Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek."Después el sacerdote echará parte del aceite sobre la palma de su mano izquierda
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Il sacerdote si verserà di quell'olio sulla palma della mano sinistra
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Imam harus menuangkan sedikit minyak ke telapak tangannya yang kir
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.제사장은 그 기름을 자기 좌편 손바닥에 따르고
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Le sacrificateur versera de l`huile dans le creux de sa main gauche.
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Od olja pa naj si vlije duhovnik na levo roko;
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Og af Olien skal Præsten hælde noget i sin venstre Hånd,
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Oleje také naleje kněz na ruku svou levou.
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Preotul să toarne untdelemn în palma mînii stîngi.
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Rồi thầy tế lễ đổ dầu vào bàn tay tả mình,
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Rồi thầy tế_lễ đổ dầu vào bàn_tay tả mình ,
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Så skal presten helle av oljen i sin venstre hånd,
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Sedan skall prästen gjuta något av oljan i sin vänstra hand,
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Sitten pappi kaatakoon öljyä vasempaan käteensä,
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Também o sacerdote derramará do azeite na palma da sua própria mão esquerda;
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.und von dem Öl in seine, des Priesters, linke Hand gießen
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.Και θελει χυσει ο ιερευς απο του ελαιου εις την παλαμην της αριστερας αυτου χειρος
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.и нальет священник елея на левую свою ладонь,
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.След това, свещеникът да излее от дървеното масло в дланта на лявата си ръка;
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.ומן השמן יצק הכהן על כף הכהן השמאלית׃
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.ويصبّ الكاهن من الزيت في كفّ الكاهن اليسرى
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.祭 司 要 把 些 油 倒 在 自 己 的 左 手 掌 裡
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.祭司 要 把 些 油 倒在 自己 的 左手掌裡
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Cîmpia este pustiită, pămîntul întristat, căci grîul este nimicit, mustul a secat, untdelemnul nu mai este.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Ðồng ruộng bị phá hoang, và đất đương sầu thảm; vì lúa mì bị hủy hại, dầu mới đã cạn, dầu đã hao tổn.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Ðồng ruộng bị phá_hoang , và đất đương sầu_thảm ; vì lúa_mì bị hủy hại , dầu mới đã cạn , dầu đã hao_tổn .
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Elpusztíttatott a mezõ, gyászol a föld; mert elpusztíttatott a gabona; kiszáradt a must; kiapadt az olaj.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Fälten äro förödda, marken ligger sörjande, ty säden är förödd, vinet borttorkat, oljan utsinad.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Hävitetty on pelto, maa murehtii; sillä vilja on hävitetty, viinistä on tullut kato, öljy on kuivunut.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.밭이 황무하고 토지가 처량하니 곡식이 진하여 새 포도주가 말랐고 기름이 다하였도다
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Marken er ødelagt, jorden sørger; for kornet er ødelagt, mosten er tørket bort, oljen er svunnet inn.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Marken er ødelagt, Jorden sørger; thi Kornet er ødelagt, Mosten slog fejl og Olien hentørres.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.O campo está assolado, e a terra chora; porque o trigo está destruído, o mosto se secou, o azeite falta.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Opustošeno je polje, zemlja žaluje; ker žito je pošlo, novo vino se je posušilo, olje izginilo.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Spustošené bude pole, smútiť bude zem, pretože spustošené bude obilie, vyschne vínna šťava, uvädne olej.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Spustoszone jest pole, i smuci się ziemia, przeto, że popsowano zboże; wysechł moszcz, oliwa zginęła.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Zpustlo pole, kvílí země, proto že pohubeno obilé, vyschl mest, olej zhynul.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Ηρημωθη η πεδιας, πενθει η γη διοτι ηφανισθη ο σιτος, εξηρανθη ο νεος οινος, εξελιπε το ελαιον.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Запустя полето, жалее земята; Защото се загуби житото, Изсъхна новото вино, дървеното масло е слабо,
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.Опустошено поле, сетует земля; ибо истреблен хлеб, высох виноградный сок, завяла маслина.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.שדד שדה אבלה אדמה כי שדד דגן הוביש תירוש אמלל יצהר׃
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.تلف الحقل ناحت الارض لانه قد تلف القمح جف المسطار ذبل الزيت.
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.田 荒 涼 、 地 悲 哀 . 因 為 五 穀 毀 壞 、 新 酒 乾 竭 、 油 也 缺 乏
Tarlalar harap oldu, toprak acılı. Çünkü tahıl mahvoldu, Yeni şarap tükendi, zeytinyağı kesildi.田荒涼 、 地 悲哀 . 因為五穀毀壞 、 新 酒 乾竭 、 油 也 缺乏
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.A ci, którzy między murami ich wyciskają oliwę i prasy tłoczą, pragną.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Az õ kerítéseik közt ütik az olajat, és tapossák a kádakat, de szomjuhoznak.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Chúng ép dầu trong kho chủ mình , Ðạp trái nho nơi thùng , mà bị khát .
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Chúng ép dầu trong kho chủ mình, Ðạp trái nho nơi thùng, mà bị khát.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Dans les enclos de l`impie ils font de l`huile, Ils foulent le pressoir, et ils ont soif;
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Dari zaitun ia membuat minyak dan dari buah anggur, minuman, tetapi ia sendiri sangat kehausan
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Entre sus muros exprimen el aceite; pisan uvas en lagares, pero siguen sedientos
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Espremem o azeite dentro dos muros daqueles homens; pisam os seus lagares, e ainda têm sede.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.în grădinile nelegiuitului ei fac untdelemn, calcă teascul, şi le este sete;
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Inom sina förtryckares murar måste de bereda olja, de få trampa vinpressar och därvid lida törst.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Jumalattomain muuritarhoissa he pusertavat öljyä, he polkevat viinikuurnaa ja ovat itse janoissansa.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.그 사람의 담 안에서 기름을 짜며 목말라하면서 술 틀을 밟느니라
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Medzi ich múrami tlačia olej; šliapu hrozno v prešoch a sú smädní.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Mellem de ugudeliges murer perser de olje; de treder vinpersene og tørster.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.mellem Murene presser de Olie. de træder Persen og tørster.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Sie zwingen sie, Öl zu machen auf ihrer Mühle und ihre Kelter zu treten, und lassen sie doch Durst leiden.