Ana içeriğe geç
Sözlük

zengin ile cümle

zengin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Pirinç karbonhidratça zengindir.Rice is full of carbs.
Zengin olmanın nasıl bir şey olacağını merak ediyorum.I wonder what it would be like to be rich.
Eskiden zengin olmak isterdim.I used to want to be rich.
Zengin gibi görünüyorlardı.They looked like they were rich.
Zengin olduklarını söylüyorlar.They say they're rich.
Tom ne kadar zengin olduğumu bilmiyor.Tom doesn't know how rich I am.
Tom'un benim ne kadar zengin biri olduğumdan haberi yok.Tom doesn't know how rich I am.
Tom zenginden de fakirden de çalıyordu.Tom stole from both the rich and the poor.
Buradaki en zengin kişi Tom'dur.Tom is the richest one here.
Tom o zamanlar şimdiki gibi zengin değildi.Tom wasn't as rich back then.
Büyük olasılıkla buradaki en zengin kişi benim.I'm likely the richest person here.
Muhtemelen buranın en zengini benim.I'm likely the richest person here.
Tom benden çok daha zengin, değil mi?Tom is way richer than me, isn't he?
Buradaki en zengin benim.I'm the richest one here.
Tom en az Mary kadar zengin.Tom is at least as rich as Mary is.
Çabucak zengin olmak istiyorum.I want to get rich quickly.
Beni zengin etmek istedi.He wanted to make me rich.
Tom'un zengin olmadığını biliyorum.I know Tom's not rich.
Artık zenginim.I'm rich now.
Zengin bir aileden geldiğini iddia ediyordu.He claimed that he came from a rich family.
Tom, Mary'nin yaşlı ve zengin sevgilisi.Tom is Mary's sugar daddy.
Mary, Tom'un yaşlı ve zengin sevgilisi.Mary is Tom's sugar mama.
Çabucak zengin olmak istiyor.She wants to get rich quick.
Zengin olduğunu söylüyor.He says he is rich.
Şakayla karışık zengin olmadığını söyledi.He said jokingly that he was not very rich.
Zengin biri olmalı. Arabası çok güzel.He must be well off. He drives a very nice car.
Sadece zenginliği olanlar için sağlık zenginlikten iyidir.Health is better than wealth—to him who has wealth only.
Tom ile dünyanın en zengin kişisi olsa da evlenmezdim.I wouldn't marry Tom even if he were the richest man in the world.
Tom yeni yetme zengin.Tom is new money.
Tom sonradan görme zengin.Tom is new money.
Tom aileden zengin.Tom comes from old money.
Tom sülaleden zengin.Tom comes from old money.
Bildiğim kadarıyla zengin değil.As far as I know, she's not rich.
Arabistan petrol zenginidir.Arabia is rich in oil.
Arabistan petrol bakımından zengindir.Arabia is rich in oil.
Afrika'nın doğası zengindir.Africa has a lot of nature.
Marie'nin ailesi zengin.Marie's parents are rich.
ABD petrol bakımından zengindir.The US is rich in oil.
Mary zengin bir kadın.Mary is a wealthy woman.
Tom zengindir ama Mary'nin bundan haberdar olmasını istemez.Tom doesn't want Mary to know he's rich.
Zenginlerin iç açıcı durumuna bakıp ekonomiyi değerlendirmek yanıltıcı olabilir.It may be misleading to measure the economy by how well rich people are doing.
O zengin bir işadamı.He's a rich businessman.
Yarıştan Sonra – Kolej öğrencisi Jimmy Doyle, zengin arkadaşlarının arasında uyum sağlamaya çalışır."After the Race" – College student Jimmy Doyle tries to fit in with his wealthy friends.
Afrika Eksarhlığı'nın göreceli zenginliği bir ayaklanmayı yeterince finanse edebilirdi.The relative wealth of the Exarchate of Africa could well enough finance a revolt.
İlk resmini 24 dolar karşılığında zengin bir patrona sattı.He sold his first painting to a wealthy patron for $24.
Ama benim albümlerim daha zengin ve çeşitlilik içeriyor.But my albums are richer and more varied.
Gümüş (Geoffroy): "Babası çok zengindir ve ona her istediğini alır."Geoffroy : "His dad is very rich and buys him everything he wants."
Zengin ve büyük Kıbrıs adası 1489 yılından beri Venedik hakimiyetindeydi.The large and wealthy island of Cyprus had been under Venetian rule since 1489.
Güney Araştırmasıyla Abell'in orijinal Kuzey Araştırmasına 1,361 zengin küme daha ilave edilmiştir.The Southern Survey added a further 1,361 rich clusters to Abell's original Northern Survey.
Bu tür iplikçikler bile zayıf galaksi grupları oluşturabilecek kadar zengin olabilir.These filaments can even be rich enough to form poor groups of galaxies.
Afrika zengin fosil kayıtlarına sahiptir, ancak dağınık ve eksiktirler.Africa has a rich fossil record, but it is patchy and incomplete.
Iraklılar genellikle zengin bir kahvaltı tercih ederler.Turks usually prefer a rich breakfast.
Roma'yı gelenlerin ziyaret ettiği zengin ve etkili bir kadındı.She was a wealthy and influential woman who often received people who were visiting Rome.
Birçok ülkeden zengin Yahudi, cömert yardım sözleri verdi.Wealthy Jews from many lands were already promising generous support.
Nelson, Eskimo Pies'in satışından bağımsız olarak zenginleşti.Nelson became independently wealthy off the royalties from the sale of Eskimo Pies.
Amerika’ya gidip orada zengin olmayı kurmaktadır.He dreams of going to America and getting rich there.
Hem mavi hem sarı zemin ikisi de zengin elmas üreticisiydi.The blue and yellow ground were both prolific producers of diamonds.
Danimarka kültürü zengin bir entelektüel ve sanatsal mirasa sahiptir.The culture of Denmark has a rich intellectual and artistic heritage.
740 Park: Dünyanın en zengin apartman binasının hikâyesi.740 Park: The Story of the World's Richest Apartment Building.
Yunanistan sineması uzun ve zengin bir tarihe sahiptir.The Cinema of Greece has a long and rich history.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod