Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Cuando alcanzo la cima de una montaña empinada en medio de la nada, me siento joven, invencible, eterno.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Kiedy docieram na szczyt stromej góry z dala od zgiełku, czuję się młody, niezwyciężony, nieśmiertelny.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.인적이 없는 가파른 산의 정상에 도달하면 저는 젊음과
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Quando raggiungo la cima di una montagna scoscesa sperduta nel nulla, mi sento giovane, invincibile, eterno.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Wenn ich den Gipfel eines steilen Berges mitten im Nirgendwo erreiche, fühle ich mich jung, unbesiegbar, ewig.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Когато стигна до върха на стръмна планина по средата на нищото, се чуствам млад, неуязвим, вечен.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Когда я достигаю вершины крутой горы на краю цивилизации, я чувствую себя молодым непобедимым и бессмертным.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.כאשר אני מגיע לפסגה של הר תלול באמצע שום מקום, אני מרגיש צעיר,
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.فعندما تصل الى القمة " قمة الجبل " على جبل شديد الانحدار .. في منطقة نائية أشعر بأني مازلت شاب ,,
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.周りに何もない 急な山の頂上に到達すると 自分は若く 向かうところ敵なし そして永遠である という気持ちになれるのです
Jamaika'lı sprinter bu aralar formunun zirvesinde.자메이카계 단거지 선수이자 2012년부터 지금까지 최고의 업적을 이루고 있고
Jamaika'lı sprinter bu aralar formunun zirvesinde. 2012 yılında, bugün için yeryüzündeki en hızlı insan.Na tomto obrázku je Usain Bolt, jamajský sprinter, který pokračuje ve skvělé sprinterské kariéře.
Jamaika'lı sprinter bu aralar formunun zirvesinde.2012 年、2012 年の初期から、彼は今日の最速の人間とされています。
Jamaika'lı sprinter bu aralar formunun zirvesinde.אצן ג'מייקאני, אשר ממשיך לממש את כשירונו
Jamaika'lı sprinter bu aralar formunun zirvesinde.الذي ما زال يقول بأحسن أداء له
Kasım'da, Tunus'taki Dünya Zirvesi'nde.저희가 코피 아난 UN 사무총장에게 소개한 그린 머쉰이라는 것이죠.
Kasım'da, Tunus'taki Dünya Zirvesi'nde.בנובמבר בועידה העולמית שנערכה בתוניסיה.
Kasım'da, Tunus'taki Dünya Zirvesi'nde.في نوفمبر في مؤتمر القمّة العالمي الذي عُقد في تونس.
Kasım'da, Tunus'taki Dünya Zirvesi'nde.これに注目した人は、これをラップトップ計画と呼びます
Kayıp medeniyetlerin mitsel hissini sunan Zenit Seti temalı imitasyon takıların zirvesindedir.Oferecendo a sensação mística de civilizações perdidas, o Zenith Set é o auge das bijuterias temáticas.
Kayıp medeniyetlerin mitsel hissini sunan Zenit Seti temalı imitasyon takıların zirvesindedir.Напоминая о мифах утерянных цивилизаций, the Zenith Set воплощает собой идеальное тематическое украшение.
Koalisyonun sonunda Napolyonun hemem hemen gucunun zirvesinde oldugundan bahsetmiştik(deginmiştik.)Отже, у попередньому відео ми говорили, що в часи згасання Четвертої коаліції
Koch Brothers bu bozulmanın zirvesindedir ama ABD ticaret odası kirli paranın Everestidir.Bratři Kochové jsou vrcholy korupce, ale Americká obchodní komora je Everestem špinavých peněz.
Koch Brothers bu bozulmanın zirvesindedir ama ABD ticaret odası kirli paranın Everestidir.Die Koch-Brüder sind hohe Gipfel der Korruption, aber die US Handelskammer ist der Everest dreckigen Geldes.
Kofi Annan'la birlikte tanıttığımız sözde Yeşil Makine mesela, Kasım'da, Tunus'taki Dünya Zirvesi'nde.Es la llamada Máquina Verde que presentamos con Kofi Annan en noviembre, en la Cumbre Mundial de Túnez.
Kofi Annan'la birlikte tanıttığımız sözde Yeşil Makine mesela, Kasım'da, Tunus'taki Dünya Zirvesi'nde.Това е тъй наречената Зелена Машина, която представихме с Кофи Анан през ноември на Световната Среща в Тунис.
Matematiksel kazanimlarina bakalim. Uluslararasi ligin zirvesinde PISA'nin son calismasina gore,No topo da tabela internacional, de acordo com o último estudo PISA, está Xangai, distrito da China.
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -E' splendido il breve sorriso con cui accompagna questa nota altissima - come per dire:
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -Îmi place micuțul zâmbet pe care-l are la nota cea mai înaltă -- ca şi când ar zice:
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -Jeg elsker det lille smil hun laver på den høje tone sådan:
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -저는 그녀가 저렇게 고음을 처리할 때 살짝 미소짓는 것이 좋습니다.
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -Rakastan tuota pientä hymyä, joka hänellä on juuri korkealla sävelellä, ikään kuin hän sanoisi:
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum - "Sorun yok, her şey güzel." der gibi.Ik houd van het kleine glimlachje bij de hoogste noot -- een beetje als "Geen probleem, alles gaat goed."
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum - "Sorun yok, her şey güzel." der gibi.Imádom azt a kis mosolyt a magas hang tetején -- mintha azt mondaná:
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum - "Sorun yok, her şey güzel." der gibi.J'adore le petit sourire qu'elle a juste à la fin de la note -- du style, "Aucun problème, tout va bien."
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum - "Sorun yok, her şey güzel." der gibi.Jag älskar det lilla leendet hon gör just ovan tonens höjdpunkt -- som om "Inga problem, allt är lugnt."
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum - "Sorun yok, her şey güzel." der gibi.Mám rád ten malý úsměv na vršku tónu, jako by říkal:
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum - "Sorun yok, her şey güzel." der gibi.Me encanta la sonrisa que hace justo en la nota más alta como diciendo: "no hay problema, todo está bien".
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum - "Sorun yok, her şey güzel." der gibi."Não há problema, tudo bem".
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum - "Sorun yok, her şey güzel." der gibi.Páči sa mi jej úsmev, keď vytiahne tú notu ako "Žiaden problém, všetko je v pohode."
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum - "Sorun yok, her şey güzel." der gibi.Saya menyukai senyuman kecilnya pada nada tinggi -- seperti, "Tidak ada masalah, semuanya baik-baik saja."
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -Tôi thích nụ cười của cô ấy khi hát nốt cao nhất --
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -Мне нравится её едва заметная улыбка, когда она берёт высокую ноту, она будто говорит:
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -Харесва ми малката усмивка, която прави точно над горната част на нотата -- като че ли:
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -אני מת על החיוך הקטן שיש לה מעל לתו הגבוה-
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -احب البتسامة الصغيرة التي تفعلها عند اعلى النوتة
Notanın zirvesinde yaptığı o küçük tebessüme bayılıyorum -何か「大丈夫 心配しないで」と
Öğrendiğime göre Usain Bolt'un anlık hızı, hatta anlık hızının zirvesi, satte 30 mile yakınA našel jsem si, že okamžitá nejvyšší rychlost Usaina Bolta je 30 mil za hodinu.
Öğrendiğime göre Usain Bolt'un anlık hızı, hatta anlık hızının zirvesi, satte 30 mile yakınEs gibt 3600 Sekunden in einer Stunde. Also schafft er so viele Meter 3600-mal.
Öğrendiğime göre Usain Bolt'un anlık hızı, hatta anlık hızının zirvesi, satte 30 mile yakınولقد بحثت عن سرعة بولت اللحظية إن أعلى سرعة لحظية يصل إليها هي في الحقيقة قريبة من 30 ميلا في الساعة
Öğrendiğime göre Usain Bolt'un anlık hızı, hatta anlık hızının zirvesi, satte 30 mile yakın彼のピークの瞬時速度で 実際には 1 時間あたり 30 マイル近いです。 ここで傾斜は
O gücünün zirvesindeki, 27 yaşındaki avı indirmeye hazır gençlere de ihtiyacınız var.힘에 있어서 절정에 다다른 27세의 혈기왕성한 젊은이들을 사냥에서 빼도록하고,
O gücünün zirvesindeki, 27 yaşındaki avı indirmeye hazır gençlere de ihtiyacınız var.On doit faire partie d'une meute.
O gücünün zirvesindeki, 27 yaşındaki avı indirmeye hazır gençlere de ihtiyacınız var.אתם זקוקים לחתיכים בני 27 שנמצאים בשיא אונם, מוכנים להפיל את הטרף,
O gücünün zirvesindeki, 27 yaşındaki avı indirmeye hazır gençlere de ihtiyacınız var.فيجب ان يوجد في الفرقة ابناء 27 عاماً الاقوياء الذي يستطيعون الجري والقتل
O gücünün zirvesindeki, 27 yaşındaki avı indirmeye hazır gençlere de ihtiyacınız var.発揮する27歳が必要ですが 体験型学習を通じて未来の
O halde metaforun zirvesinden bilime geri dönelim.Adesso scendiamo dalle vette della metafora e torniamo alla scienza.
O halde metaforun zirvesinden bilime geri dönelim.Ale wróćmy teraz z wyżyn poetyckiej metafory do faktów nauk ścisłych.
O halde metaforun zirvesinden bilime geri dönelim.Haideți să ne întoarcem de pe culmile metaforelor înapoi la știință.
O halde metaforun zirvesinden bilime geri dönelim.Kehren wir von den metaphorischen Höhen zurück zur Wissenschaft.