Ana içeriğe geç
Sözlük

zeytinyağı ile cümle

zeytinyağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.تلف الحقل ناحت الارض لانه قد تلف القمح جف المسطار ذبل الزيت.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.田 荒 涼 、 地 悲 哀 . 因 為 五 穀 毀 壞 、 新 酒 乾 竭 、 油 也 缺 乏
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.田荒涼 、 地 悲哀 . 因為五穀毀壞 、 新 酒 乾竭 、 油 也 缺乏
Ürün için bir parti numarası oluşturur ve zeytinyağını düzenli olarak moleküler analiz için teste gönderir.그리고 올리브유 한 통을 만들 때마다 주기적으로 분자 분석을 실시해 고객들이 볼 수 있도록
Ürün için bir parti numarası oluşturur ve zeytinyağını düzenli olarak moleküler analiz için teste gönderir.וכאשר הוא משחרר אצווה של שמן זית, הוא מבצע באופן קבוע בדיקות מולקולריות ומפרסם את התוצאות בצורה מקוונת,
Ürün için bir parti numarası oluşturur ve zeytinyağını düzenli olarak moleküler analiz için teste gönderir.كما أنه في الواقع -- عندما يصدر دفعة من الزيت يقوم باجراء تحليل جزيئي بانتظام وينشر النتائج في الانترنت
Ürün için bir parti numarası oluşturur ve zeytinyağını düzenli olarak moleküler analiz için teste gönderir.定期的に分子解析を行い オンラインで結果を公表していますので ネットで自分のロット番号を確認できます
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.A dáš ku nej do nádoby oleja a priložíš ku nej kadiva. To je obilná obeť.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Adj hozzá olajat, és tégy reá tömjént; ételáldozat ez.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.A poleješ ji svrchu olejem, kadidlo také vložíš na ni; obět suchá jest.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.đổ dầu vào và thêm nhũ hương. Ấy là của lễ chay.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.đổ dầu vào và thêm nhũ_hương . Ấy_là của lễ chay .
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Du skal ha olje på det og legge virak ved; det er et matoffer.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Gandum itu harus dituangi minyak zaitun dan diberi kemenyan di atasnya
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.I nalejesz na nią oliwy, a nakładziesz na nią kadzidła; bo ofiara śniedna jest.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Ja vuodata siihen öljyä ja pane siihen suitsuketta; se on ruokauhri.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.그 위에 기름을 붓고 그 위에 유향을 더할지니 이는 소제니라
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Och du skall gjuta olja därpå och lägga rökelse därpå. Det är ett spisoffer.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.og du skal hælde Olie derover og komme Røgelse derpå. Det er et Afgrødeoffer,
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.poniendo sobre ella aceite e incienso. Es una ofrenda vegetal
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Să torni untdelemn pe ele, şi să adaugi şi tămîie; acesta este un dar de mîncare.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Sobre ela deitarás azeite, e lhe porás por cima incenso; é oferta de cereais.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Tu verseras de l`huile dessus, et tu y ajouteras de l`encens; c`est une offrande.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.und sollst Öl darauf tun und Weihrauch darauf legen, so ist's ein Speisopfer.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Verserai olio sopra di essa, vi metterai incenso: è una oblazione
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Και θελεις χυσει επ' αυτην ελαιον και θελεις θεσει επ' αυτην λιβανιον ειναι προσφορα εξ αλφιτων.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.Да го полееш с дървено масло и да му туриш ливан; това е хлебен принос.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.и влей на них елея, и положи на них ливана: это приношение хлебное;
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.ונתת עליה שמן ושמת עליה לבנה מנחה הוא׃
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.وتجعل عليها زيتا وتضع عليها لبانا. انها تقدمة.
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.並 要 抹 上 油 、 加 上 乳 香 、 這 是 素 祭
Üzerine zeytinyağı ve günnük koyacaksın. Tahıl sunusudur bu.並要 抹上 油 、 加上 乳香 、 這是 素祭
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.A co zjistíte, je samozřejmě to, že lidé kteří jí zeleninu a olivový olej mají méně vrásek.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.Claro que descobrimos que as pessoas que consomem vegetais e azeite têm menos rugas.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.En je vindt natuurlijk dat mensen die groenten en olijfolie eten minder rimpels hebben.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.E quello che scoprite, ovviamente, le persone che mangiano vegetali e olio di oliva hanno meno rughe.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.Et vous trouverez, bien sûr, que les gens qui mangent des légumes et de l'huile ont moins de rides.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.In seveda ugotovite tudi, da imajo ljudje, ki jedo zelenjavo in olivno olje, manj gubic.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.알게 되는것은, 물론 야채와 올리브유를 먹는 사람들은 더 적은 양의 주름을 지녔습니다
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.Och vad man hittar är upptäcker folk som åt grönsaker och olivolja har färre rynkor.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.Oczywiście odkryjemy, że ci którzy jedzą warzywa z oliwą mają mniej zmarszczek.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.Og hvad de fandt var, selvfølgeligt at folk som spise grønsager og olivenolie havde færre rynker.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.Természetesen, kiderül, hogy azoknak, akik zöldségeket és olívaolajat esznek, kevesebb a ráncuk.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.Und was man herausfindet, ist natürlich, dass Leute, die Gemüse und Olivenöl essen, weniger Hautfalten haben.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.Và tất nhiên những gì bạn tìm được là người ăn rau quả với dầu ôliu có ít nếp nhăn hơn.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.Yang Anda temukan, tentu saja, orang yang makan sayuran dan minyak zaitun memiliki lebih sedikit kerutan.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.И, разбира се, какво откривате, е че хората, които консумират зеленчуци и зехтин имат по-малко бръчки.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.І ви, звичайно, з'ясовуєте, що люди, які їдять овочі і оливкову олію, мають менше зморшок.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.Конечно, вы обнаружите, что люди, которые едят овощи и оливковое масло, имеют меньше морщин.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.ומה שמוצאים, כמובן, זה שיש פחות קמטים למי שאוכל ירקות ושמן זית.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.وما تجدوه في الحقيقة، أن الناس الذين يأكلون الخضروات وزيت الزيتون لديهم تجاعيد أقل.
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.野菜とオリーブ油を食べる人たちにはしわが少ないのですが それは果物や野菜やオリーブ油を食べる人たちが
Verdiği tazelik hissini bir görseniz. Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik.Eu fiz uma degustação às cegas com 20 pessoas e outros cinco azeites.
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.야곱이 하나님의 자기와 말씀하시던 곳에 기둥 곧 돌 기둥을 세우고 그 위에 전제물을 붓고 또 그 위에 기름을 붓고
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.Người dựng một cây trụ đó tại nơi Ðức Chúa Trời đã phán cùng mình, dâng lễ quán và tưới dầu vào.
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.Người dựng một cây trụ đó tại nơi Ðức_Chúa_Trời đã phán cùng mình , dâng lễ quán và tưới dầu vào .
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.И Яков издигна стълб на мястото, гдето му говори, каменен стълб и принесе възлияние на него и го поля с масло.
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.ויצב יעקב מצבה במקום אשר דבר אתו מצבת אבן ויסך עליה נסך ויצק עליה שמן׃
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.فنصب يعقوب عمودا في المكان الذي فيه تكلم معه عمودا من حجر. وسكب عليه سكيبا وصب عليه زيتا.
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.雅 各 便 在 那 裡 立 了 一 根 石 柱 、 在 柱 子 上 奠 酒 、 澆 油
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod