Ana içeriğe geç
Sözlük

zarf ile cümle

zarf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
12
ORT. KELİME
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Chúng tôi hỏi họ cảm thấy hanh phúc tới mức nào và đưa cho họ một chiếc phong bì.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.I-am întrebat cât de fericiţi erau şi le-am dat un plic.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik."Ja." We vroegen hen hoe gelukkig ze waren en gaven ze dan een envelop.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik."Ja." Wir fragten sie, wie glücklich sie seien und gaben ihnen dann einen Umschlag.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Kami tanya seberapa bahagia mereka, lalu kami beri mereka sebuah amplop.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.그들에게 얼마나 행복한지 물은 다음, 한 봉투를 주었습니다.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Kysyimme heiltä kuinka onnellisia he olivat, ja annoimme sitten heille kirjekuoren.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Megkérdeztük, mennyire boldogok, és adtunk nekik egy borítékot.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Nous leur avons demandé à quel point ils étaient heureux, et puis on leur a donné une enveloppe.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik."Sí". Les preguntamos qué tan felices eran, y luego les dimos un sobre.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik."Sim". Perguntámos-lhes o seu grau de felicidade, e demos-lhes um envelope.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Vi spurgte dem om hvor lykkelige de var, og så gav vi dem en kuvert.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Vprašali smo jih, kako srečni so, nato pa smo jim dali kuverto.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik. Zarflardan birinin içinde şu yazıyordu;Prosiliśmy o określenie poziomu szczęścia, i wręczaliśmy koperty z wiadomością:
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Τους ρωτήσαμε πόσο ευτυχισμένοι ήταν και μετά τους δώσαμε ένα φάκελο.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Ми запитували, наскільки вони щасливі, і давали конверт.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Мы спросили у них, насколько они счастливы, а потом вручили им конверт.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.Те казаха: "Да." Ние ги попитахме колко са щастливи, и след това им дадохме плик.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.שאלנו אותם כמה הם מאושרים, ואז נתנו להם מעטפה.
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.سألناهم كم هم سعداء، وبعدها أعطيناهم مغلفا
Onlara nasıl mutlu olduklarını sorduk ve sonra bir zarf verdik.半数の封筒の中には使用例と一緒に
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.연민(compassion)에 동사는 없습니다 하지만 연민(compassion)의 부사는 있지요.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Er is geen werkwoord voor compassie, maar wel een bijvoeglijk naamwoord.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Es gibt (im Englischen) kein Verb für Mitgefühl, aber Sie haben (im Englischen) ein Adverb für Mitgefühl.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Il n'y a pas de verbe pour la compassion, mais il y a un adverbe pour la compassion.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Không có động từ dành cho lòng thương người, nhưng bạn có một trạng từ dành cho lòng thương người.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Mas há um advérbio para compaixão.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Nem létezik erre ige, csak határozószó van az együttérzéshez.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.No hay verbo para compasión, pero tienes un adverbio para compasión.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Non c'è verbo per la compassione, Ma c'è un avverbio per la compassione.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Nu există verb pentru compasiune. dar există un adverb pentru compasiune.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Pro soucit nemáte sloveso, ale máte pro něj příslovce,
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Tidak ada kata kerja untuk belas kasih, tapi ada kata keterangan untuk belas kasih.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.V angličtine neexistuje sloveso na súcit, ale máte na to príslovku.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.W angielskim nie ma czasownika dobrze określającego współczucie, Ale jest przysłówek.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Δεν υπάρχει ρήμα για την συμπόνια, αλλά υπάρχει επίρρημα για την συμπόνια.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Немає дієслова для слова "милосердя", зате є прислівник.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Нет глагола для слова "милосердие", но есть наречие для слова "милосердие".
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.Няма глагол за състрадание, но има наречие за състрадание.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.באנגלית אין פועל לחמלה, אבל יש שם תואר לחמלה.
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.لا يوجد باللغة فعل لكلمة تراحم, ولكن هناك حال للتراحم ,
Şefkat için bir fiil yoktur, ama şefkat için bir zarf (belirteç) vardır.しかし 副詞があります これは面白いと思います
Söz konusu zaman zarfında görüşbildirilmemesi durumunda, Bakanlar Konseyi harekete geçebilir.En l’absence d’avis dans ce délai,le Conseil des ministres peut statuer.
Söz konusu zaman zarfında görüşbildirilmemesi durumunda, Bakanlar Konseyi harekete geçebilir.En tales casos, el Consejo de Ministros adoptará las decisiones europeas necesarias.
Söz konusu zaman zarfında görüşbildirilmemesi durumunda, Bakanlar Konseyi harekete geçebilir.Evropskemusvetu pomaga generalni sekretariat Sveta ministrov.
Söz konusu zaman zarfında görüşbildirilmemesi durumunda, Bakanlar Konseyi harekete geçebilir.Het Hof van Justitie is bevoegd om erop toe te zien dat dit artikel wordt nageleefd.
Söz konusu zaman zarfında görüşbildirilmemesi durumunda, Bakanlar Konseyi harekete geçebilir.În absenţa unui aviz emis în acesttermen, Consiliul de Miniştri poate lua o hotărâre.
Söz konusu zaman zarfında görüşbildirilmemesi durumunda, Bakanlar Konseyi harekete geçebilir.Jos lausuntoa eikyseisessä määräajassa anneta, ministerineuvosto voi tehdä ratkaisunsa ilman sitä.
Söz konusu zaman zarfında görüşbildirilmemesi durumunda, Bakanlar Konseyi harekete geçebilir.Na ausênciade parecer dentro desse prazo, o Conselho de Ministros pode deliberar.
Söz konusu zaman zarfında görüşbildirilmemesi durumunda, Bakanlar Konseyi harekete geçebilir.Το ενδιαφερόµενο κράτος µέλος ενηµερώνει αµέσως το Συµβούλιο των Υ p i ο υρ γών για τα ληφθέντα µέτρα.
Tamam, eğer konvansiyonel bir binamız varsa, sabit bir zarfımız var demek, belki 14 daire yerleştirebiliriz.우리에게 기존의 건물, 한계가 있는 공간이 주어졌을 때 각각에 14개의 항목을 저장시킬 수 있다 가정해봅시다.
Tamam, eğer konvansiyonel bir binamız varsa, sabit bir zarfımız var demek, belki 14 daire yerleştirebiliriz.Bon, donc, si on a un bâtiment conventionnel, on a une enveloppe fixe, on peut peut-être mettre 14 unités.
Tamam, eğer konvansiyonel bir binamız varsa, sabit bir zarfımız var demek, belki 14 daire yerleştirebiliriz.Dobre, takže ak máme bežnú budovu, máme pevný obal a môžeme ho naplniť 14 jednotkami.
Tamam, eğer konvansiyonel bir binamız varsa, sabit bir zarfımız var demek, belki 14 daire yerleştirebiliriz.In een conventioneel gebouw van bepaalde omvang kunnen we misschien 14 eenheden onderbrengen.
Tamam, eğer konvansiyonel bir binamız varsa, sabit bir zarfımız var demek, belki 14 daire yerleştirebiliriz.In ein konventionelles Gebäude mit fixem Rahmen passen 14 Wohnungen.
Tamam, eğer konvansiyonel bir binamız varsa, sabit bir zarfımız var demek, belki 14 daire yerleştirebiliriz.OK, deci având o construcție convențională, avem un înveliș fix, să zicem de 14 unități.
Tamam, eğer konvansiyonel bir binamız varsa, sabit bir zarfımız var demek, belki 14 daire yerleştirebiliriz.Припустимо, у нас є звичайний будинок, стандартний каркас, у який вміститься 14 квартир.
Tamam, eğer konvansiyonel bir binamız varsa, sabit bir zarfımız var demek, belki 14 daire yerleştirebiliriz.То есть мы имеем обычное здание, обычная оболочка, в ней, допустим, 14 ячеек.
Tamam, eğer konvansiyonel bir binamız varsa, sabit bir zarfımız var demek, belki 14 daire yerleştirebiliriz.אם זה בניין רגיל, יש לנו מעטפת קבועה, אולי נוכל להכניס 14 יחידות.
Tamam, eğer konvansiyonel bir binamız varsa, sabit bir zarfımız var demek, belki 14 daire yerleştirebiliriz.إذا كان لدينا مبنى تقليدي، فإنه لدينا غلاف للمبنى لا يتتغير، بحيث يمكننا وضع 14 وحدة.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod