Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Υπηγον ποτε τα δενδρα να χρισωσι βασιλεα εφ' εαυτων και ειπον προς την ελαιαν, Βασιλευσον εφ' ημων.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.еднъж дърветата отишли да помажат цар, който да ги владее, и рекли на маслината: Царувай над нас.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Пошли некогда дерева помазать над собою царя исказали маслине: царствуй над нами.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.הלוך הלכו העצים למשח עליהם מלך ויאמרו לזית מלוכה עלינו׃
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.مرّة ذهبت الاشجار لتمسح عليها ملكا. فقالت للزيتونة املكي علينا.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.有 一 時 樹 木 要 膏 一 樹 為 王 、 管 理 他 們 、 就 去 對 橄 欖 樹 說 、 請 你 作 我 們 的 王
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.有 一 時樹 木 要 膏一樹為王 、 管理 他 們 、 就 去 對 橄欖樹說 、 請 你 作 我 們 的 王
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Aceştia sînt cei doi măslini şi cele două sfeşnice, cari stau înaintea Domnului pămîntului.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Ce sont les deux oliviers et les deux chandeliers qui se tiennent devant le Seigneur de la terre.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Ci są dwie oliwy i dwa świeczniki, stojące przed obliczem Pana wszystkiej ziemi.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Dessa vittnen äro de två olivträd och de två ljusstakar som stå inför jordens Herre.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Dette er de to oljetrær og de to lysestaker som står for jordens herre.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Deze twee getuigen zijn de twee olijfbomen en de twee olielampen die voor de Here van de hele aarde staan.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Diese sind die zwei Ölbäume und die Fackeln, stehend vor dem HERRN der Erde.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Disse ere de tvende Olietræer og de tvende Lysestager, som stå for Jordens Herre.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Dua saksi itu adalah dua batang pohon zaitun dan dua buah kaki lampu yang terdapat di depan Tuhan semesta alam
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Ellos son los dos olivos y los dos candeleros que están delante del Dios de la tierra
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Estas são as duas oliveiras e os dois candeeiros que estão diante do Senhor da terra.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Ezek az a két olajfa, és a két gyertyatartó, a melyek a földnek Istene elõtt állanak.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Hai người làm chứng ấy tức là hai cây ô-li-ve và hai chơn đèn đứng trước mặt Chúa của thế gian.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Hai người làm_chứng ấy tức_là hai cây ô - li-ve và hai chơn đèn đứng trước mặt Chúa của thế_gian .
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.이는 이 땅의 주 앞에 섰는 두 감람 나무와 두 촛대니
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Nämä ovat ne kaksi öljypuuta ja ne kaksi lampunjalkaa, jotka seisovat maan Herran edessä.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Questi sono i due olivi e le due lampade che stanno davanti al Signore della terra
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Tiť jsou dvě olivy a dva svícnové, stojící před obličejem Boha Pána vší země.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.To sta oljki dve in svečnika dva, stoječa pred Gospodom zemlje.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Toto sú tie dve olivy a dva svietniky, ktoré stoja pred Bohom, Pánom zeme.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Ουτοι ειναι αι δυο ελαιαι και αι δυο λυχνιαι, αι ισταμεναι ενωπιον του Θεου της γης.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Второто горко премина; ето, иде скоро третото горко.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Се дві оливинї, і два сьвічники, що перед Богом землї стоять.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Это суть две маслины и два светильника, стоящие пред Богом земли.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.אלה הם שני הזיתים ושתי המנרות העמדים לפני אלהי הארץ׃
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.هذان هما الزيتونتان والمنارتان القائمتان امام رب الارض.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.他 們 就 是 那 兩 棵 橄 欖 樹 、 兩 個 燈 臺 、 立 在 世 界 之 主 面 前 的
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.他 們就是 那 兩 棵 橄欖樹 、 兩個燈臺 、 立 在 世界 之主 面前 的
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.(14:7) Расширятся ветви его, и будет красота его, как маслины, и благоухание от него, какот Ливана.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Jeg vil være Israel som Dug, han skal blomstre som Liljen, Rod skal han slå som en Poppel
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Jeho mládniky sa rozídu, a jeho nádhera bude jako nádhera olivy, a jeho vôňa bude jako vôňa Libanona.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.그 가지는 퍼지며 그 아름다움은 감람나무와 같고 그 향기는 레바논 백향목 같으리니
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Minä olen oleva Israelille kuin kaste, se on kukoistava kuin lilja ja juurtuva syvälle kuin Libanon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Olyanná leszek Izráelnek, mint a harmat. Virágozni fog, mint a liliom, és gyökeret ver, mint a Libánon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Ramurile lui se vor întinde; măreţia lui va fi ca a măslinului, şi miresmele lui ca ale Libanului.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Razprostro se njegove veje, in lepota njegova bode kakor oljka in duh njegov kakor Libanon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Rozloží se ratoléstky jeho, a bude jako oliva okrasa jeho, a vůně jeho jako Libánská.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Rozrosną się gałęzie jego, a ozdoba jego będzie jako oliwne drzewo, a woń jego jako Libańska.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Sarò come rugiada per Israele; esso fiorirà come un giglio e metterà radici come un albero del Libano
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Ses rameaux s`étendront; Il aura la magnificence de l`olivier, Et les parfums du Liban.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Sus ramas se extenderán. Su esplendor será como el del olivo, y su fragancia como la del Líbano
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Οι κλαδοι αυτου θελουσιν εξαπλωθη και η δοξα αυτου θελει εισθαι ως ελαιας και η οσμη αυτου ως του Λιβανου.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Клоновете му ще се разпространят; Славата му ще бъде като на маслина, И благоуханието му като Ливан.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.ילכו ינקותיו ויהי כזית הודו וריח לו כלבנון׃
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.تمتد خراعيبه ويكون بهاؤه كالزيتونة وله رائحة كلبنان.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.他 的 枝 條 必 延 長 、 他 的 榮 華 如 橄 欖 樹 、 他 的 香 氣 如 利 巴 嫩 的 香 柏 樹
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.他 的 枝條必 延長 、 他 的 榮華 如 橄欖樹 、 他 的 香氣如利巴 嫩的 香柏樹
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Da tok jeg til orde og sa til ham: Hvad er disse to oljetrær ved lysestakens høire og venstre side?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Derpå spurgte jeg ham:"Hvad betyder de to Olietræer der til højre og venstre for Lysestagen?"
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,És felelék, és mondám néki: Mi ez a két olajfa a gyertyatartó jobb és bal oldalán?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Falei mais, e lhe perguntei: Que são estas duas oliveiras � direita e � esquerda do castiçal?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,In izpregovorim ter mu rečem: Kaj sta ti dve oljki ob desni strani svečnika in ob levi njegovi?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Je pris la parole et je lui dis: Que signifient ces deux oliviers, à la droite du chandelier et à sa gauche?