım.I'd like to stay, but I have to go see Tom.
Keşke bugün işe gitmek zorunda olmasan.I wish you didn't have to go to work today.
Yapmak zorunda olmasam bunu yapmam.I wouldn't do this if I didn't have to.
Benim gitmek zorunda olduğum bir toplantım var.I've got a meeting I've got to go to.
Tom'la onun hakkında konuşmak zorunda kalacağım.I'll have to talk to Tom about that.
Bunu iyice düşünmek zorunda kalacağım.I'll have to give this some thought.
Bu gece akşam yemeği yapmak zorunda kalmayacağım.I won't have to make dinner tonight.
Tom'la konuşmak zorunda kalacağım.I'm going to have to talk to Tom.
Tom'a erken gitmek zorunda olduğumu söyledim.I told Tom I had to leave early.
Bir şey yapmak zorunda olduğumu düşünüyordum.I thought I had to do something.
Tom erken ayrılmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said he had to leave early.
Sadece yapmak zorunda olduğum şeyi yapıyorum.I'm just doing what I have to.
Tom'a söylemek zorunda kalacağım.I'm going to have to tell Tom.
Sana geri dönmek zorunda kalacağım.I'll have to get back to you.
Tom onun ne yapmak zorunda olduğunu bilir.Tom knows what he has to do.
Üzgünüm, onu yapmak zorunda kaldım.I'm sorry I had to do that.
Tom çalışmak zorunda değildi.Tom didn't have to study.
Birilerine sormak zorunda kalacağım.I'll have to ask around.
Zorunda olursam onu yaparım.I'll do it if I have to.
Tom'a söylemek zorunda olacağım.I'll have to tell Tom.
Onu kanadından vurmak zorunda kalacağım.I'll have to wing it.
Gitmek zorunda kalacaksın.You'll have to go.
Taze meyve alamazsak onsuz yapmak zorunda kalacağız.If we can't get fresh fruit, we'll have to do without.
Çok para kazanmak için bir yol bulmak zorundayım.I must find a way to make a lot of money.
Bu gece bir röportaj yapmak zorunda kalacağım.Tonight, I'll have to do an interview.
Bir belgesel izlemek zorundayım.I have to watch a documentary.
Sanatçı olmak için bir sanat okuluna gitmek zorunda değilsin.You don't have to go to an art school in order to be an artist.
Tom her zaman her şeyi kendi yapmak zorundaydıTom always had to do everything himself.
Tom cumartesi günü çalışmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said he had to work on Saturday.
Tom asla çok fazla ders çalışmak zorunda değildi.Tom never had to study very much.
Tom bütün hafta evde kalmak zorunda kaldı.Tom had to stay at home all week.
Bu o şekilde olmak zorunda değildi.It didn't have to be that way.
Bunu bu gece yapmak zorunda mıyız?Do we have to do this tonight?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
zorunda ile cümle - Sayfa 45 - zorunda kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App