Ana içeriğe geç
Sözlük

zincire ile cümle

zincire kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi.Защото за мене да живея е Христос, а да умра, придобивка.
Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi.так что узы мои о Христе сделались известными всей претории и всем прочим,
Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi.так що кайдани мої в Христї обявились у всьому судищі і по всїх инших (місцях),
Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi.עד אשר נגלו מוסרותי במשיח בכל שער המלך ולכל הנשארים׃
Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi.حتى ان وثقي صارت ظاهرة في المسيح في كل دار الولاية وفي باقي الاماكن اجمع.
Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi.以 致 我 受 的 捆 鎖 、 在 御 營 全 軍 、 和 其 餘 的 人 中 、 已 經 顯 明 是 為 基 督 的 緣 故
Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi.以致 我 受 的 捆鎖 、 在 御營 全 軍 、 和 其餘 的 人 中 、 已 經顯 明 是 為 基督 的 緣故
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.al cărei sol în lanţuri sînt; pentruca, zic, să vorbesc cu îndrăzneală, cum trebuie să vorbesc.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.A melyért követséget viselek lánczok között; hogy bátran szóljak arról, a miképen kell szólanom.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.del quale sono ambasciatore in catene, e io possa annunziarlo con franchezza come è mio dovere
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.dessen Bote ich bin in der Kette, auf daß ich darin freudig handeln möge und reden, wie sich's gebührt.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.Dla której poselstwo sprawuję w łańcuchu, abym w nim bezpiecznie mówił, jako mi mówić potrzeba.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.for hvis Skyld jeg er et Sendebud i Lænker, for at jeg må have Frimodighed deri til at tale, som jeg bør.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.for hvis skyld jeg er sendebud i lenker, at jeg må tale med frimodighet derom, således som jeg bør tale.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.för vars skull jag är ett sändebud i kedjor; ja, bedjen att jag må frimodigt tala därom med de rätta orden.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.jonka tähden minä olen lähettiläänä kahleissa, että minä siitä rohkeasti puhuisin, niinkuin minun puhua tulee.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.ki sem zanj poslanec v sponah, da v njem srčno govorim, kakor mi je govoriti.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.이 일을 위하여 내가 쇠사슬에 매인 사신이 된 것은 나로 이 일에 당연히 할 말을 담대히 하게 하려 하심이니라
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.mà tôi vì đạo ấy làm sứ giả ở trong vòng xiềng xích, hầu cho tôi nói cách dạn dĩ như tôi phải nói.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.mà tôi vì đạo ấy làm sứ_giả ở trong vòng xiềng_xích , hầu cho tôi nói cách dạn_dĩ như tôi phải nói .
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.pelo qual sou embaixador em cadeias, para que nele eu tenha coragem para falar como devo falar.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.por el cual soy embajador en cadenas; a fin de que por ello yo hable con valentía, como debo hablar
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.pour lequel je suis ambassadeur dans les chaînes, et que j`en parle avec assurance comme je dois en parler.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.Pro něžto úřad svůj konám v řetězu tomto, abych tak v něm svobodně a směle mluvil, jakž mně mluviti náleží.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.za ktoré posolstvujem v reťazi, žeby som ho zvestoval prosto a smele, jako mi náleží vravieť.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.υπερ του οποιου ειμαι πρεσβυς, φορων αλυσιν, δια να λαλησω περι αυτου μετα παρρησιας καθως πρεπει να λαλησω.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.винаги във всяка моя молитва, като се моля за всички вас с радост,
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.для которого я исполняю посольство в узах, дабы я смело проповедывал, как мне должно.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.Його ж я й посел у кайданах, щоб у ньому був сьміливий, яко же подобав мені глаголати.
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.למען אדבר בה בבטחה כאשר מטל עלי לדבר׃
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.الذي لاجله انا سفير في سلاسل. لكي اجاهر فيه كما يجب ان اتكلم
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.( 我 為 這 福 音 的 奧 秘 、 作 了 帶 鎖 鍊 的 使 者 ) 並 使 我 照 著 當 盡 的 本 分 、 放 膽 講 論
Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjdeyi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.( 我 為這 福音 的 奧秘 、 作 了 帶鎖鍊 的 使者 ) 並 使我 照著 當盡 的 本分 、 放膽 講論
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.(106:10) Они сидели во тьме и тени смертной, окованныескорбью и железом;
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Abitavano nelle tenebre e nell'ombra di morte, prigionieri della miseria e dei ceppi
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Ada yang meringkuk di dalam kegelapan, orang tahanan yang menderita dalam belenggu besi
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.A kik setétségben és a halálnak árnyékában ülnek, megkötöztetvén nyomorúsággal és vassal;
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Cei ce şedeau în întunerec şi umbra morţii, trăiau legaţi în ticăloşie şi în fiare,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.De sad i Mulm og Mørke, bundne i pine og Jern,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.De satt i mørke og i dødsskygge, bundet i elendighet og jern,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.De sutto i mörker och dödsskugga, fångna i elände och järnbojor,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Die da sitzen mußten in Finsternis und Dunkel, gefangen in Zwang und Eisen,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Er waren ook mensen die in de duisternis moesten leven. Zij zaten (lichamelijk of geestelijk) vastgebonden.
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Habitaban en tinieblas y en densa oscuridad, aprisionados en la miseria y en cadenas de hierro
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.He istuivat pimeydessä ja synkeydessä, vangittuina kurjuuteen ja rautoihin,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Kateri so sedeli v temoti in v smrtni senci, v bridkosti sponah in v železju,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.사람이 흑암과 사망의 그늘에 앉으며 곤고와 쇠사슬에 매임은
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Kteříž sedí ve tmě a v stínu smrti, sevříni jsouce bídou i železy,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Którzy siedzą w ciemności i w cieniu śmierci, ściśnieni będąc nędzą i żelazem,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Những kẻ ở trong tối tăm và bóng sự chết, Bị khốn khổ và xích sắt bắt buộc,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Những kẻ ở trong tối_tăm và bóng sự chết , Bị khốn_khổ và xích sắt bắt_buộc ,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Quanto aos que se assentavam nas trevas e sombra da morte, presos em aflição e em ferros,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.tí, ktorí sedeli vo tme a v tôni smrti, spútaní biedou a železom,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Τους καθημενους εν σκοτει και σκια θανατου, τους δεδεμενους εν θλιψει και εν σιδηρω
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Други седяха в тъмнина и в мрачна сянка, Вързани със скръб и и с желязо,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.ישבי חשך וצלמות אסירי עני וברזל׃
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.الجلوس في الظلمة وظلال الموت موثقين بالذل والحديد‎.
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.那 些 坐 在 黑 暗 中 死 蔭 裡 的 人 、 被 困 苦 和 鐵 鍊 捆 鎖
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.那些 坐在 黑暗 中 死 蔭裡 的 人 、 被 困苦 和 鐵鍊 捆鎖
Zincire vurulmuş tutsaklar Çok yakında özgürlüğe kavuşacak. Ölüm çukuruna inmeyecek, Aç kalmayacaklar.Der Gefangene wird eilends losgegeben, daß er nicht hinsterbe zur Grube, auch keinen Mangel an Brot habe.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod