Gözü, saf zeka ışığıyla pırıltıları.Ochiul lui străluceşte cu lumina de inteligenta pura.
Gözü, saf zeka ışığıyla pırıltıları.Sein Auge glänzt mit dem Licht der reinen Intelligenz.
Gözü, saf zeka ışığıyla pırıltıları.Son œil brille avec la lumière de l'intelligence pure.
Gözü, saf zeka ışığıyla pırıltıları.Szeme csillog a fény a tiszta intelligencia.
Gözü, saf zeka ışığıyla pırıltıları.Zijn oog glanst met het licht van pure intelligentie.
Gözü, saf zeka ışığıyla pırıltıları.Το μάτι του λάμπει με το φως της καθαρής νοημοσύνης.
Gözü, saf zeka ışığıyla pırıltıları.Его глаза с проблесками света чистого разума.
Gözü, saf zeka ışığıyla pırıltıları.Його очі з проблисками світла чистого розуму.
Gözü, saf zeka ışığıyla pırıltıları.عينه الومضات مع ضوء الاستخبارات النقي.
Gözü, saf zeka ışığıyla pırıltıları.Очите му блести със светлината на чистата интелигентност.
(Gülüşmeler) Ve şimdi favorim. Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların.O meu preferido — eles têm uma certa genialidade própria — o meu preferido é "Édipo Rei", de Sófocles.
(Gülüşmeler) Ve şimdi favorim. Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların."Otrogen köpgalning sväljer arsenik efter kreditförfalskning."
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Jonka pitäisi koristella sinun muoto, sinun rakkaus, sinun wit:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Katere naj bedeck tvoje obliko, tvoja ljubezen, tvoja duhovitost:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Które powinny ozdobić twój kształt, miłował, twój dowcip:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Mà nên trang sức hình dạng của Chúa, tình yêu của Chúa, wit ngươi:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Que deve bedeck tua forma, teu amor, o teu saber:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,Care ar trebui să împodobi forma ta, dragostea ta, inteligenta ta: forma nobil Tale, ci este o formă de ceară,
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,Che dovrebbe ornare la tua forma, il tuo amore, il tuo ingegno: la tua forma nobile, ma è una forma di cera,
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,너의 모양, 그대의 사랑, 그대의 재치 꾸미다해야하는 : 아버지의 고귀한 형상이지만 왁스의 양식을,
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,Který by měl vyzdobit svého tvaru, tvá láska, tvá vtip tvé vznešené tvar, ale forma z vosku,
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,Ktorý by mal vyzdobiť svojho tvaru, tvoja láska, tvoja vtip tvoje vznešené tvar, ale forma z vosku,
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,Melyiket beborít te alak, te szerelmes, te ész: te nemes alakja, hanem egyfajta viasz,
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,Que deben adornar tu figura, tu amor, tu ingenio: es tu forma noble, sino una forma de cera,
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,Qui devrait parer ta forme, ton amour, ton esprit: ta forme noble, mais une forme de cire,
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,Yang harus menghias bentuk Mu, cinta Mu, kecerdasan Mu: bentuk-Mu yang mulia hanyalah bentuk dari lilin,
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,איזו צורה צריכה שאקשט כמוך, אוהבים כמוך, שנינות עמך: צורה Thy האציל אינו אלא סוג של שעווה,
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,الشكل الذي ينبغي أن خفق خاصتك ، الحب خاصتك ، وخفة دم خاصتك : هو الشكل خاصتك النبيلة ولكن شكلا من أشكال الشمع ،
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak: Senin asil şekli ama balmumu bir form,人間の勇気からDigressing、汝の愛するは宣誓大好きですが、中空の偽証、
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Som bør bedeck din facon, din kærlighed, dit Vid:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Vilken ska pryda din form, din kärlek, din intelligens:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Welche sollte deine Gestalt, deine Liebe, dein Witz schmücken:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Welke moet uw vorm, uw liefde, uw wit tooien:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Ποια θα πρέπει να bedeck σχήμα σου, σου την αγάπη, το πνεύμα σου:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Какой должна украшать твои формы, твоя любовь, твоя именно:
Hangi Senin şekli, senin sevginin, senin zekâ donatmak:Кой трябва да окичвам твоята форма, твоята любов, ти остроумие:
Hatta duygusal zeka üzerine şakadan "Kendi İçinde Arama" dediğimiz yedi haftalık bir eğitim programı yarattık.우리가 농담삼아 "당신의 내부에서 찾기"라고 일컫는 7주짜리 정서 지능에 관한 교육 프로그램도 만들었습니다.
Hatta duygusal zeka üzerine şakadan "Kendi İçinde Arama" dediğimiz yedi haftalık bir eğitim programı yarattık.7週間のカリキュラムも作成しました 私たちは冗談でこれを「自分の内面探し」と呼んでいます 想像以上にまじめなものです
Hatta duygusal zeka üzerine şakadan "Kendi İçinde Arama" dediğimiz yedi haftalık bir eğitim programı yarattık.Ми навіть створили семитижневу програму емоційної обізнаності, яку жартома називаємо "Пошуки в собі".
Hatta duygusal zeka üzerine şakadan "Kendi İçinde Arama" dediğimiz yedi haftalık bir eğitim programı yarattık.יצרנו תכניות לימודים בת שבעה שבועות על אינטלגנציה רגשית, שאנו מכנים בצחוק "חיפוש בתוך עצמך".
Hatta duygusal zeka üzerine şakadan "Kendi İçinde Arama" dediğimiz yedi haftalık bir eğitim programı yarattık.نحن وضعنا منهجاً مكون من سبع أسابيع عن الذكاء العاطفي، الذي نسمية مازحين " البحث داخل نفسك".
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.De fapt, sunt norocos să mai trăiesc în istorie, fiindcă fără inteligență și memorie nu există istorie.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.Doprawdy, mam szczęście że w ogóle żyję w jakieś historii, bo bez inteligencji i pamięci nie ma historii.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.In realtà, sono fortunato a vivere nella storia e basta, perché senza intelligenza né memoria non c'è storia.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.Jistě, mám to štěstí, že vůbec žiji v historii, protože bez inteligence a paměti není žádná historie.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.사실, 역사 속에 살아있다는 것은 제게는 다행스러운 일입니다. 지성과 기억이 없다면 역사도 존재하지 않죠.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.Na realidade, tenho sorte por viver na História de todo, porque sem inteligência e memória não há História.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.Thực sự, tôi rất may mắn khi sống trong lịch sử, vì nếu không có trí tuệ và trí nhớ thì sẽ không có lịch sử.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.Μάλιστα, είμαι τυχερός που απλώς ζώ στην ιστορία, διότι χωρίς νόηση και μνήμη δεν υπάρχει ιστορία.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.На самом деле мне повезло жить в истории вообще, потому что без интеллекта и памяти нет никакой истории.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.Разбира се, късметлия съм, че изобщо познавам тази история, защото без разум и памет не би имало история.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.בהחלט, אני בר מזל לחיות בהיסטוריה בכלל, בגלל שללא אינטיליגנציה וזיכרון אין היסטוריה.
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.حتماً انا سعيد لانني على قيد الحياة في هذه الحقبة لانه بدون الذكاء والذاكرة لا وجود للتاريخ
Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz.なぜなら知識や記憶がなかったら 歴史なんてないからです 何十億年もの間
Hayır, geri zekâlı.Không, ngốc à.
Hayır, geri zekâlı.Nem, te hülye.
Hayır, geri zekâlı.Глупак!
Hem yeteneklerini hem zekalarını kullanabilecekleri bir yer aramaya başlayacaklardır.Atunci ei se vor îndrepta către ceva unde ei cred, " Ei bine, pot fi creativ și logic în același timp. "
Hem yeteneklerini hem zekalarını kullanabilecekleri bir yer aramaya başlayacaklardır.Chętniej wybierze się coś, co pozwoli uważać się za osobę twórczą i logiczną. Dorastałam w latach '60.
Hem yeteneklerini hem zekalarını kullanabilecekleri bir yer aramaya başlayacaklardır.Dan zouden ze iets gaan doen waarvan ze denken: "Hierin kan ik creatief en logisch tegelijk zijn."