Bu nedenle genellikle "zarif" olarak tasvir edilirler.Поэтому часто называются «классическими».
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Духи клали даже в особо ценные вина.
Başka proteinler hücre zarından içeri besin ithal eder, veya atık maddeleri sitoplazmadan dışarı atar.حيث تقوم بروتينات أخرى بنقل المواد الغذائية عبر غشاء الخلية، أو تطرد الجزيئيات غير المرغوب بها من الستوبلازم.
Ben payımı kullandım, şimdi gitme zamanı ve bunu zarif bir şekilde yapmak istiyorum”.Fiz a minha parte, é hora de ir embora e eu vou fazê-lo com elegância".
Yönetmen Ali Hatemi ve oyuncu Zari Khoshkam'ın kızlarıdır.É filha do director Ali Hatami e da actriz Zari Khoshkam.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.Agitava os braços com o aspecto alegre de uma boa mensagem.
Bu durumda, hücre zarından su geçişi, başka deyişle osmoz gerçekleşmez.Nesse caso, ocorre entrada de água na célula por osmose.
En çok tanındığı eserleri zarif genç kadınları konu aldığı portreleridir.Juízes competentes consideraram que os seus trabalhos mais bem sucedidos eram retratos de mulheres e crianças.
Saldırdıkları hücrenin zarını zayıflatıp su ve iyonların hücrenin içine difüze olmasını (girmesini) sağlarlar.Seu golpe, porém, logo é desvendado e, como castigo, eles se tornam servos, carregadores de lenha e de água.
Üst pencereler çok zarif vitraylarla süslenmiştir.As janelas eram decoradas com as mais belas esmeraldas.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Vinho de elevada qualidade proveniente de uma só colheita.
Ayrıca Kolkhis baltaları zarif ince süslemelerle de bezeniyordu.Há ainda nichos com baldaquinos valorizados por belos cortinados.
Delice doğan, avcı kuşların zarif bir türüdür.Esta é uma outra boa ave de caça quando gorda.
Arka ayaklarında yüzme zarı bulunur.Existem várias maneiras de nadar de costas.
Buda bu durumun zarif bir mutluluk (pīti ve sukha’dan daha yüce) olduğunu belirtmiştir.Dat bracht haar tot de bewering dat zij mooier haar had dan de godin Hera.
Drupa meyvenin (eriksi) endokarpı zarımsı veya kâğıt gibidir.De vrucht van de bosanemoon is een eenzadige dopvrucht of nootje.
6 Haziran 2016 tarihinde Hayat Sevince Güzel dizisinde Zarife rolünü üstlenmiştir.In juni 2016 zag het programmaonderdeel Lekker na de wekker het levenslicht.
Akciğer zarı, (pleurae ya da plevra) akciğeri çevreleyen zarımsı iki dokudan oluşur.De pijn (dolor) die optreedt bij een ontsteking wordt door twee factoren veroorzaakt.
Birçok insan Ada’yı zarif biri olarak tanımlardı.Dr. Dre wordt door velen gezien als een perfectionist.
Olayda Adolf Hitler'in sadece kulak zarı patladı.Adolf Hitler plaatste daar een hakenkruis.
Bu dönemde zarif ve detaylı bir mimari örneği sergilenmiştir.Zo werd een indrukwekkende, zeer gedetailleerde kaart van de groeve gemaakt.
Komşumuz kendisine zarif bir at aldı.Onze buurman kocht zich een schattig paard.
Sen çok zarifsin.Jij bent zeer elegant.
Oyun zarının kaç yüzü vardır?Hoeveel kanten heeft een dobbelsteen?
Neshat ayrıca Zarin gibi daha geleneksel anlatı kısa filmleri de yapmıştır.Neshat wykonuje również bardziej tradycyjne opowiadania, wykorzystując krótkie formy filmowe, takie jak Zarin.
Güzel ve zariftirler.Piękne czy szpetne?
Bacaklarda az gelişmiş yüzme zarı bulunur.Nogi słabo przystosowane do pływania.
Bu modellerde hücre zarı, fosfolipit elementlerin kimyasal özelliğinden dolayı iki tabakalı görülür.Za przykład mogą posłużyć dwa modelowe stopy o różnym składzie chemicznym.
Bu sistemin en büyük sorunlarından biriyse ayrıştırıcı zarın maliyeti ve bakımı.Najbardziej w życiu liczy się dla niego pełny żołądek i pieniądze.
Ayrıca Kolkhis baltaları zarif ince süslemelerle de bezeniyordu.Członkowie wrocławskiego Sokoła intensywnie uprawiali również lekkoatletykę.
En çok tanındığı eserleri zarif genç kadınları konu aldığı portreleridir.Najbardziej znane są jego wyidealizowane portrety dziewcząt i młodych kobiet.
Eğitimi bir mimar olarak Zaria'daki Ahmadu Bello Üniversitesi mezunudur.Han är utbildad arkitekt vid Ahmadu Bello-universitet i Zaria.
Zarif ve zorlu bir Golden Retriever'dır.Hon är en golden retriever.
Bu nedenle genellikle zarif olarak tasvir edilirler.Normalt uppfattas de dock som skämtsamma.
Valantine onun en iyi rolü; keskin ve zarif' ifadelerini kullandı.För att välja de bästa stona skulle han testa deras mod och lojalitet.
Çuhaçiçeği Japonya'da çok yaygın görülen zarif bir çiçektir.Det är en traditionell japansk ingrediens som är mycket populär i Japan.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Rätt hanterad kan den dock ge ett fylligt vin med god tannin-halt.
Çok zariftir.Mycket rättfram.
Büyük sayılar yasası bir zarın peş peşe atılması ile örneklenebilir.De falska sedlarna kunde upptäckas genom ett visst stavfel.
Çekirdek zarı ve çekirdekçik kaybolur.Gapskullen och klockstapeln avskaffades.
Cynelos cinsine ait olanları gibi bazıları daha zarif bir vücut yapısına sahiplerdi.Тіло деяких родів, таких як Cynelos, було стрункішим.
Arka ayaklarında yüzme zarı bulunur.На спинних плавцях є колючки.
"Cahit Zarifoğlu – Yaşamak" ise Antalya Film Festivali'nde finalde yarıştı.«Ξημερώνει»), з якою взяв участь у конкурсі драми Пентелідіса.
Duygusal şiirlerini çok zarif ve ince bir dille yazmıştır.Поет намагався писати красиво і чітко.
Heksetidin, mukoza zarında çok iyi yapışır ve pratik olarak emilmez.Скульптура надзвичайно добре збережена і практично не має ушкоджень.
Ülserleşmesi sonucunda karın zarı iltihabı meydana gelir.При хвилюванні видає бурмотіння ти шипіння.
Sağdaki grafik bir zarın atılması deneyinin sonuçlarını göstermektedir.Документальність окремих епізодів надає поемі ознак нарису.
Golgi aygıtının zarında yerleşir.Локалізований у мембрані, апараті гольджі.
Mukoza zarında anestezik etkisi vardır.V játrech má však efekt anabolický.
Tabiaten başkaldıran biri olmakla beraber zarif bir zat idi.Pro kluka z naprosto rozvrácené rodiny to prý byl skvělý pocit.
Kızlık zarı kişiye göre çeşitlilik gösterir.Tak šlechetný člověk podle rodu rozlišuje věci.
Oyun zamanında oldukça dikkat çekiciydi, çünkü zarif bölüm tasarımları hızlı bir oynanışa izin veriyordu.Oceňován byl pro své pojetí hry, kdy výborně ovládal poziční hru na velkém prostoru.
Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var" demişti.Mizí pomalu, pokud vůbec, takže tvoří potenciál pro chronickou toxicitu“.
En zarif danteller kilise törenlerinde giyilen giysiler için yapıldı.Nejvýraznější oblečení nosí Dogoni při oslavách.
Goethe, 1823 yılında, kalp zarı iltihabı (Perikarditis) hastalığına yakalanmıştır.În anul 1823 Goethe, se îmbolnăvește de inflamație a pericardului inimii.
Kulak zarı; dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır.Timpanul este membrana care desparte urechea externă de urechea mijlocie.
Bu modellerde hücre zarı, fosfolipit elementlerin kimyasal özelliğinden dolayı iki tabakalı görülür.Această reacție este foarte violentă datorită proprietăților celor două elemente chimice.
Tavukların şekli silindirik ve zariftir.Boturile porcilor sunt plate și cilindrice.
Erişim tarihi: 17 Temmuz 2018. ^ "Zarina Wahab mourns over the demise of veteran actress Rita".11 august 2018. ^ „Justificările lui Carmen Dan pentru eșecul izolării protestatarilor agresivi.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.Lucrările sale se disting prin erudiție și printr-un autentic simț al frumosului.