Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Snaží se je v velkých hloubkách chránit proti slunci a kyslíku.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Und er betreibt einen großen Aufwand, um dieses Olivenöl vor Sauerstoff und Licht zu schützen.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Y se esfuerza mucho para proteger el aceite de oliva del oxígeno y la luz
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Και φτάνει σε ακραία σημεία για να προστατεύσει το ελαιόλαδο από οξυγόνο και φως.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Он предпринимает особые усилия, чтобы защитить оливкое масло от кислорода и света.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.Той стига много далеч, за да предпази зехтина от кислород и светлина.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.הוא משקיע מאמצים מרובים כדי להגן על שמן הזית מחמצן ומאור.
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.وقد ذهب إلى أبعد الحدود لحماية زيت الزيتون من الأوكسجين والضوء
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.小さく色つきの瓶を使用し
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.Dầu ô-liu cũng làm giảm nhẹ sự hình thành chất PhIP, nhưng hầu như không đáng kể.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.El aceite de oliva disminuyó levemente la formación de PhIP pero era casi insignificante.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.L'huile d'olive diminuait légèrement la formation the PhiP, mais c"était presque négligeable.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.L'olio di oliva ha diminuito di poco la formazione dei PhlP, ma in modo quasi trascurabile.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.O azeite diminuía ligeiramente a formação de PhIP, mas era quase negligenciável.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.Olijfolie gaf een lichte daling van PhIP-vorming, maar het was bijna te verwaarlozen.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.Olivenöl reduzierte die Entstehung von PhIP ein bisschen, aber die Werte waren fast vernachlässigbar.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.Olivový olej lehce omezil vznik PhIP, ale skoro bezvýznamně.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.Oliwa z oliwek lekko zwiększyła ilość PhIP, ale prawie niezauważalnie.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.올리브 오일도 PhlP 생성을 약간 감소시키기는 했는데, 거의 미미한 수준이었습니다.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.Uleiul de masline a scăzut uşor formarea PhIP, dar a fost aproape neglijabil.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.Зехтинът леко понижи образуването на PhIP, но това бе почти незначително.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.Оливковое масло немного снижало образование PhIP, но это было почти незаметно.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.שמן זית הפחית במעט את היווצרות ה-PhIP אבל זה היה כמעט זניח.
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.قلل زيت الزيتون بعض الشيء من نسبة المواد المسرطنة .لكن النسبة كانت ضئيلة تقريباً
Zeytin yağı PhIP oluşumunu azaltıyordu fakat bu neredeyse ihmal edilebilir düzeydeydi.ほとんど無視できるくらいでした 醤油はデータのバラツキが大きく
Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.Dia menambahkan inert gas ke dalam botol tersebut.
Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.비활성 기체로 올리브유가 공기와 닿지 않도록 보호하죠.
Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.הוא מכסה את שמן הזית בגז אציל.
Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.ويملأ باقي القنينة بغاز خامل
Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş.そして1ロット出荷されるごとに
- Zeytin yağı, turşu!- Aceite de oliva, encurtidos!
- Zeytin yağı, turşu!- Ali je ranjen?
- Zeytin yağı, turşu!Anh không cố ý mà. Sao anh lại làm thế?
- Zeytin yağı, turşu! Boeun! İyi misin Boeun?Mais c'est toi la vraie princesse.
- Zeytin yağı, turşu!- Dầu Oliu, củ cải dầm!
- Zeytin yağı, turşu!De ce ar trebui să am? Mâna mea tocmai sa dus acolo in mod natural.
- Zeytin yağı, turşu!- De l'huile d'olive, des cornichons !
- Zeytin yağı, turşu!Dlaczego? Moja ręka po prostu poszedł tam naturalnie.
- Zeytin yağı, turşu!Elles se prennent pour des princesses.
- Zeytin yağı, turşu!Én nem csinálom a célra.
- Zeytin yağı, turşu!En tee sitä tarkoituksella.
- Zeytin yağı, turşu!Eu não estou fazendo isso de propósito.
- Zeytin yağı, turşu!Eu nu o fac intenționat.
- Zeytin yağı, turşu!Hvorfor skulle jeg det? Min hånd bare gik der naturligt.
- Zeytin yağı, turşu!Ich tue es nicht mit Absicht.
- Zeytin yağı, turşu!Jeg ikke gør det med vilje.
- Zeytin yağı, turşu!Miért tenném? Kezem csak ment oda természetesen.
- Zeytin yağı, turşu!Miksi minun pitäisi? Käteni meni sinne luonnostaan.
- Zeytin yağı, turşu!- Minyak zaitun, acar!
- Zeytin yağı, turşu!- Minyak zaitun, acar!
- Zeytin yağı, turşu!Nedělám to schválně.
- Zeytin yağı, turşu!Nerobím to naschvál.
- Zeytin yağı, turşu!- Ne, zakaj? Get off?
- Zeytin yağı, turşu!Nie robię tego celowo.
- Zeytin yağı, turşu!- Olijfolie, pickles!
- Zeytin yağı, turşu!- Olivolja, pickles!
- Zeytin yağı, turşu!- Olivový olej, nakládaná zelenina!
- Zeytin yağı, turşu!Por que deveria? Minha mão só fui lá naturalmente.
- Zeytin yağı, turşu!Prečo by som mal? Moja ruka jednoducho išiel tam prirodzene.
- Zeytin yağı, turşu!Proč bych měl? Moje ruka prostě šel tam přirozeně.