Tom, Mary'ye kalın gri bir zarf verdi.Tom handed Mary a thick gray envelope.
Tom, Mary'ye düz beyaz bir zarf verdi.Tom handed Mary a plain white envelope.
Onu zar zor görebiliyorum.I can hardly see him.
Ben üç yıl önce zar zor Fransızca konuşabildim.I could barely speak French three years ago.
Tom zarar ziyan için para ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay for damages.
Tom zar zor kirasını ödeyebiliyor.Tom can barely pay his rent.
Tom doğum günüme kadar zarfı açmamamı söyledi.Tom told me not to open the envelope until my birthday.
Bu filmin yapımında hiçbir hayvan zarar görmemiştir.No animals were harmed in the making of this film.
Bu filmin yapımında hayvanlar zarar görmüştür.Animals were harmed in the making of this film.
İzler zar zor görülebilir.The scars are barely visible.
Mektubum için bir zarf buldum.I found an envelope for my letter.
O zar zor kaçmayı başardı.She had a narrow escape.
Tom zarfın arkasına bir şey yazdı.Tom wrote something on the back of the envelope.
Tom'u kendisine zarar vermekten durdurmak için bir şey yapmak zorundayız.We have to do something to stop Tom from hurting himself.
Size zarar vermeyeceğiz.We're not going to harm you.
Zarfı açacak mısın?Are you going to open the envelope?
Bir içki hiç kimseye zarar vermez.A drink never hurt anybody.
Tom zarardan yarar sağlamaya çalıştı.Tom tried to make the best of a bad situation.
Tom içeri geldi ve Mary'ye bir zarf uzattı.Tom came in and handed Mary an envelope.
Tom Mary'ye büyük yastıklı bir zarf uzattı.Tom handed Mary a large padded envelope.
Tom Mary'ye mühürlü bir zarf uzattı.Tom handed Mary a sealed envelope.
Mary herkese karşı zarif.Mary is gracious to everyone.
Biz onu yıllarca zararına çalıştırdığımız için binayı satmak zorunda kaldık.We had to sell the building because for years we had operated it at a loss.
Tom hiç kimseye zarar vermeyecek.Tom isn't going to hurt anyone.
Tom başka hiç kimseye zarar vermeyecek.Tom isn't going to hurt anyone else.
Tom Mary'ye bir zarf uzattı.Tom handed an envelope to Mary.
Tom asla Mary'ye zarar vermezdi.Tom would never hurt Mary.
Tom sehpadan zarfı aldı.Tom picked the envelope up off the coffee table.
Tom testi sadece zar zor geçti.Tom just barely passed the test.
Boğucu atmosferde zar zor nefes alabiliyorum.In the stifling atmosphere, I can barely breath.
Tom sıfat ve zarf arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between an adjective and an adverb.
Tom para dolu zarfı Mary'ye verdi.Tom handed the envelope full of cash to Mary.
İnsanlar zarar görebilirdi.People could've been hurt.
Tom zarar görmemiş gibi davrandı.Tom pretended not to be hurt.
Tom Mary'nin masasındaki bir zarfı fark etti.Tom noticed an envelope on Mary's desk.
Tom şu anda zar zor iş yükü ile başa çıkmaya çalışıyor.Tom's barely coping with his workload at the moment.
Tom zarı yuvarladı.Tom rolled the dice.
Tom zarı attı.Tom threw the dice.
Zor iş kimseye bir zarar vermedi.Hard work never did anyone any harm.
Zor iş kimseye zarar vermez.Hard work never hurt anybody.
Sen çok zarifsin.You're very gracious.
Tom bana o zarfı ona kimin verdiğini söylemedi.Tom wouldn't tell me who gave him that envelope.
Tom artık zar zor yürüyebilir.Tom is barely able to walk anymore.
Tom Mary'ye nakit dolu bir zarf uzattı.Tom handed Mary an envelope full of cash.
Tom masana bir zarf bıraktı.Tom left an envelope on your desk.
Tom kendine tekrar zarar vermeyecek.Tom won't hurt himself again.
Sana asla zarar vermem.I would never hurt you.
Bu zarfı Tom'a verir misin?Will you give Tom this envelope?
Yeni model, selefinden daha büyük, daha hızlı ve daha zarifti.The new model was larger, faster and more refined than its predecessor.
Tom dikkatlice zarfı açtı.Tom cautiously opened the envelope.
Ben zar zor hareket edebiliyorum.I can barely move.
Yeterince zararsız görünüyor.It looks harmless enough.
Tom'a önceden zarar vermediğini nereden bileyim?How do I know you haven't already harmed Tom?
Tom'a zarar veren kişi ben değilim.I'm not the one hurting Tom.
Belki Tom'a zarar verdim.Maybe I hurt Tom.
Bu, Tom'a zarar verecek.This is going to hurt Tom.
Tom'a zarar vermek isteyenler var.There are those who wish to hurt Tom.
Tom'a zarar vermek isteyen kişi ben değilim.I'm not the one that wants to hurt Tom.
Tom'a zarar vermediğime yemin ederim.I swear I never hurt Tom.
Sen yeterince zarar verdin.You've done enough harm.