Ana içeriğe geç
Sözlük

zen ile cümle

zen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Sudi Arabistan petrol bakımından çok zengindir.Saudi Arabia is very rich in oil.
Bu resim koleksiyonu Hollandalı ustaların resimlerince zengindir.This art collection is rich in paintings by Dutch masters.
Bu alan deniz ürünlerinde zengin.This area is rich in marine products.
İl, maden kaynaklarınca zengindir.The province is rich in mineral resources.
Bu ülke petrol yönünden zengindir.This country is rich in oil.
Bu ülke kömür bakımından zengindir.This country is rich in coal.
Bu saray zengin kral için inşa edilmiştir.This palace was built for the rich king.
Burada yaşayan herkes zengin değildir.Not everyone who lives here is rich.
Annem zengindir.My mother is well off.
Portakallar vitamin C açısından zengindirler.Oranges are rich in vitamin C.
Avustralya doğal kaynaklar bakımından zengindir.Australia is rich in natural resources.
Van Horn ailesi zengindi.The Van Horn family was in the chips.
O, o zaman benim tavsiyemi alsaydı, şimdi zengin bir adam olurdu.If he had taken my advice then, he would be a rich man now.
O, zengin aileyle akraba olduğunu söylüyor.He says he's related to that rich family.
Çok zengin olduğunu duyuyorum.I hear you're very rich.
Sen çok zenginsin.You are very rich.
Zengin ya da fakir olup olmaman benim için hiç fark etmez.It makes no difference to me whether you are rich or poor.
Sağlık zenginliğin üstündedir.Health is above wealth.
Sağlık zenginliğin üstündedir, zira zenginlik bize sağlık kadar çok mutluluk vermiyor.Health is above wealth, for this does not give us so much happiness as that.
Sağlık zenginliğin üstündedir, zira birincisi ikincisinden daha önemlidir.Health is above wealth, for the former is more important than the latter.
Söylemeye gerek yok, sağlık zenginlikten daha önemlidir.Needless to say, health is more important than wealth.
Zengin olsam yurt dışına giderim.If I were rich, I would go abroad.
Zengin olsam yurt dışına giderdim.If I were rich, I would go abroad.
En zengin adam bile her şeyi satın alamaz.Even the richest man cannot buy everything.
Eşim, sanki ben kentin en zengin adamıymışım gibi para harcıyor.My wife spends money as if I were the richest man in town.
Erkek kardeşim, bir araba satın almak için yeterince zengindir.My brother is rich enough to buy a car.
O, zengin olduğu için onunla evlenmedim.I didn't marry him because he is rich.
Ben zengin bir adamdım.I was a rich man.
Zengin değilim ne de olmak istiyorum.I am not rich, nor do I wish to be.
Zengin değilim ne de olmayı diliyorum.I'm not rich, nor do I wish to be.
Zenginlik için fazla arzum yok.I don't have much desire for wealth.
Keşke onun kadar zengin olsam.I wish I were as rich as he.
Ben fakirim, oysa erkek kardeşlerim çok zengin.I am poor, whereas my brothers are very rich.
Zenginlik ve şöhret umurumda değil.I don't care for wealth and fame.
Zengin bir adam, gelir vergisini çok ödemek zorundadır.A man of wealth has to pay a lot of income tax.
Onun romanının başarısı onu zengin yaptı.The success of her novel made her rich.
Joe'nun yeni tür bir araba fikri onu müthiş zengin yapacak.Joe's idea for a new kind of car will make him filthy rich.
Ebeveynleri zengin olan çocuklar parayı nasıl kullanacaklarını bilmezler.Children whose parents are rich do not know how to use money.
Onun görünüşüne bakılırsa, onun zengin olduğunu düşünüyorum.Judging from her appearance, I think that she's rich.
Bir kişiye zengin olduğu için saygı göstermemelisin.You should not respect a man because he is rich.
İnsanlar ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, her zaman daha fazlasını isterler.No matter how rich people are, they always want more.
İnsanlar kadar zengin olurlarsa olsunlar, boşta olmamalılar.No matter how rich a man may be, he ought not to be idle.
Bir kişi zengin ya da fakir olup olmadığına göre işleri farklı görür.A person views things differently according to whether they are rich or poor.
Dünyadaki en zengin insan bile her şeyi satın alamaz.The richest man in the world cannot buy everything.
Dürüst yaşlı adam zengin oldu.The honest old man became rich.
Bu şehirde bir zamanlar zengin bir adam yaşardı.There once lived a rich man in this town.
Bir zamanlar fakir bir adam ve zengin bir kadın yaşardı.Once upon a time, there lived a poor man and a rich woman.
Savaş ülkenin zenginliği azalttı.The war diminished the wealth of the country.
Zen'in aklımızı işlediğini söylüyorlar.They say Zen cultivates our mind.
Erkenden uyumak ve erken kalkmak bir adamı sağlıklı, zengin ve bilge yapar.Early to bed and early to rise, makes a man healthy, wealthy and wise.
Erken yatmak, erken kalkmak bir insanı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar.Early to bed, early to rise makes a man healthy, wealthy and wise.
Pazarın daha zengin sektörü için çok sayıda firma yarışıyor.Many firms are competing for the wealthier segment of the market.
Çin doğal kaynaklar bakımından zengindir.China is rich in natural resources.
Bay Tanaka çok zengin görünüyor.Mr Tanaka appears very rich.
İç savaş olmasaydı, onlar şimdi zengin olurlardı.If it had not been for civil war, they would be wealthy now.
Japonya doğal kaynakları bakımından zengin değildir.Japan is not rich in natural resources.
Japonya doğal kaynaklarca zengin değildir.Japan is not rich in natural resources.
Japonya doğal güzellikleriyle zengindir.Japan is rich in beautiful scenery.
Japonya, zengin bir ülkedir.Japan is a rich country.
Onun zengin olmasına asla güvenmedim.I never counted on his being rich.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod