Ben Mayhem'daki diğerlerinin bile onu çok iyi tanıdığını zannetmiyorum.Мисля, че дори и членовете на Мейхем не са го познавали чак толкова добре.
Kahraman da öyle zannediyordur.Такъв е и главният герой.
Çünkü metal ve demir işçiliği ateşten ayrılamaz ve ateş bu zanaatın bir parçasıdır.Затова нито металът може да се отдели от огъня, нито огънят от метала.
Herkes baktığını zanneder ama aslında öyle değildir."Усетихте ли го?“, но той самият не се появява.
Zane Julien/Beyaz Ninja/Titanyum Ninja: Zane buz ninjasıdır.Зейн – Елементен майстор на Леда и титаниева нинджа (предишно бяла нинджа) като първия Ниндроид.
Marangozluk, ağaç işleme zanaatıdır.Дърворезбата е художествена обработка на дърво.
Daha sonra başka zanaatçılar da ona katıldı.По-късно към нея се присъединяват и други държави.
Bir demirciydi ve tüm zanaatlerin ustasıydı.Бил е отличен психолог и познавал мисленето на всяка от тях.
Önemli örnekler arasında Brukman fabrikası, Baven Hoteli ve FaSinPat (eski adıyla Zanon) bulunuyor.Najupečatljivi primjeri su; Tvornica Brukman, Hotel Bauen i FaSinPat (ranije poznat kao Zanon).
Ablası, bir oyuncu olan Lisa Zane'dir.Njegova starija sestra je Lisa Zane, također glumica.
Ancak siz onu imparator zannedersiniz, ama yanılırsınız.Nije bio priznat od strane istočnorimskog cara, pa ga se smatra uzurpatorom.
Dolayısıyla bu kişiye zanaatından dolayı Çıkrıkçı Lakabını takmışlardır.Taj je naslov nosio zbog svoje važnosti.
Nijer Nehri, adını zannedildiği gibi Nijer ve Nijerya gibi ülkelerden almamıştır.Države Niger i Nigerija su dobile ime po rijeci.
Ichigo zanpakutousunu sapına sarılmış bir kumaşla sırtında taşır.Ivan Hugo je iz Zadra pošao u Šibenik.
Kazada Ronnie Van Zant, gitarist Steve Gaines ve back-up vokalist Cassie Gaines hayatını kaybetti.Pogibaju frontmen Ronnie Van Zant, gitarista Steve Gaines i njegova sestra Cassie Gaines.
Tedavi edildiği zannedilen hastalık yıllar sonra Saracoğlu'nun ölümüne neden oldu.Nije želio dalje liječenje, te je umro par dana poslije u opkoljenom Sarajevu.
Ben Mayhem'daki diğerlerinin bile onu çok iyi tanıdığını zannetmiyorum.No, kao niti drugi nalazi u Mohenjo Daru, niti to nije uopće izvjesno.
Kahraman da öyle zannediyordur.Skladateľ to tiež tak videl.
Zanlılar Alman makamları tarafından tutuklandı.Klubkov bol zajatý Nemcami.
Zanlılar hakkında ‘dolandırıcılık’ suçundan dava açıldı; ancak belgelere ilişkin işlem yapılmadı.Tlač potom referovala o „lúpežnej vražde“, páchatelia však nič neodcudzili.
Herkes baktığını zanneder ama aslında öyle değildir."Nepotrebuje peniaze, takže to nevidím reálne."
Beldede tarımcılık ve zanatkarlık en önemli geçim kaynaklarıdır.Napájanie a chladenie sú najviditeľnejším problémom.
Geldiği yeri Hindistan zannederek karşılaştığı halka Hindistanlılar (Indian) dedi.V domnení, že je v Indii, nazval domorodé obyvateľstvo los Indos.
Bu oyun ilk defa 1602'de basılmıştır ancak yazılışının 1597'den önce olduğu zannedilmektedir.Prvýkrát bola zaregistrovaná v roku 1621, jej vznik sa predpokladá okolo roku 1620.
Bakır sikkelerin darp etme yetki genelde yerel zanaatçılara açık artırmayla verilirdi.Niekedy bola požiadavka na stavbu miestnych tratí daná aj podmienkami koncesie pre veľké spoločnosti.
Bir anlamda, aşçılar eğitimli zanaatkarlar olarak kabul edildi.Podľa mienky odborníkov boli hrané v slušnej kvalite.
Daha sonra başka zanaatçılar da ona katıldı.Pozneje so se mu pridružili še honorarni sodelavci, dr.
Dolayısıyla bu kişiye zanaatından dolayı Çıkrıkçı Lakabını takmışlardır.To je zato, ker so pri svojem delu uporabljali lokalno glino .
Çünkü yaptığımızı zannediyordum.To sem storil zaradi tebe.
Askeri yeteneklerine ek olarak, Firuz görünüşe göre yetenekli bir marangoz ve zanaatkârdı.Poleg uspešne vojaške kariere je bil Hax tudi uspešen peterobojec in športni strelec.
Ben Mayhemdaki diğerlerinin bile onu çok iyi tanıdığını zannetmiyorum.Vendar ga ostali ne spustijo izpred oči, ker ga prav dobro poznajo.
Kendisini oldukça bilgili zanneden İrfan Galip etrafındaki halkı bu konuda bilgilendirmek zorunda hisseder.Ker vodja ve, da ima podrejeni na svojem področju veliko znanja in izkušen, mu to področje prepusti.
Ben Mayhem'daki diğerlerinin bile onu çok iyi tanıdığını zannetmiyorum.Manau net kiti Mayhem nariai nelabai gerai jį pažinojo.
Ben onun bu dünyada yaşamayı sevdiğini zannetmiyorum.Atvirai, aš nemanau, kad jis džiaugėsi gyvenimu šiame pasaulyje.
Herkes baktığını zanneder ama aslında öyle değildir."Taip ir miriau, bet akyse jo nemačiau“.
Ancak işin aslı Temel'in zannettiği gibi değildir.Komisijos nuomone ji nebuvo tai ko ieškoma modelyje.
İlk önce bunun bir köpek ya da başka bir hayvan olduğunu zanneder.Pradžioje vaizduodavo du ar tris paukščius ar žvėris.
Ablası, bir oyuncu olan Lisa Zane'dir.Ji turi vienintelę seserį Daną, kuri yra aktorė.
Herkes baktığını zanneder ama aslında öyle değildir."Me kuulsime sellest, aga me ei näinud seda."
Bu nüfus artışı iş gücünü, yatırımı ve zanaati arttırdı.Need määrad pidid stimuleerima tööd, kokkuhoidu, investeerimist.
Nijer Nehri, adını zannedildiği gibi Nijer ve Nijerya gibi ülkelerden almamıştır.Jõe järgi on saanud nime Niger ja Nigeeria.
Periyekler tarım ticaret ve zanaatla uğraşmak ve devlete vergi vermekle yükümlülerdi.Pooldasid omanike-feodaalide maksustamist ja tööstuse ja kaubanduse toetamist.
Kendini yakışıklı zanneder.Ta peab ise ennast imeilusaks.
Theodosius bozguna uğradı ve Eugenius savaşın sona erdiğini zannetti.Athanasios keeldus seda tegemast, mistõttu Eusebiosest sai tema surmavaenlane.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.Je pensais que j'allais dépenser 20 dollars.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.저는 20달러 정도가 들 것으로 예상했었지만
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.60ドル近くまで行きました
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.Am crezut că urma să cheltuiesc 20 de dolari.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.Azt hittem, úgy 20 dolcsit fogok költeni.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.Eu esperava gastar 20 dólares.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.Ik dacht dat ik 20 dollar kwijt zou zijn.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.Jag trodde att jag skulle spendera 20 dollar.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.Luulin pääseväni 20 dollarilla.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.Myslel som si, že miniem okolo 20 dolárov.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum. O gün sonunda 60 dolara yakın para harcadım.Ich dachte, ich würde etwa 20 Dollar investieren, aber diese Aktion kostete mich am Ende fast 60 Dollar.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum. O gün sonunda 60 dolara yakın para harcadım.Myślałem, że wydam 20 dolarów, tymczasem skończyło się na 60.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum. O gün sonunda 60 dolara yakın para harcadım.Аз мислех, че ще изхарча 20 долара, но в края на деня бях дал близо 60.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum. O gün sonunda 60 dolara yakın para harcadım.Насправді я вважав, що витрачу не більше 20 доларів, а витратив 60 доларів.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.Pensavo di spendere circa 20 dollari.
20 dolar harcayacağımı zannediyordum.Pensé que iba a gastar unos 20 dólares.