Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Hele gulvet i Death Valley var tæppebelagt med blomster et stykke tid.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Întreaga Vale a Morții s-a acoperit cu un covor de flori pentru o vreme.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.죽음의 계곡의 바닥이 꽃으로 뒤덮인 것이었죠. 잠시동안요.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Le sol de la Vallée de la Mort a été complètement tapissé de fleurs pendant un certain temps.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.L'intera Valle della Morte è stata coperta di fiori per un po'.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Seluruh permukaan Death Valley diselimuti bunga selama beberapa saat.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Tla celotne Doline smrti so bila prekrita s cvetjem za nekaj časa.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Toàn bộ Thung Lũng Chết được nở đầy hoa trong một thời gian.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Todo o chão do Vale da Morte ficou coberto de flores por algum tempo.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Veškerou půdu v Údolí smrti pokryl květinový koberec, aspoň na chvilku.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Το έδαφος της Κοιλάδας του Θανάτου, καλύφθηκε με λουλούδια για ένα διάστημα.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Вся территория Долины Смерти на какое-то время покрылась цветами.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Уся долівка Долини Смерті вкрилася квітами ненадовго.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.Целият под на Долината на Смъртта беше осеян с цветя за известно време.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.כל קרקעית עמק המוות כוסתה במרבדי פרחים למשך זמן קצר.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.كل أرضية وادي الموت افترشت بالزهور لفترة.
Ölüm Vadisi'nin tüm zemini çiçeklerle kaplandı bir süreliğine.デスバレーが 一面の花で覆われたのです これが示しているのは デスバレーは死んではいないということです
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Bez niej, dosłownie nie potrafimy wzajemnie istnieć.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Bez toho nemůžeme být ve spojení s ostatními.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Enélkül tényleg nem lennénk képesek másokkal érintkezni!
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Fără ea, chiar nu putem interacţiona cu alţii.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Không có cái tôi, chúng ta không thể đối mặt với những thứ khác.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.그것이 없이는, 우리는 말 그대로 다른 사람과 접속할 수 없습니다.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Ohne es, können wir uns buchstäblich nicht mit anderen verbinden.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Sans lui, nous ne pouvons littéralement pas nous connecter aux autres.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Sem ela, nós literalmente não podemos relacionar-nos com os outros.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Senza questo, non possiamo entrare in connessione con gli altri.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Sin él, esencialmente, no podríamos interactuar con otros.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Tanpanya, kita tidak bisa berhubungan dengan orang lain.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Utan det kan vi bokstavligen inte samverka med andra.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Zonder zelf kunnen we niet in contact gaan met de anderen.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Χωρίς αυτό, κυριολεκτικά δεν μπορούμε καν να επικοινωνούμε με τους άλλους.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Без нея, буквално не можем да общуваме с другите.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Без цього ми буквально не в змозі взаємодіяти з іншими.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Без этого мы буквально не в силах согласоваться с другими.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.בלעדיו, אין לנו אפשרות להתנהל מול אחרים.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.بدونه، فعليا لا يمكننا التعاطي مع الآخرين.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.無咗距,我地根本無法與人交往。
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.計画を立てることもできなければ
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.Bijvoorbeeld: Laten we zeggen dat de grond is Ik zal de grond in een passende grondkleur geven.
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.De exemplu: să zicem că avem... Acesta ar pământul ...să fac pământul într-o culoare mai potrivită
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.For eksempel: Lad os sige jeg har .. Lad os sige det er jorden lige der
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.예를들어 :여기 땅이 있습니다. 여기 땅이 있습니다. 지면에 더욱 적합한 색을...
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.Napríklad : povedzme že mám toto tu je povrch zeme moment kým vyberiem viac vhodnú farbu na zem.
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.Například: řekněme, že tady je zem ... Předělám zem barvou, která se na to hodí.
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.Például: tegyük fel, hogy itt a föld (talaj). - hadd, használjak a földnek egy rá jellemző föld-színű színt.
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.Per esempio: diciamo che questo è il terreno lo faccio con un colore più appropriato
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.Ví dụ: giả sử tôi có... Giả sử, đây là mặt đất - Để tôi tô mặt đất với một màu giống với đất.
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.Zum Beispiel: Sagen wir das hier ist der Boden... lass mich den Boden in einer passenderen Farbe malen.
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.Например: у меня есть земля - лучше сделаю землю земляным цветом
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.לדוגמא: בואו נגיד שיש לי את האדמה הזו כאן. תנו לי לצייר את זה בצבע הולם יותר לאדמה.
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.مثلا : دعنا نفترض أن هذه الأرض هذه الأرض دعني أجعل لون الآرض أكثر ملائمة
Örneğin: diyelim ki benim.. şu tam orada zemin olsun dur zemini yer rengine benzer birşeyle çizeyim.地面があるとしよう。 地面らしい色に変えるね。 ここに緑の線を引くよ。
O, tüm zemin üzerinde stagger başladı.Dia mulai sempoyongan tentang semua di lantai.
O, tüm zemin üzerinde stagger başladı.El a început să se clatine despre toate pe podea.
O, tüm zemin üzerinde stagger başladı.Er fing an zu taumeln über den ganzen Boden.
O, tüm zemin üzerinde stagger başladı.Ha cominciato a barcollare sul tutto il pavimento.
O, tüm zemin üzerinde stagger başladı.Hän alkoi porrastaa noin pitkin lattiaa.
O, tüm zemin üzerinde stagger başladı.Han begyndte at vakle omkring over hele gulvet.
O, tüm zemin üzerinde stagger başladı.Han började att sprida över hela golvet.