Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Dibawanya aku ke ruang pesta, pandangannya padaku penuh cinta
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.El m'a dus în casa de ospăţ, şi dragostea era steagul fluturat peste mine.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Él me lleva a la sala del banquete, y su bandera sobre mí es el amor
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Er führt mich in den Weinkeller, und die Liebe ist sein Panier über mir.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Han har ført mig til vinhuset, og hans banner over mig er kjærlighet.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Hän on vienyt minut viinimajaan; rakkaus on hänen lippunsa minun ylläni.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Hij heeft mij naar het wijnhuis gebracht en ik koesterde mij in zijn liefde.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Il m`a fait entrer dans la maison du vin; Et la bannière qu`il déploie sur moi, c`est l`amour.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.I vinsalen har han fört mig in, och kärleken är hans baner över mig.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.그가 나를 인도하여 잔치집에 들어갔으니 그 사랑이 내 위에 기로구나
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Levou-me � sala do banquete, e o seu estandarte sobre mim era o amor.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Mi ha introdotto nella cella del vino e il suo vessillo su di me è amore
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Người đưa tôi vào phòng yến tiệc, Ngọn cờ người phất trên tôi ấy là ái tình.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Người đưa tôi vào phòng yến_tiệc , Ngọn cờ_người phất trên tôi ấy_là ái_tình .
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Til en Vinhal bragte han mig, hvor Mærket over mig er Kærlighed.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Uvedl mne na hody, maje za korouhev lásku ke mně.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Voviedol ma do domu vína, a jeho vlajkou nado mnou je láska.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Vpeljal me je v hišo, kjer se gostujejo, in zastava njegova nad menoj je ljubezen.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Wprowadził mię w dom wina, mając za chorągiew miłość przeciwko mnie.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Με εφερεν εις τον οικον του οινου, και η σημαια αυτου επ' εμε η αγαπη.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Доведе ме в дома на пированието, И знамето му над мене бе любов.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.Он ввел меня в дом пира, и знамя его надо мною - любовь.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.הביאני אל בית היין ודגלו עלי אהבה׃
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.ادخلني الى بيت الخمر وعلمه فوقي محبة.
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.他 帶 我 入 筵 宴 所 、 以 愛 為 旗 在 我 以 上
Ziyafet evine götürdü beni, Üzerimdeki sancağı aşktı.他 帶 我 入 筵宴 所 、 以 愛為 旗 在 我 以上
"Ziyafetiniz bitti, ama nedense mezbaha titizlikle çok uzaklarda, gizlenmis; burada bir suç ortakligi var.""Du har ätit och hur samvetsömt slakthuset än göms i det graciösa avståndet av mil, finns där svårigheter".
"Ziyafetiniz bitti, ama nedense mezbaha titizlikle çok uzaklarda, gizlenmiş; burada bir suç ortaklığı var.""Du har ätit och hur samvetsömt slakthuset än göms i det graciösa avståndet av mil, finns där svårigheter".
"Ziyafetiniz bitti, ama nedense mezbaha titizlikle çok uzaklarda, gizlenmiş; burada bir suç ortaklığı var."Právě jsi dovečeřel a jakkoli daleko od tebe jsou jatka, jsi spolupachatel. "Hejbni se děvko!"
"Ziyafetiniz bitti, ama nedense mezbaha titizlikle çok uzaklarda, gizlenmiş; burada bir suç ortaklığı var.""Zjadłeś i niezależnie od tego jak daleko jest ukryta rzeźnia istnieje Twój współudział"
"Ziyafetiniz bitti, ama nedense mezbaha titizlikle çok uzaklarda, gizlenmiş; burada bir suç ortaklığı var.""Вы обедали, и однако тщательно скотобойня скрыта в изящное расстояние миль, есть соучастие".
Ziyafet? Kafam tamamen karışmıştı.포식? 저는 혼란스러웠죠.
Ziyafet? Kafam tamamen karışmıştı.Τσιμπούσι; Τα έχασα τελείως.
Ziyafet? Kafam tamamen karışmıştı.זוללים? הייתי מבולבל לגמרי.
Ziyafet? Kafam tamamen karışmıştı.فرائس ؟؟ " لقد أصبت بالتشويش
Ziyafet? Kafam tamamen karışmıştı.鳥たちの食べてるのは君の魚だよ
Ziyafet salonlarından ve kraliyet tahtından ve süslü tavanlarından inmemizin bir nedeni de bu.지금 우리가 있는 연회장 같은 곳으로부터 떠나려는 이유는 연회장의 천장의 독특한 이미지가
Ziyafet salonlarından ve kraliyet tahtından ve süslü tavanlarından inmemizin bir nedeni de bu.אחת הסיבות לכך שאנו מתרחקים מאולמות נשפים כמו זה שבו אנו נמצאים, אולמות נשפים עם ציורים מופלאים על התקרה,
Ziyafet salonlarından ve kraliyet tahtından ve süslü tavanlarından inmemizin bir nedeni de bu.أحد الاسباب لابتعادنا عن قاعات الاحتفالات، كهذه القاعة ذات الصور المذهلة على السقف
Ziyafet salonlarından ve kraliyet tahtından ve süslü tavanlarından inmemizin bir nedeni de bu.天井に 王位に就いた王などの 素晴らしい絵が飾られた 大きな広間が 政府の中心でしたが