Ana içeriğe geç
Sözlük

zorluk ile cümle

zorluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.A legnagyobb kihívás, hogy az anyagtudomány összetett, és drága felszerelést igényel.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.De grootste uitdaging is dat materiaalkunde complex is en heel dure uitrusting vereist.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.Den största utmaningen är att materialvetenskapen är komplex och kräver dyr utrustning.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.Die größte Herausforderung dabei ist die Komplexität der Materialwissenschaften, die teure Geräte benötigt.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.El desafío más grande es que la ciencia de materiales es compleja y requiere equipos costosos.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.가장 큰 난점은 재료 과학이 복잡하다는 것과 값비싼 장비가 필요하다는 점입니다.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.La sfida più grande è che la scienza dei materiali è complessa e richiede attrezzature costose.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.Największym wyzwaniem jest to, że nauka nad materiałami jest bardzo złożona i wymaga drogiego sprzętu.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.O maior desafio é que a ciência dos materiais é complexa e requer equipamentos caros.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.Știinţa materialelor este complexă şi necesită un echipament costisitor.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.Thách thức lớn nhất là khoa học vật liệu rất phức tạp, và yêu cầu trang thiết bị đắt tiền.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.Η μεγαλύτερη πρόκληση είναι ότι η επιστήμη των υλικών είναι πολύπλοκη και απαιτεί ακριβό εξοπλισμό.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.Найбільша проблема в тому, що матеріалознавство - складна наука, яка вимагає дорогого обладнання.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.Най-голямото предизвикателство е, че материалната наука е сложна и е нужно скъпо оборудване.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.Самой большой трудностью является то, что материальная наука сложна и требует дорогого оборудования.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.האתגר האמיתי הוא שמדע החומרים הינו מורכב ודורש ציוד יקר.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.التحدي الاكبر هو ان علم المواد معقد ويتطلب معدات باهظة الثمن.
Burada ki en büyük zorluk ise malzeme biliminin kompleks olması ve pahalı donanımlar gerektirmesidir.器具が高価なのが課題ですが 必ずしも そうとは限りません
Bu sana verilen bir zorluk değil.Așadar aceasta nu este o competiție sau un concurs care va este dat.
Bu sana verilen bir zorluk değil.Outro 'Eu'? Isto não é um desafio que te estou a dar.
Bu sana verilen bir zorluk değil.Quindi questa non e' una sfida che vi e' stata data
Bu sana verilen bir zorluk değil.Un autre 'je' ? Ce n'est pas un défi qui t'est donné, en fait.
Bu şarj yönteminin bazı zorlukları var.Aceste metode de reîncãrcare par a avea propriile limite.
Bu şarj yönteminin bazı zorlukları var.Die jetzige Aufladungsmethode scheint ihre Grenzen zu haben.
Bu şarj yönteminin bazı zorlukları var.Je pense qu'il y a une limite à la méthode actuelle de rechargement.
Bu şarj yönteminin bazı zorlukları var.Ta metoda ładowania ma swoje ograniczenia.
Bu şarj yönteminin bazı zorlukları var.Αυτή η μέθοδος φόρτισης φαίνεται να έχει τους περιορισμούς της.
Bu sebeple, bu tür yerlerde eğitimle ilgili zorluklar,Bởi vậy thách thức của giáo dục ở vùng đất như thế này
Bu sebeple, bu tür yerlerde eğitimle ilgili zorluklar,이런 곳의 교육기관에서 가르쳐야 하는 것은
Bu sebeple, bu tür yerlerde eğitimle ilgili zorluklar,Tutaj celem edukacji
Bu sebeple, bu tür yerlerde eğitimle ilgili zorluklar,אז האתגרים של החינוך במקום כזה
Bu sebeple, bu tür yerlerde eğitimle ilgili zorluklar,لذا التحدي في هذه الاماكن المحمول على عاتق التعليم
Bu sebeple, bu tür yerlerde eğitimle ilgili zorluklar,教育すべきことは ケニアやイギリスの国王や女王を知ることではなく
Bu süreç hâlâ, makinenin konumunda, tamamen karanlık bir oda gerektiriyordu ve bu da büyük bir zorluktu.Este proceso aún requería todo un cuarto oscuro donde se tomara la fotografía algo que era una gran molestia.
Bu süreç hâlâ, makinenin konumunda, tamamen karanlık bir oda gerektiriyordu ve bu da büyük bir zorluktu.이 과정은 여전히 사진을 찍을 때 완전히 어두운 방이 필요했습니다. 매우 귀찮은 일이었지요.
Bu süreç hâlâ, makinenin konumunda, tamamen karanlık bir oda gerektiriyordu ve bu da büyük bir zorluktu.Procesul necesita o cameră întunecată la locația de fotografiere, ceea ce era o bătaie de cap.
Bu süreç hâlâ, makinenin konumunda, tamamen karanlık bir oda gerektiriyordu ve bu da büyük bir zorluktu.Questo processo richiedeva un'intera camera oscura dove si trovasse il fotografo, una bella seccatura.
Bu süreç hâlâ, makinenin konumunda, tamamen karanlık bir oda gerektiriyordu ve bu da büyük bir zorluktu.Tam gdzie robimy zdjęcie wciąż potrzebna jest ciemnia, a to niemały kłopot.
Bu süreç hâlâ, makinenin konumunda, tamamen karanlık bir oda gerektiriyordu ve bu da büyük bir zorluktu.Для фотографии всё ещё нужен был немедленный доступ к тёмному помещению, и это создавало множество неудобств.
Bu süreç hâlâ, makinenin konumunda, tamamen karanlık bir oda gerektiriyordu ve bu da büyük bir zorluktu.התהליך עדיין דרש חדר אפל שלם במקום עבודתו של הצלם, וזה היה עניין מורכב.
Bu süreç hâlâ, makinenin konumunda, tamamen karanlık bir oda gerektiriyordu ve bu da büyük bir zorluktu.هذه العملية مازالت تتطلب غرفة مظلمة في موقع التصوير وهذا كان أمرا صعب
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.자연히 소들은 그런 곡식들을 소화해 내는데 어려움을 겪었지만 생산자에게 그건 문제되는 일이 아니였습니다.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Majú problémy tieto zrná tráviť, samozrejme, ale to nebol problém pre producentov.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Naturalmente avevano problemi a digerirli, ma questo non costituiva un problema per gli allevatori.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Ne eivät tietenkään sulata hyvin niitä, mutta se ei ollut ongelma.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Normal ca au avut porobleme in a digera cerealele, dar asta nu era o problema pentru producatori.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Oczywiście miało problemy z trawieniem ziaren, ale dla producentów nie było to problemem.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Por supuesto tienen problemas digiriendo esos cereales, pero eso no era un problema para los criadores.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Samozřejmě, že má problémy strávit tyhle oblininy, ale to výrobci nepovažovali za problém.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Természetesen ezeket a magvakat nehezen emésztik, de ez nem jelentett problémát a tenyésztőknek.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Und obwohl die Tiere Probleme hatten, dieses Futter zu verdauen, war das kein Problem für die Züchter.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Ze kregen problemen met het verteren, natuurlijk, maar dat was geen probleem voor de producenten.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Δυσκολεύονται να χωνέψουν αυτούς τους καρπούς, φυσικά, αλλά αυτό δεν ήταν πρόβλημα για τους παραγωγούς.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Конечно, им было трудно переваривать эти зерновые. Но для производителя это не было проблемой.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.Те имат трудности да храносмилат тези зърна, разбира се, но това не беше проблем за производителите.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.יש להם בעיה לעכל את הדגנים הללו, כמובן, אבל זו לא היתה בעיה ליצרנים.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.ولدى الماشية مشكلة في هضم هذه الحبوب بالطبع، لكن هذه لم تكن مشكلة للمنتجين.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.これは生産者達にとっての問題じゃないもの 新しい薬で動物を健康にさせていた
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.啲牛當然消化唔到啲穀物 但呢啲唔係生產者嘅間題
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Az ezzel a fajta egyenlőtlenséggel együtt járó társadalmi kihívásoknál érdemes egy kicsit elidőznünk.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod