Bu zoraki görünebilir ama gerçek bir problemdir.It might sound far-fetched, but this is a real problem.
O zoraki bir gülümseme idi.It was a forced smile.
Tom ve Mary zoraki evlilik yaptılar.Tom and Mary had a shotgun wedding.
Senin hikayen benim için biraz zoraki görünüyor.Your story seems a bit far-fetched to me.
Bazılarına bugün bile zoraki işçilik yaptırılmaktadır.Upon some of them they have imposed forced labor even to this very day.
1627 yılında zoraki vergileri ödemeyi reddettiği için kısa süreli olarak hapse atılır.In 1626 he was imprisoned for refusing to pay the forced loan.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.And I'm smiling, sort of forced, I think, because the girl I had, boy, she was gone.
Göçük altında kalan adamın karısı Lorraine ise Tatum’un planına zoraki dahil olur.Die Ehefrau des Verunglückten, Lorraine, verbündet sich ebenfalls mit Tatum.
Yani bu değişim bir bakıma zoraki bir değişim değildi.Dieser Wechsel musste nicht zwangsläufig einen Seitenwechsel bedeuten.
Bazılarına bugün bile zoraki işçilik yaptırılmaktadır.Ils ont contraint certaines à des travaux forcés, même jusqu'à nos jours.
Tutuklandı ve sonra İskenderiye'ye zoraki sürgüne gönderildi.Il est de nouveau arrêté, mais parvint à s'exiler en Suisse.
Norveç, birliğin zoraki üyesiydi.Noruega fue el único participante del grupo.
Oscar ödüllü Zoraki Kral filminin yönetmenidir.Ha vinto l'Oscar al miglior regista per il film Il discorso del re.
Başaramayınca da ondan uzaklaşmak ister, ama artık onlar zoraki birer yol arkadaşı olmuşlardır.Но если бы они не пожелали разойтись, следовало применить против них силу.
Bazılarına bugün bile zoraki işçilik yaptırılmaktadır.يعمل ملايين الناس اليوم كعمال مستعبدين.
Tanışırlar, zoraki sevgili olurlar, daha sonra gerçekten sevgili olurlar.Eles se tornam amigos, depois amantes e, então, mais do que amigos.
Yani bu değişim bir bakıma zoraki bir değişim değildi.Mas, tal modificação não constitui um fim em si mesma.
Başaramayınca da ondan uzaklaşmak ister, ama artık onlar zoraki birer yol arkadaşı olmuşlardır.Gingen zij niet in op haar avances, dan kon zij in grote woede ontsteken en wilde zij wraak nemen.
Başaramayınca da ondan uzaklaşmak ister, ama artık onlar zoraki birer yol arkadaşı olmuşlardır.Nie potrafił jednak w żaden sposób uciszyć swego gniewu i chcąc się go pozbyć, skierował go przeciw sobie.
Zoraki Aşk (Al Diablo Con Los Guapos) 2007-2008 Televisa yapımı bir telenoveladır.Do diabła z przystojniakami (Al diablo con los guapos, 2007-2008) – meksykańska telenowela z 2007 roku.
Başaramayınca da ondan uzaklaşmak ister, ama artık onlar zoraki birer yol arkadaşı olmuşlardır.On beztoho sám nic nedělá, aniž tak snadno dělati co bude, proč tedy v cestě těm, kdož chtí?“.
İlk amatör tiyatro oyunu, Vefa Lisesi'nde okurken rol aldığı "Zoraki tabip"tir.Jeho první "divadelní role" byla role hodného vousatého trpaslíka v mateřské škole.
Caesar'ın katilleri Brutus ve Cassius ' a MÖ 42 yılındaki Philippi savaşında zoraki yardım etti.Asasinii lui Cezar au fost urmăriti, iar Cassias și Brutus s-au sinucis în 42 î.Hr. în bătălia de la Phillipi.
Tanışırlar, zoraki sevgili olurlar, daha sonra gerçekten sevgili olurlar.Gyengéd vonzalom alakul ki közöttük, valószínűleg szeretkeznek.
1627 yılında zoraki vergileri ödemeyi reddettiği için kısa süreli olarak hapse atılır.1927-ben a diktátorellenes nyilatkozat aláírása miatt rövid időre börtönbe került.
Başaramayınca da ondan uzaklaşmak ister, ama artık onlar zoraki birer yol arkadaşı olmuşlardır.Jos (vastaaja) ei (niitä) halua, (kantaja) älköön (olko pakotettu) varustamaan hänelle katettuja vaunuja.
Yani bu değişim bir bakıma zoraki bir değişim değildi.Forandlingerne var ikke uden problemer.
Bazılarına bugün bile zoraki işçilik yaptırılmaktadır.Ngày nay, người ta còn thực hiện công tác chọn lọc trâu.
Norveç, birliğin zoraki üyesiydi.新たな連合にノルウェーは不承不承参加した。
Tanışırlar, zoraki sevgili olurlar, daha sonra gerçekten sevgili olurlar.很積極的接近追求,後來成為戀人。
Tutuklandı ve sonra İskenderiye'ye zoraki sürgüne gönderildi.מסיבה זאת הוא נאסר וגורש משווייץ.
Zoraki bir kahraman, genelde hayattan zevk alma peşinde ve kaygısız.אדם עצוב בדרך כלל לא ירצה לעשות כלום מרוב ייאוש ועצב.
2010'da Bonham Carter Zoraki Kral filminde Lady Elizabeth Bowes-Lyon rolünü oynamıştır.V roku 2010 hrala rolu Lady Elizabeth Bowes-Lyon vo filme Kráľova reč.
2010'da Bonham Carter Zoraki Kral filminde Lady Elizabeth Bowes-Lyon rolünü oynamıştır.Leta 2010 je Helena Bonham Carter zaigrala Elizabeto Bowes-Lyon v filmu Kraljev govor.
Bunun için bir doktorun zoraki tedavi sevk kâğıdı (pakkohoitolähete) gereklidir.För detta behövs läkarens remiss för tvångsvård (pakkohoitolähete).
Bunun için bir doktorun zoraki tedavi sevk kâğıdı (pakkohoitolähete) gereklidir.Para ello se requiere un dictamen médico de cuidados forzosos (pakkohoitolähete).
Bunun için bir doktorun zoraki tedavi sevk kâğıdı (pakkohoitolähete) gereklidir.Pour cela, il faut l'ordonnance d'un médecin pour un internement forcé (pakkohoitolähete).
Bunun için bir doktorun zoraki tedavi sevk kâğıdı (pakkohoitolähete) gereklidir.Tähän tarvitaan lääkärin pakkohoitolähete.
Bunun için bir doktorun zoraki tedavi sevk kâğıdı (pakkohoitolähete) gereklidir.Для этих целей понадобится выписанное врачом направление на принудительное лечение (pakkohoitolähete).
Bunun için bir doktorun zoraki tedavi sevk kâğıdı (pakkohoitolähete) gereklidir.هناك حاجة لهذا إلى تحويلة العلاج الإجباري (pakkohoitolähete) التى يحررها الطبيب.
Bunun için bir doktorun zoraki tedavi sevk kâğıdı (pakkohoitolähete) gereklidir.假如患者的病情十分严重,需要立即入院接受心理治疗,即使患者本人不同意,也可对其进行强制治疗。这种情况下,医生需要开具强制治疗书
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.A já se usmívám tak trochu nuceně, mám ten pocit, protože ta dívka, kterou jsem měl, odešla.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Dan saya berlayar, agak sedikit terpaksa saya kira, karena kekasih saya, baru pergi.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Én mosolygok, azt hiszem egy kicsit kényszeredetten, mert a barátnőm, sajnos lelépett.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Ik lach, een beetje geforceerd, denk ik, want mijn meisje, man, ze was weg.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.I uśmiecham się na nim trochę sztucznie ponieważ dziewczyna z którą byłem odeszła ode mnie.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.저는 웃고 있지만 제 생각에는 억지로 그랬던 것 같습니다. 왜냐하면 그 여자는 아주 떠나가버렸기 때문이죠.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Mon sourire est un peu forcé, je crois, parce que cette fille que j'avais, elle m'avait quitté pour de bon.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Og jeg smiler, anstrengt, tror jeg, fordi pigen jeg havde, manner, hun var væk.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Penso que estou a sorrir de modo forçado por causa da rapariga que eu tinha, ela tinha-se ido embora.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Sto sorridendo, un sorriso un po' forzato, credo, perché la mia ragazza mi aveva lasciato.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Tôi đang cười, chắc là cười gượng thôi bởi vì cô gái tôi yêu, nàng đã ra đi rồi.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Und ich lächle etwas gequält, glaube ich, weil das Mädchen, das ich liebte, mich verlassen hatte.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Y estoy sonriendo, obligadamente, supongo, porque la chica que tenía, cielos, se había ido.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Zâmbeam, puţin forţat cred, pentru că fata ce o aveam, plecase pe bune.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Και χαμογελάω, μετά βίας, νομίζω, επειδή το κορίτσι μου, φίλε, είχε φύγει.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.А аз се усмихвам, малко насила, мисля, защото момичето, с което бях, Господи, си беше отишло.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Я с трудом выдавливал из себя улыбку, потому что моя девушка, боже, она меня бросила.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.אני עם חיוך מאולץ- מפני שהבחורה כבר עזבה.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.وأنا أبتسم، مجبراً نوعاً ما، على ما أظن، لأن الفتاة التي حصلت عليها، يا للهول، كانت قد رحلت.