Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Ai ham sự vui_chơi ắt sẽ nghèo_khó ; Còn ai ưa rượu với dầu sẽ chẳng hề làm_giàu .
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Celui qui aime la joie reste dans l`indigence; Celui qui aime le vin et l`huile ne s`enrichit pas.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Cine iubeşte petrecerile va duce lipsă, şi cine iubeşte vinul şi untdelemnul dresurilor nu se îmbogăţeşte. -
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Den som älskar glada dagar varder fattig; den som älskar vin och olja bliver icke rik.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Diventerà indigente chi ama i piaceri e chi ama vino e profumi non arricchirà
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.El que ama los placeres se empobrecerá; el que ama el vino y los perfumes no se enriquecerá
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Fattig blir den som elsker glade dager; den som elsker vin og olje, blir ikke rik.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.연락을 좋아하는 자는 가난하게 되고 술과 기름을 좋아하는 자는 부하게 되지 못하느니라
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Lyst til Morskab fører i Trang, Lyst til Olie og Vin gør ej rig.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Mąż, który dobrą myśl miłuje, staje się ubogim; a kto miłuje wino i olejki, nie zbogaci się.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Muž milující veselost nuzníkem bývá, a kdož miluje víno a masti, nezbohatne.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Puutteen mieheksi päätyy riemujen rakastaja, eikä rikastu se, joka viiniä ja öljyä rakastaa.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Quem ama os prazeres empobrecerá; quem ama o vinho e o azeite nunca enriquecera.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Stradal bo, kdor ljubi veselje; kdor ljubi vino in olje, ne bode bogat.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Ten, kto miluje veselosť, býva bedárom: ten, kto miluje víno a olej, nezbohatne.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.ûkölködõ ember [lesz], a ki szereti az örömet; a ki szereti a bort és az olajat, nem lesz gazdag!
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Wer gern in Freuden lebt, dem wird's mangeln; und wer Wein und Öl liebt, wird nicht reich.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Ο αγαπων ευθυμιαν θελει κατασταθη πενης ο αγαπων οινον και μυρα δεν θελει πλουτησει.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Който обича удоволствие осиромашява, Който обича вино и масло не забогатява.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.Кто любит веселье, обеднеет; а кто любит вино и тук, не разбогатеет.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.איש מחסור אהב שמחה אהב יין ושמן לא יעשיר׃
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.محب الفرح انسان معوز. محب الخمر والدهن لا يستغني.
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.愛 宴 樂 的 、 必 致 窮 乏 . 好 酒 愛 膏 油 的 、 必 不 富 足
Zevkine düşkün olan yoksullaşır, Şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz.愛宴樂 的 、 必致 窮乏 . 好酒愛 膏油 的 、 必不 富足
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Bardzo się stara chronić tę oliwę przed wpływem tlenu i światła.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Dan dia bersusah payah untuk melindungi minyak zaitun dari oksigen dan cahaya.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Ele esforça-se bastante para proteger o azeite do oxigénio e da luz.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.És nagy erőfeszítéseket tesz, hogy megóvja az olívaolajat az oxigéntől és fénytől.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Et il se donne beaucoup de mal pour préserver l'huile d'olive de l'oxygène et de la lumière.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Hij doet er alles aan de olijfolie te beschermen tegen zuurstof en licht.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.그는 산소와 빛으로부터 올리브유를 보호하기 위해 온갖 수단을 동원합니다.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Manni se močno trudi, da bi zavaroval olive pred kisikom in svetlobo.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Og han gør alt for at beskytte denne olivenolie fra ilt og lys.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Ông ta đã rất tốn công để tránh cho loại dầu này tiếp xúc với oxi và ánh sáng.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Şi ia măsuri extreme pentru a proteja uleiul de măsline de oxigen şi lumină.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Snaží se je v velkých hloubkách chránit proti slunci a kyslíku.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Und er betreibt einen großen Aufwand, um dieses Olivenöl vor Sauerstoff und Licht zu schützen.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Y se esfuerza mucho para proteger el aceite de oliva del oxígeno y la luz
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Και φτάνει σε ακραία σημεία για να προστατεύσει το ελαιόλαδο από οξυγόνο και φως.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Он предпринимает особые усилия, чтобы защитить оливкое масло от кислорода и света.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Той стига много далеч, за да предпази зехтина от кислород и светлина.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.הוא משקיע מאמצים מרובים כדי להגן על שמן הזית מחמצן ומאור.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.وقد ذهب إلى أبعد الحدود لحماية زيت الزيتون من الأوكسجين والضوء
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.小さく色つきの瓶を使用し
Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Dia menambahkan inert gas ke dalam botol tersebut.
Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.비활성 기체로 올리브유가 공기와 닿지 않도록 보호하죠.
Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.הוא מכסה את שמן הזית בגז אציל.
Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.ويملأ باقي القنينة بغاز خامل
Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.そして1ロット出荷されるごとに
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.Bo choć niewiasty obcej wargi miodem opływają, a gładsze niż oliwa usta jej:
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.Căci buzele femeii străine strecoară miere, şi cerul gurii ei este mai lunecos decît untdelemnul;
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.Car les lèvres de l`étrangère distillent le miel, Et son palais est plus doux que l`huile;
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.Denn die Lippen der Hure sind süß wie Honigseim, und ihre Kehle ist glätter als Öl,
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.For en fremmed kvinnes leber drypper av honning, og glattere enn olje er hennes tunge;
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.대저 음녀의 입술은 꿀을 떨어뜨리며 그 입은 기름보다 미끄러우나
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.Lebo rty cudzej ženy kvapkajú medom, a jej ústa sú hladšie ako olej.
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.Los labios de la mujer extraña gotean miel, y su paladar es más suave que el aceite
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.Mert színmézet csepeg az idegen asszony ajka, és símább az olajnál az õ ínye.
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.Nebo rtové cizí ženy strdí tekou, a měkčejší nad olej ústa její.
Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından.Perempuan nakal, mulutnya semanis madu dan kata-katanya memikat hati