Ana içeriğe geç
Sözlük

zorun ile cümle

zorun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un doğum günü partisine gitmek istemiyorsan, gitmek zorunda değilsin.If you don't want to go to Tom's birthday party, you don't have to.
Tom'un doğum günü partisine katılmak istemiyorsan katılmak zorunda değilsin.If you don't want to attend Tom's birthday party, you don't have to.
Şu anda karar vermek zorunda değilsin.You don't have to make up your mind right now.
Sadece kendimi suçlamak zorundayım.I have only myself to blame.
Nasıl ateş edeceğimi öğrenmek zorundayım.I have to learn how to shoot.
Bazı yeni şarkılar öğrenmek zorundayım.I've got to learn some new songs.
Yemek pişirmeyi öğrenmek zorunda kalacaksın.You'll have to learn to cook.
Sen hala oturmayı öğrenmek zorunda kalacaksın.You'll have to learn to sit still.
Yapmak zorunda olduğum bir sürü şey olduğu için depresif hissediyorum.I feel depressed because there were a lot of things I had to do.
Ödevimizi yapmak zorunda olduğumuzu unutma.Don't forget we have to do our homework.
Biz alışveriş yapmak zorundayız.We have to do the shopping.
Genç olmak okula gitmek zorunda olduğun anlamına gelir.Being young means you have to go to school.
Bugün çalışmak zorundayım.Today I have to study.
Ben kalmak zorundayım.I have to stay.
Gerçeği söylemek zorunda kaldım.I had to tell the truth.
Sen benim çocuklarımla tanışmak zorundasın.You have to meet my children.
O kalmadı çünkü diş hekimine gitmek zorundaydı.She didn't stay because she had to go to the dentist.
Bavulumu açmak zorunda kaldım.I had to open my suitcase.
Yalnız gitmek zorunda kalacaksın.You're going to have to go alone.
Seni yalnız bırakmak zorunda kaldığım için üzgünüm.I'm sorry I had to leave you alone.
Artık yalnız olmak zorunda değilsin.You don't have to be alone anymore.
Bu gece yalnız olmak zorunda değilsin.You don't have to be alone tonight.
Çok denedim ama vazgeçmek zorunda kaldım.I tried hard, but I had to give up.
Şu andan itibaren, biz daha az para harcamak zorunda kalacağız.From now on, we'll have to spend less money.
Önce, onların nerede yaşadığını öğrenmek zorundayız.First, we have to find out where they live.
Çözmek zorunda olduğumuz sorun bu.That's the question we have to solve.
Telleri ayırmak zorunda kalacağız.We'll have to separate the wires.
Uyanık kalmak zorundasın.You have to stay awake.
Dövüşmek zorundayım.I have to fight.
Koşmak zorundayım.I have to run.
Durmak zorundayım.I have to stop.
Sonuçları kabul etmek zorundayım.I must accept the consequences.
Peki, biri iyi olmak zorunda.Well someone has to be good.
Bunu yapmak zorunda değildim.I didn't have to do that.
Onu taşımak zorunda değildim.I didn't have to move it.
Yapmak zorunda olduğumuz başka bir şey olması gerektiğini sandım.I assumed there must be something else we had to do.
Zorunda olduğum şeyi yaptım.I did what I had to.
Babanın kim olduğu umurumda değil. Hala benim emirlerime uymak zorundasın.I don't care who your father is. You still have to follow my orders.
Benim bir seçimim yok. Ben onu yapmak zorundayım.I don't have a choice. I have to do it.
En kısa sürede başlamak zorunda.It has to begin as soon as possible.
Halletmek zorunda olduğum işlerim vardı.I had things I had to deal with.
Onu kabul etmek zorunda kaldım.I had to accept it.
Hemen hareket etmek zorunda kaldım.I had to act at once.
Çabuk hareket etmek zorunda kaldım.I had to act quickly.
Tom'un bacağını kesmek zorunda kaldım.I had to amputate Tom's leg.
Tom'u tutuklamak zorunda kaldım.I had to arrest Tom.
Tom için uçak rezervasyonu yaptırmak zorunda kaldım.I had to book a flight for Tom.
Ödemek için yeterli paramız olmadığı için o siparişi iptal etmek zorunda kaldım.I had to cancel that order because we didn't have enough money to pay for it.
Tom'u yatağa götürmek zorunda kaldım.I had to carry Tom to bed.
Tom'u üst kata götürmek zorunda kaldım.I had to carry Tom upstairs.
Tom'un bavulunu onun için taşımak zorunda kaldım.I had to carry Tom's suitcase for him.
Buraya zamanında gelmek için bu sabah ilk trene yetişmek zorundaydım.I had to catch the first train this morning to get here in time.
Giydiğim şey durum için uygun olmadığından dolayı elbiseleri değiştirmek zorunda kaldım.I had to change clothes because what I was wearing wasn't appropriate for the situation.
Kuralları değiştirmek zorundaydım.I had to change the rules.
Ben çitin üzerinden tırmanmak zorunda kaldım.I had to climb over the fence.
Duvarın üzerine tırmanmak zorundaydım.I had to climb over the wall.
Çitin altından sürünmek zorunda kaldım.I had to crawl under the fence.
Tom'un icabına bakmak zorunda kaldım.I had to deal with Tom.
Hemen karar vermek zorundaydım.I had to decide right then and there.
Kendimi savunmak zorundaydım.I had to defend myself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod