Sormakta zarar yok.There's no harm in asking.
Zaragoza bir İspanyol kentidir.Zaragoza is a Spanish town.
Zar zor konuşabildim.I could barely speak.
O zar zor bir kelime söyledi.He barely said a word.
Ben zar zor geçiniyorum.I live from hand to mouth.
Tom zararlı radyasyondan beynini korumak için aliminyum folyo şapka giyer.Tom wears a tinfoil hat to protect his brain from harmful radiation.
Bu sinek tamamen zararsız.This fly is completely harmless.
Araç durumu Rus dilinin en zarif yönlerinden biridir.The instrumental case is one of the most graceful aspects of the Russian language.
Elektrik kesintileri bilgisayara zarar verdi.The power cuts damaged the computer.
Dikkatli ol. Bir tornavida ile kendine zarar verebilirsin.Be careful. You might hurt yourself with a screwdriver.
Hiçbir hayvan bu cümlenin yapımı sırasında zarar görmemiştir.No animals were harmed during the making of this sentence.
Zar atma sırası benim.It's my turn to roll the dice.
Zarafeti olmayan güzellik kokusu olmayan bir gül gibidir.Beauty without grace is like a rose without a scent.
Mektubu zarftan çıkar.Take the letter out of the envelope.
Tom asla bir ruha zarar vermedi.Tom never hurt a soul.
Brom Zehirli dumanı kişinin ciğerlerine zarar verebilir.Toxic fumes of bromine can damage one's lungs.
Zarfın üzerine pul yapıştırdın mı?Have you stuck a stamp on the envelope?
Siğiller çirkin ama zararsızdır.Warts are ugly but harmless.
O, bir makineye zarar verdi.She damaged a machine.
Bu büyük kitap beynime zarar veriyor.This big book makes my brain hurt.
Onlar nitritin kolona zararlı olduğunu söylüyorlar.They say nitrite is harmful to the colon.
Bu zarar verecek mi?Is this going to hurt?
Sana zarar verilmeyecek.You will not be harmed.
Bu zarflara pul yapıştırırken yardıma ihtiyacım var.I need help putting stamps on these envelopes.
Bütün bu zarfların üstüne pul yapıştırmam gerekiyor.I need to put stamps on all these envelopes.
Mary çantasından bir zarf çıkardı ve onu Tom'a uzattı.Mary pulled an envelope out of her purse and handed it to Tom.
Size zarar vermek istemedim.We never meant to harm you.
Tom eve vardığında ön kapısına bantlanmış bir zarf vardı.When Tom got home, there was an envelope taped to his front door.
Tom zarfı açtı, mektubu çıkardı ve onu açtı.Tom opened the envelope, pulled out the letter and unfolded it.
Tom zarftan birkaç resim çıkardı ve onları Mary'ye gösterdi.Tom pulled several photos out of the envelope and showed them to Mary.
Tom çantasına büyük bir zarf koydu.Tom put the large manila envelope into his briefcase.
Tom zarfı yırtarak açtı.Tom ripped the envelope open.
Tom cebinden mühürlü zarfı aldı ve onu Mary'ye verdi.Tom took a sealed envelope out of his pocket and gave it to Mary.
Tom gömleğinin cebinden küçük bir zarf aldı ve onu Mary'ye verdi.Tom took a small envelope from his shirt pocket and gave it to Mary.
Tom cebinden bir zarf çıkardı ve onu posta kutusuna koydu.Tom took an envelope out of his pocket and put it into the mail slot.
Tom'un ismi zarfın üstünde.Tom's name is on the envelope.
Öpülmekten zarar gelmez, değil mi?There's no harm in being kissed, is there?
Arabamı zararına satıyorum.I'm selling my car at a loss.
Tom hiç zarar vermiyor.Tom isn't doing any harm.
Tom Mary'ye küçük bir manila zarf uzattı.Tom handed Mary a small manila envelope.
Tom Mary'ye para dolu bir zarf uzattı.Tom handed Mary an envelope filled with cash.
Şiddetli yağmur bir hayli zarara yol açtı.The torrential rain did quite a bit of damage.
Tom Mary'ye bir zarf uzattı ve o onu açtı.Tom handed an envelope to Mary and she opened it.
Bir süre daha beklemenin zararı yok.It won't hurt to wait a while longer.
Biraz daha beklemek zarar vermeyecek.It won't hurt to wait a little longer.
Tom, zarfı açmadan önce kimsenin onu göremediğinden emin oldu.Tom made sure nobody could see him before he opened the envelope.
Herhangi birine zarar verebileceğine inanamıyorum.I can't believe you're capable of harming anyone.
Tom zar zor kanoyu devrilmekten kurtarabildi.Tom was barely able to keep the canoe from overturning.
Kımıldama. Bu zarar vermeyecek.Hold still. This won't hurt.
Öğle yemeği için zar zor zamanım vardı.I barely had time for lunch.
Zarif bir çözüm var.There is an elegant solution.
Bu fiyata zarar ediyorum.I'd be taking a loss at that price.
Bu zarfı sana kim verdi?Who gave you this envelope?
Bu zarfı size kim verdi?Who gave you this envelope?
Bana o zarfı ver.Give me that envelope.
Tom bu zarfı sana vermemi istedi.Tom wanted me to give you this envelope.
Tom zar zor bir şey yedi.Tom hardly ate anything.
Tom Mary'nin masasına bir zarf koydu.Tom put an envelope on Mary's desk.
Tom mektubu katladı ve onu zarfa koydu.Tom folded the letter and put it into the envelope.
Tom, Mary'ye beyaz bir zarf uzattı.Tom handed Mary a white envelope.