Fazla konuşuyorsun, aptal geri zekalı.Μιλάς πολύ, ηλίθιε.
Fazla konuşuyorsun, aptal geri zekalı.Ты слишком много говоришь, придурок.
Felsefe ta,sını ve geri zekalı müritlerimi kullanarak!-med De Vises Sten och mina dumma anhängare.
Felsefe ta,sını ve geri zekalı müritlerimi kullanarak!- med De Vises Sten og mine dumme tilhængere.
Felsefe ta,sını ve geri zekalı müritlerimi kullanarak!-Viisasten Kiven ja typerien seuraajieni avulla.
Fernando ve Humberto Campana etraflarındaki fakirlikten ve zekadan ilham alarak mobilya yaptılar.페르난도와 움베르토 캄파나는 주변에 산재하는 가난과 비상함에서 얻은 영감으로 가구 디자인을 하게 되죠 지금 그 가구는
Fernando ve Humberto Campana etraflarındaki fakirlikten ve zekadan ilham alarak mobilya yaptılar.פרננדו והומברטו קמפנה, שקיבלו השראה מהעוני והחוכמה שהם ראו סביבם ליצור פיסות ריהוט שעכשיו
Fernando ve Humberto Campana etraflarındaki fakirlikten ve zekadan ilham alarak mobilya yaptılar.فرناندو وهمبرتو كامبانا ، الذين استوحوا من الفقر و بنباهتهم رأوا ما من حولهم لصنع قطع من الأثاث التي حالياً
Fernando ve Humberto Campana etraflarındaki fakirlikten ve zekadan ilham alarak mobilya yaptılar.インスパイアされ 家具を創っています それは今や高額で販売されています
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fie, Fie, du sham'st din facon, din kærlighed, din Vid;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fie, fie, engkau sham'st bentuk Mu, cinta Mu, kecerdasan-Mu;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fie, fie, gij sham'st uw vorm, uw liefde, uw wit;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fie fie, ngươi sham'st hình dạng của ngươi, ngươi yêu, ngươi wit;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fie, fie, ti sham'st tvoja oblika, tvoja ljubezen, tvoja duhovitost;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;FIE, FIE, tu sham'st forma ta, ta iubire, spirit ta;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fie, fie, tu sham'st tua forma, teu amor, tua inteligência;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fie, fie, ty sham'st twój kształt, twa miłość, dowcip twego;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fie, fie, εσύ sham'st σχήμα σου, σου αρέσει, σου πνεύμα?
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fie, fie, אתה sham'st הצורה שלך, האהבה שלך, השנינות שלך;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fi, fi, tu sham'st ta forme, ton amour, ton esprit;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Fy, fy, sham'st du din form, din kärlek, din intelligens;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Häpeä, FIE, sinä sham'st sinun muoto, sinun rakkautta, sinun wit;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Pfui, pfui, sham'st du deine Form, deine Liebe, dein Witz;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Pfúj, pfúj, te sham'st te alak, te szerelmes, te ész;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;¡Qué vergüenza, qué vergüenza, tú sham'st tu forma, tu amor, tu ingenio;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Vergogna, vergogna, tu sham'st tua forma, il tuo amore, il tuo ingegno;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Тьфу, тьфу, ты sham'st твои формы, твоя любовь, твоя остроумие;
Fie, yuh, sen, senin şekil, senin aşk, senin zekâ sham'st;Уф, пък, те е срам, ти sham'st, ти форма, твоята любов, ти остроумие;
"Fikrini değiştirmek, gerçekten de bir zekâ belirtisidir.""Cambiar su mentalidad es un signo verdadero de inteligencia".
"Fikrini değiştirmek, gerçekten de bir zekâ belirtisidir.""Способность изменять своё мнение является поистине признаком интеллекта".
"Fikrini değiştirmek, gerçekten de bir zekâ belirtisidir."あなたは このすばらしい考えを発案し
Gelişmiş Yapay ZekaAI 上級
Gelişmiş Yapay ZekaAvancerad artificiell intelligens
Gelişmiş Yapay ZekaIA Avançada
Gelişmiş Yapay ZekaIA avancée
Gelişmiş Yapay ZekaIA avanzada
Gelişmiş Yapay ZekaIA avanzata
Gelişmiş Yapay ZekaΠροχωρημένη ΤΝ
Gelişmiş Yapay ZekaПодобрен компютърен опонент
Gelişmiş Yapay ZekaСильний комп’ ютерний гравець
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.E' venuto fuori che ci sono persone vere che escono e cercano gli alieni in modo davvero scientifico.
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.Het blijkt dat er echte mensen op wetenschappelijke wijze zoeken naar buitenaards leven.
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.사실 굉장히 과학적 방법으로 외계 생명체를 찾아나서는 사람들이 실제로 있답니다.
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.Okazuje się, że są prawdziwi ludzie, którzy poszukują życia pozaziemskiego w bardzo naukowy sposób.
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.Resulta que hay gente de verdad que busca extraterrestres de forma muy científica.
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.Se pare că există oameni reali care ies şi caută extratereşti într-un mod foarte ştiinţific.
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.Оказва се, че наистина има хора, които отиват да търсят извънземна форма на живот с научни методи.
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.Оказывается, на самом деле есть люди, которые ищут внеземные цивилизации по-научному.
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.מסתבר שיש אנשים אמיתיים שיוצאים החוצה ומחפשים חייזרים באמצעות כלים מדעיים.
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.إتضح أن هنالك أناسٌ حقيقيون يخرجون بحثاً عن حياة خارج الأرض بطريقة علمية بحتة.
Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış.生命体を科学的な方法で探しているんだ 実際 映画に出てた殆ど全員が
Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların.Chiar au un geniu numai al lor, aceşti oameni.
Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların.De har virkelig en særlig genialitet, de her gutter.
Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların.Die jongens zijn echt geniaal op hun manier.
Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların.Diese Leute besitzen wirklich ihre ganz eigene Art von Genie.
Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların. Favorim Sofokles'in "Kral Oedipus".-- benar-benar jenius deh mereka ini -- berita Sophocles adalah favoritku, judulnya "Oedipus, Sang Raja."
Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların.Họ đã làm nên một thể loại rất đặc biệt của riêng mình.
Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların.Ils ont vraiment un génie bien à eux, ces gars là.
Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların.이 사람들은 정말 이 방면에선 타고난 천재인 것 같아요.
Gerçekten tamamen kendilerine özgü bir zekâları var bu adamların.Majú skutočne svojský talent, títo chlapíci.