Sağdaki grafik bir zarın atılması deneyinin sonuçlarını göstermektedir.Desenul din dreapta sus ilustrează un efect de moar.
Güzel ve zariftirler.Szépek és bolondok.
Kum tilkisi, daha iyi tanıdığımız kızıl tilkiden daha küçük ve daha zariftir.A vörös pávián nemének legkisebb, egyben legkevésbé ismert faja.
Kulak zarı daima mevcuttur.Érdeklődési köröm folyamatosan tágult.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Szőlőhegye jó bort adna, de felette sovány.
Bu nedenle genellikle "zarif" olarak tasvir edilirler.Sokszor csak úgy fordítják le, mint „a becsület”.
Ancak polimer maddeler hücre zarından geçemeyecek kadar büyüktür.A gombák nem képesek megemészteni a cellulózt.
Kızlık zarının hasara uğramış olması kadında bekâretin bozulduğuna kanıt olarak görülür.Valószínűleg „női elégtételt” érez az áldozat, amikor visszaüt.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.A fiataloknak szóló munkáit humorral és a természet iránti csodálattal töltötte meg.
Endokardit, kalbin iç zarının enfeksiyon kapmasıdır.Endokardiitti on sydämen sisäkalvon tulehdus.
Kimin sevgilisi, daha lâtifse, daha zarifse, özü daha yüceyse, âşığı da daha azizdir.Mitä köyhempiä ihmiset ovat, sitä rikkaampana loistaa heidän jumalansa ja päinvastoin.
Bu performanslar Üç Krallar döneminde zarifleştirilmiş ve oyunlar eklenmiştir.Peli päättyy, kun kaikki neljä kuningasta on nostettu ja käännetty.
Kulak zarının delinmesine yol açabilir.Leikkaus saattaa pelastaa korvan kuulon.
Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var" demişti.Tästä juontuukin sanonta: "Ensin vesi, sitten happo, muuten tulee käteen rakko."
Çuhaçiçeği Japonya'da çok yaygın görülen zarif bir çiçektir.Yukigassen on erittäin suosittu laji Japanissa.
Geride genç karısı Zarina ve üç yetim çocuğunu bıraktı.Άφησε πίσω τη νεαρή σύζυγό του, τη Ζαρίνα, και τρία ορφανά παιδιά.
Sanskrit Mañjuśrī ismi "Zarif Şeref" olarak çevrilebilir.Το σανσκριτικό όνομα Manjusri μπορεί να μεταφραστεί ως «Ευγενής Δόξα».
Hücre zarında, çekirdek zarında bulunan porlar bulunmaz.Δεν υπάρχει τίποτα άλλο σε αυτό το δωμάτιο με κλειστά παντζούρια.
Soğanlarının üzerinde zarımsı bir örtü bulunur.Over hans skulder hænger et net.
Zarif bir hassalığa sahiptirler ve insan figürü içermezler.De måtte udskænke spirituøse drikke og indlogere folk.
Sivri, zarif bir gagası vardır.Giver et pænt, skjult ophæng.
Çuhaçiçeği Japonya'da çok yaygın görülen zarif bir çiçektir.Hvalkød er i Japan en meget eftertragtet delikatesse.
Goran Zarić fırladı, öldü.Men krudtet er løst – han lever.
Arka ayaklarında yüzme zarı bulunur.Desuden har den svømmehud mellem tæerne på bagfoden.
Epitel hücreleri Bowman zarına sıkıca yapışmıştır, korneaya yapısal destek sağlar.Solide færdigheder indenfor grappling gør ham komfortabel på ryggen i gulvkamp.
Âlim, zarif ve ârif bir zat idi.Han hadde et stort horn (Valaróma) og en mektig ganger (Nahar).
Fosfolipitler hücre zarının önemli bir bileşenini oluşturur.Fosfolipidene er en viktig bestanddel i cellemembranens struktur.
Sanskrit Mañjuśrī ismi "Zarif Şeref" olarak çevrilebilir.Istilah Sanskerta akan Mañjuśrī dapat diartikan sebagai "Kemuliaan Baik Hati" (Gentle Glory).
Buna karşın sinyal reseptörlerinin hepsi hücre zarında değildir.Bagaimanapun juga, tidak semua alamat surel cocok dengan fasilitas penyimpanan.
Kızlık zarının anatomik olarak bilinen bir fonksiyonu yoktur.Selaput dara tidak memiliki fungsi anatomi yang diketahui.
Zarın dışında ise daha sert bir kabuk vardır.Demikian itulah jalan lurus (shirôthol mustaqim) yang lebih tipis dari sehelai rambut.
Özel hücre zarı reseptörlerince algılanırlar.Bagian ekstraseluler dari reseptor dapat diglikosilasi.
Tüm hücrelerin hücre zarında iyon kanalı bulunur.Saluran ion terdapat pada membran dari semua sel peka rangsang.
Eğitimi bir mimar olarak Zaria'daki Ahmadu Bello Üniversitesi mezunudur.Đại học Ahmadu Bello ở Zaria.
Kimin sevgilisi, daha lâtifse, daha zarifse, özü daha yüceyse, âşığı da daha azizdir.Loài người càng tôn thờ và yêu mến Chúa Kitô thì càng nên tôn kính và yêu mến Đức Mẹ.
Diğer proteinler ER ve Golgi'den geçerek hücre zarına "akarlar".Các protein khác "trôi" qua lưới nội chất và Golgi tới màng plasma.
Yağcıbedir halılarının eskileri ve iyileri zarif ve güzeldir.門人に稲葉迂斎、跡部良顕らがいる。
Bu nedenle genellikle "zarif" olarak tasvir edilirler.しばしば「慚愧」として扱われる。
Sade ve zarif bir güzelliğe sahip.類希なる美貌と華やかさを持つ。
Kızlık zarı en kolay bebeklik ve ergenliğe ulaşılmadan önce çocukluk sırasında görülür.これらは成熟して硬くなる前の幼菌の時期に食用になる。
Dil piştikten sonra dilin zarı çıkartılır.ゴミを食べた後は口から毒ガスを吐く。
Çekirdek zarı materyalleri hapsederek yeniden oluşur.宝石の輸入再開される。
Bu sebepten pek çok toplumda kızlık zarı ile kadının bekâreti ilişkilendirilir.何かと紗和たちの夫婦生活に干渉してくる。
Bu okullar Zarifiye diye adlandırılırdı.我把它稱為我的學習場。
Kendisi hattat (yazı ustası) olup, ayrıca Zarîfî mahlasını kullanan bir şairdir.楊廣善於作詩,也是一位詩人,詩詞涵養豐富。
Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var" demişti.但它吸收不良,因此中毒的可能性不大」。
Drupa meyvenin (eriksi) endokarpı zarımsı veya kâğıt gibidir.楊綏,一作楊經,字仲武,楊潭次子,也擅長草書和隸書。
Buda bu durumun zarif bir mutluluk (pīti ve sukha’dan daha yüce) olduğunu belirtmiştir.佛教宗派以禅宗和淨土宗最為興盛。
Ortakulak ve kulak zarı yoktur.諸有聽者,莫不開悟。
O yalnızca güzel ve yetenekli bir oyuncu değil aynı zamanda zarif bir hanımefendiydi.他的母親不僅非常聰明,也是一位美女。
Yağların diğer bir önemli görevi de hücre zarını oluşturmalarıdır.세포막의 또 다른 중요한 역할은 세포전위를 유지하는 것이다.
Örneğin; Bir zarın ilk atışta 6 gelmesi olayı ile ikinci atışta 6 gelmesi olayı bağımsızdır.예를 들어서, 주사위를 두 번 던지는 경우 첫 번째에 1이 나오는 사건은 두 번째에 1이 나올 확률에 독립적이다.
Âlim, zarif ve ârif bir zat idi.안시성의 성주였으며 재주와 용기가 있었다.
Çuhaçiçeği Japonya'da çok yaygın görülen zarif bir çiçektir.오유 환상렬석은 일본에서 매우 저명한 조몬 유적의 하나이다.
Bu durumda pek zarif bir şekilde sarkacak ve destek istemeyecektir.너는 그것들을 경배하거나, 그것들을 섬기지 못한다.
Goran Zarić fırladı, öldü.탕구장군(湯寇將軍)으로 승진하고, 죽었다.
"Red" grubun daha canlı ve cesur, "Velvet" ise grubun daha feminen ve zarif yanını simgeler.레드는 밝고 활기찬 모습이 강한 편이고, 벨벳은 그룹의 부드럽고 조금 더 성숙한, 그리고 우아한 이미지를 담아내고 있다.
Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var" demişti.그리고 더 이상 마음의 상속상에 획득되지 않게 될 때, '번뇌가 단멸斷滅되었다'고 한다.
Sivri, zarif bir gagası vardır.הנה רעיון נועז, כביר.
Arka ayaklarında yüzme zarı bulunur.ברגליה האחוריות קרומי שחייה.