Zorluklar var, zorluklar var.There are challenges. There are challenges.
Bunun getireceği zorluklarlar baş etmeye başlayamaz.It cannot begin to cope with the challenges that this will bring.
'Eski' gençlik 'bir zorlukla varsayalım söyledi'You are old,' said the youth, 'one would hardly suppose
'The Queen tüm hesaplaşmanın tek yolu vardı zorluklar, büyük ya da küçük.The Queen had only one way of settling all difficulties, great or small.
Büyük zorluklarla karşılaştığımızda elimizden gelenin en iyisini yapacağımıza inanıyorum.I believe we're at our best when we're confronted with big issues.
Bu, bir bakıma, çok iyi bir fikri yorumlamanın zorluklarından biri.This, in a way, is one of the challenges of how to interpret a really good idea.
Bu zorluklarla, sorunlarla, acılarla baş edecek yollar bulmalıyız.We need to find ways to embrace these challenges, these problems, the suffering.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.The societal challenges that come along with that kind of inequality deserve some attention.
Yani bu bizim gerçekte endişelenmemize gerek olan bir takım zorluklardan değildir.So this is not the set of challenges we really need to worry about.
Öyleyse bu zorluklarla, onlar hakkında neler yaparız?So with these challenges, what do we do about them?
Çok çetrefilli zorluklarla karşılaşıyoruz.We're facing very tough challenges.
Birçok zorluklara katlananlarınıza söylüyorum, hayallerinizden vazgeçmeyin.How is this had to happen to me For those of you who had experience some hardships
Ben miyopum, İlerideki işaretlere bakıyorum, onları zorlukla görüyorum.I'm short sighted. I look at the signs at the end, I can hardly see them.
Ancak çoğunlukla büyük bir zorlukla karşılaşmadık.But for the most part there's been no major challenges.
Zorlukla nefes alıyordum.I could barely breathe.
Prenses Lee Seol yetimhaneye bırakıldı... ...ve tüm hayatını zorluklar içinde geçirdi.Then, Princess Lee Seol was taken to an orphanage, and lived a life full of obstacles.
Veliaht prens yaşasaydı... ...bu zorlukları hiç yaşamamış olacaktı.If the crown prince had been alive, she would have never gone through these difficulties.
Aslında diğer çocuğa kıyasla zorlukla hareket edebiliyor.He hardly moves at all, actually, relative to the other child.
Tüm zorluklara katlanırım.I will accept any hardship.
Yani bütün bu zorluklar bu hayvanların önünde birikiyor ve sayılarının artmasına engel oluyor.So all of these ills are stacking up against these animals and keeping their numbers very low.
Sanırım zorluklara karşı dayanıklı olmalıyız.I guess we need to get tougher then.
Çünkü muhtemelen beraber yaşadığımız zorluklar yüzündendi bu.It was probably because of the hardships we endured together.
Ekonomik zorluklar sırasında, dünya refahı yaymak için bir araya geldi.At a time of economic challenge, the world has come together to broaden prosperity.
Telefonu çevirmede daha önce yaşamadığınız bir zorlukla karşılaşıyor musunuz?Are you having more trouble dialing the phone than you used to?
Zorlukla nefes alabiliyordum.I could barely breathe.
Pozisyon değiştirmenin de bazı zorlukları vardır.There are some difficulties in changing positions.
Fakat bazı ilham kaynakları zorluklardan gelir.But some of the sources of inspiration come from adversity.
Ve zorluklarla dolu.And it's full of challenges.
Her bölgede büyük zorluklarla karşılaşacağız.At every site there will be huge challenges.
İnsanoğlu daima zorlukların üstesinden gelmiştir.Human beings have always risen to the challenge.
Genellikle zorluklarla karşılaştık.Often we run into obstacles.
Bu şarj yönteminin bazı zorlukları var.This charging method seems to have its limitations.
Artık hayatın başa çıkman gereken bir sürü zorlukla dolacaktır.From now on, your life is going to be jam-packed with things that will be hard for you to handle.
Proje, sahip olduğumuz zorlukların temel nedenlerinin bir çoğunu irdelemektedir.It addresses many of the root causes of our difficulties.
A noktasından B noktasına giderken zorluklarla karşılaşan insanlar tarafından.- PEOPLE WHO FACE CHALLENGES AS THEY GET FROM POlNT A TO POlNT B.
Zorlukları gerçekten severiz, ama eğer beklentiler düşükse, inanın kiWe love challenges, but when expectations are low, trust me, we will sink to them.
En büyük zorluklardan biri eğitimin temelinden yenileştirmektir.One of the real challenges is to innovate fundamentally in education.
Bir durumun üstesinden, zorluklardan kaçarak değil onları kullanarak gelmek.Not rise to it, rise with it.
Ve karşımızdaki zorlukların kalbinde (Alkış)And at the heart of our challenges -- (Applause)
Karşımızdaki zorlukların kalbinde yapabilirliğimizi ve zekamızı yeni baştan tanımlayabilmemiz yatar.At the heart of the challenge is to reconstitute our sense of ability and of intelligence.
Fakat bu da bazı zorluklarımızı gösteren diğer bir video.But here's another video that shows some of our challenges.
Yani burada gerçekten büyük zorluklarla mücadele ediyoruz.So we're really challenged on what we're doing there.
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.I was obsessed with Houdini and his underwater challenges.
Laptopum yanımdayken bile, çoğu insanın konuşma zorluklarıma fazla sabredemediklerinin farkındayım.Even then, I'm aware that most people have little patience for my speaking difficulties.
Yalnız bu tür zorlukları yenebilirsiniz.People who they see are gonna be powerful people in the future.
Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır.His mother carries him in her womb in weakness and debility, weaning him in two years.
Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.Surely with hardship there is ease.
İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık.That We created man in toil and trouble.
Biz, insanı ( yüzyüze geleceği nice ) zorluklar içinde yarattık.That We created man in toil and trouble.
Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.With hardship indeed there is ease.
Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.Surely with hardship there is ease.
Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.With hardship indeed there is ease.
Ve sizin yüklerinizi de, kendi kendinize ancak zorlukla varacağınız bölgelere taşırlar.They carry your burdens to lands so distant you could not have reached without much hardship.
İnsanı zorluklar arasında (direnmesi için) yarattık.That We created man in toil and trouble.
Elbette, kolaylık zorlukla birliktedir.Surely with hardship there is ease.
Evet, kolaylık zorlukla birliktedir.With hardship indeed there is ease.
Zorluklara karşı direnir ve erdemli davranırsanız entrikaları size hiç bir zarar vermez.And if ye remain persevering and God-fearing their guile shall not harm you at all.
Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır.For those who are able: a ransom of feeding a needy person.
Eğer o çoğu işte size uysaydı, gerçekten zorlukla karşılaşır, sıkıntıya düşerdiniz.Had he obeyed you in many things, you would have suffered hardship.
SPIEGELONLINE: Panama'nın Ayın çocuklarının zorlukları.SPIEGELONLINE: The plights of the children of the Moon of Panama.