Dışarısı zifiri karanlıktı.It was pitch black outside.
Hava zifiri karanlık.It is pitch dark.
Dışarısı zifiri karanlık.It's pitch black outside.
Zifiri karanlıktı.It was pitch-black.
Zifiri karanlık bir geceydi.It was a pitch black night.
Gece zifiri karanlıktı.The night was pitch black.
Bu gece dışarısı zifiri karanlıktı.It was pitch-dark outside tonight.
Bodrum zifiri karanlıktı.The basement was pitch black.
Mağaranın içi zifiri karanlık.It's pitch black inside the cave.
Bodrumda zifiri karanlık var.It's pitch black in the basement.
Artık dışarısı zifiri karanlık değil.It's no longer pitch black outside.
Gunter zifiri karanlık ormana doğru yürüdü.Gunter walked into the pitch black woods.
Palm'ın IIIc gibi, Prism'ın renkli ekranı güneş ışığında neredeyse zifiri siyah oldu.Like Palm's IIIc, Prism's color screen turned nearly pitch black in sunlight.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.And this enables them to orient in complete darkness.
Zifiri karanlıkta yürümüştür.He's fucking walked out in the pitch-black.
Sanırım sen kadınları sadece zifiri karanlıkta evlerine bırakıyorsun.I guess, you only like to give girls rides in the dark night.
Mavilik ve sonra iki saat zifirî karanlık. Bir sonraki yansı, bir sonraki video lütfen.Blue, and then for two hours, pitch black. - next slide, next video please.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Everything you see is played out in the pitch black of the deep sea.
Rift Vadisi'nin içine indik, bu bir şey hariç tamamiyle net -- orası zifiri karanlık.We went down into the Rift Valley. This is all accurate except for one thing -- it's pitch black.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.They went five miles an hour and inside it was 105 degrees in the pitch dark.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.When the sun was going down, a deep sleep fell on Abram. Now terror and great darkness fell on him.
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?You say, 'What does God know? Can he judge through the thick darkness?
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Clouds and darkness are around him. Righteousness and justice are the foundation of his throne.
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Some sat in darkness and in the shadow of death, being bound in affliction and iron,
Çıkardı karanlıktan, zifiri karanlıktan, Kopardı zincirlerini.He brought them out of darkness and the shadow of death, and broke their bonds in sunder.
Kötülerin yoluysa zifiri karanlık gibidir, Neden tökezlediklerini bilmezler.The way of the wicked is like darkness. They don't know what they stumble over.
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Whoever curses his father or his mother, his lamp shall be put out in blackness of darkness.
Hem de zifiri karanlık, Bir parıltı bile yok."Será de tinieblas, y no de luz».
Hem de zifiri karanlık, Bir parıltı bile yok."«Бог есть свет, и нет в Нем никакой тьмы» (Ин. 1:5).
Elindeki çakmakla zifiri karanlıkta zarar görmeden ilerleyebilir.В темноте хищнику легче подобраться к своей жертве незамеченным.
Hem de zifiri karanlık, Bir parıltı bile yok.""Sem trevas não pode haver luz."
Hem de zifiri karanlık, Bir parıltı bile yok."On jest ciemnością, a nie światłem” (Am 5:18).
Elindeki çakmakla zifiri karanlıkta zarar görmeden ilerleyebilir.Annars hinner man inte till sitt läger innan mörkret.
Öykünün doruk noktasında anlatıcı kendini zifirî karanlıkta bulur.Gravida honor tenderar att gömma sig i mörkret.
Ormanların içleri çok yerde zifiri karanlık ve tam bir sessizlik içindedir.Midt i Eem skoven tæt og mørk.
Hem de zifiri karanlık, Bir parıltı bile yok."הוא חשך ולא אור!"
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.한 시간에 5마일을 움직이고, 내부는 105도 였습니다.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Andavam a 8 km à hora e lá dentro estavam 40,5ºC em total escuridão.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Andavano a 8 km all'ora e dentro c'erano 40 gradi ed era buio pesto.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Iban a ocho kilómetros por hora y dentro estaban a 45 grados en la más absoluta oscuridad.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Ils faisaient sept kilomètres heure. A l'intérieur il faisait noir comme dans un four et 40 degrés.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Jechały 5 mil na godzinę a w środku było 50 stopni w cieniu.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Mergeau cu 8 km/h, iar înăuntru erau 40 de grade Celsius pe întuneric beznă.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Nó đi 5 dặm/giờ; bên trong xe tối om và nóng 41 độ.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Sie fuhren 5 Meilen pro Stunde und drinnen war es 41° und stockfinster.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Ze konden 8 km/u en binnenin was het 41 graden in het pikkedonker.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Движили се с 5 мили в час и в тях било 40 градуса и тъмно като в рог.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Они проходили пять миль в час и в них было 105 градусов в беспросветную темноту.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.הם נעו במהירות 8 קמ"ש והחום בפנים הגיע ל-40 מעלות באמצע הלילה.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.تسير بسرعة خمسة أميال في الساعة وبالداخل كانت درجة الحرارة 105 درجة في الظلام الدامس
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.中にはカナリアの入った 鳥かごがありました
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.A ki az õ atyját vagy anyját megátkozza, annak kialszik szövétneke a legnagyobb setétségben.
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Al que maldice a su padre o a su madre, su lámpara se le apagará en medio de las tinieblas
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Chi maledice il padre e la madre vedrà spegnersi la sua lucerna nel cuore delle tenebre
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Dacă cineva blăstămă pe tatăl său şi pe mamă-sa, i se va stinge lumina în mijlocul întunerecului. -
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Den, der bander Fader og Moder, i Bælgmørke går hans Lampe ud.
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Den som banner sin far og sin mor, hans lampe skal slukne i belgmørke.
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Den som uttalar förbannelser över fader eller moder, hans lampa skall slockna ut mitt i mörkret.
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Joka isäänsä ja äitiänsä kiroaa, sen lamppu sammuu pilkkopimeään.
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Kdo zlořečí otci svému neb matce své, zhasne svíce jeho v temných mrákotách.