Zannedildiği gibi sadece müzikte kullanılmaz.ただこのやり方が行われるだけで、音楽は見られない。
Zane'e çok güzel yemek yapmayı, güçsüzleri korumayı öğretmiştir.イヤーンにまずい料理を出して相手を苦しませるように指示された。
Çünkü yaptığımızı zannediyordum.今、やれると思ったからやるだけです。
Dil bilimciler bu dile Zanca da demektedir.純粋語聾とも言われる。
Alanda zangin tarzlı insanlar ve genç yurt dışından gelen öğreciler bulunmaktadır.トロムソは近隣地域の学生や若者の流入が見られる。
Zane Julien/Beyaz Ninja/Titanyum Ninja: Zane buz ninjasıdır.ゼン/ホワイト・ニンジャ/チタン・ニンジャ(Zane Julien/White Ninja/Titanium Ninja) 声 - 橘諒/英 -ブレント・ミラー アイス系ニンジャ。
Yazmış olduğu cüzlerin beraberimde olduğunu zannediyordum.^ 説諭書には彼が書いた書状が添えられていた。
Ben Mayhemdaki diğerlerinin bile onu çok iyi tanıdığını zannetmiyorum.構成員は無論、他の魔乖術師の多くもその事実に気づいていないようである。
Dokumacılık, ayakkabıcılık,terzilik en yaygın zanaatlardır.傘や靴は最も整頓が必要である。
Hayır mı?, Evlilik zor, bekârlık hoş zanaat!".『はぴまり〜Happy Marriage!
Çünkü metal ve demir işçiliği ateşten ayrılamaz ve ateş bu zanaatın bir parçasıdır.つまりスチール・ウールはライターなどで着火が可能であるが、鉄塊は火を近づけることで燃焼させることはできない。
Zander 1898 yılında Riga'da bir teknik liseye başladı, yedi yıllık programda sınıfının en iyi oldu.1898年、彼はRiga urban technical high schoolに入学し、7年間トップの成績を保った。
Marangozluk, ağaç işleme zanaatıdır.木地師、木工芸を体験できる。
Çocukluğunu, öz annesini ablası zannederek yaşadı.幼い頃、自身と自分の母親の素性に疑問を抱いていた。
İnsan zannederek denize koşar; ancak bir maske ile karşılaşır.他並解釋為:「大海將賦予人權力,條件是人要知道如何征服與使用它。
Yusuf, bir kültür adamıydı ve Pers, Türkiye ve Roma'dan şair ve zanaatkarları mahkemeye davet etti.優素福是一位有文化的人,邀請來自波斯,土耳其和羅馬的詩人和工匠到他的宮廷。
Sahibi Zane'dir.SISTAR成員昭宥。
Sen zann edersin ki bunlar ayrıdır ve hem gayrıdır.雙方僅是理念不同而分離,並未決裂。
Tabur 30 Ağustos'ta Hollanda'da bulunan Zandvoort'a geldi.该营于8月30日抵达荷兰赞德福特(Zandvoort)。
Asi askerler, Sankt Petersburg'daki diğer ordunun da kendilerine katılacağını zannettiler; ama yanıldılar.他们原本期望驻扎彼得堡的其他军队能够加入武装起义,然而事与愿违。
Çünkü bu insanlar benim hakkımda iyi zan sahibidirler.林對於這些人,具有很大信心。
Bu dönemde Şövalye Robert'in birçok gayrı meşru çocuğu olduğu zannedilmektedir.在作为一个四处漂泊的骑士的这段时间,罗贝尔生有好几个私生儿女。
Yazı desenleri tasarlayan sanat ve zanaata tip tasarımı denir.设计字体的艺术和工艺叫做字体设计。
1820 yılında melek heykelinin yeni bir tanesi Luigi Zan domenghi tarafından yerleştirildi.在1820年,舊的天使長加百列雕像被Luigi Zandomeneghi替換成新的雕像。
Bunlardan çoğu zanaatçı ve büyük malikanelerde hizmetçiydi.故此大多數的女管家都是出身較好的女僕。
Bunlar kesin bir bilgi olmadığı halde insanlar onu kesin bilgi zanneder.世人暗蔽,不知贤者。
Kahraman da öyle zannediyordur.文宗以为然。
Bu durum insanların onu kıyafet balosuna arabasıyla gelen biri zannetmesini sağlar.當你說你想要有一個能陪你搭公車的男友,我很難過。
Halk kendisini Hüseyin zannederek sevinç gösterileri düzenledi.眾人遂擁立李克用為帥。
Bakımı kolay zannedilse de aslında oldukça özen isteyen bir iştir.有著非常害怕的眼神,其實她是真的需要幫助。
İlk görüldüğü zaman yabani zannedilmiştir.昭和初期時,古墳首次被發現。
Tabii öyle olduğu zannediliyordu ama sonunda Kane yanıldı.托尼试图劝阻,但最终同意了米歇尔。
Bu bölgede ilk yaşayanların Traklar olduğu zannedilmektedir.相信这是首次对旅行者有这样的追踪。
Çünkü yaptığımızı zannediyordum.多亏我们这么做了。
Sen zann edersin ki bunlar ayrıdır ve hem gayrıdır.그는 기와 이가 둘이 아닌 하나이며 기가 곧 이라고 생각했다.
Sahibi Zane'dir.아명은 사쿠스케(作助).
Zangır zangır titriyordu.소음의 휘파람 소리를 낸다.
Ama zannettiler ki ben böyle yazar, korkutursam onlar teslim olurlar.라고 말했고, 주덕위는 그렇게 되면 항복하겠다고 했다.
Gayri yoktur dedikleri senin gayr ve mâ-sivâ zannettiğin gayr ve sivâ değildir demektir.또, “의도하지 마라”(毋意), “생각하지 마라”(無念), “생각도 없고, 헤아림도 없는 것이 바로 도심이다.”(無思無慮是謂道心)라고 주장했다.
Tabii öyle olduğu zannediliyordu ama sonunda Kane yanıldı.존슨 정부는 군사적 실패를 인정하지 않았지만, 결국 존슨은 재선에 실패하게 되었다.
Kesin veya zannı olarak genel hüküm ifâde eder.사 (思)심소법에 의지하거나 혜(慧) 심소법에 의지하는 것을 가리킨다.
Ben Mayhemdaki diğerlerinin bile onu çok iyi tanıdığını zannetmiyorum.그를 잘 알고 있는 인물들에게서도 그다지 좋은 평가를 받고 있지는 못하다.
Kahraman da öyle zannediyordur.장관도 마찬가지 생각이다.
Çünkü yaptığımızı zannediyordum.한 것이라 생각했다.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde katil zanlısının yakalanması için özel bir ekip kuruldu.서울 신길동에서 서남부 연쇄살인 사건의 유력 용의자 정남규가 검거되었다.
Hayır mı?, Evlilik zor, bekârlık hoş zanaat!".미혼 직장인 결혼관, "결혼은 선택 사항-혼자만의 생활 중요해".
Batı Hint Adaları adı, 1492'de Hindistan'a ulaştığını zanneden Kristof Kolomb tarafından verilmiştir.이 섬들이 서인도 제도로 불리는 이유는 1492년 이곳에 상륙한 크리스토퍼 콜럼버스가 인도에 도착했다고 믿고 그러한 이름을 붙였기 때문이다.
Fark zann ve hayâldedir.중류는 자오화와 허촨 사이이다.
Bilen olduğunu da zannetmiyorum.자네가 모른다는 것을 알고 있지 않은가?
Al, bu senin gerçek Zanpakutō'n, gerçek Zangetsu..." demiştir.“'그바보' 어두운 현실에 아날로그 판타지 통(通)했다”.
Bunlar kesin bir bilgi olmadığı halde insanlar onu kesin bilgi zanneder.לטענתו, הידע הרב שהיה ברשותם (polumatheia) לא הקנה להם הבנה (nous).
Zanzibar, aynı zamanda NF-Board üyesidir.זנזיבר היא חברה זמנית ב-NF-Board.
Siz kendi hakkınızda emniyet olduğunu zan eder misiniz?האם זה שינה את דעתך על עצמך?
Vidadi'nin lirik şiirleri sanatsal zanaatın harika bir örneğidir.קישוטי המזבח נחשבים לדוגמה טובה לאמנות דתית.
Hayır mı?, Evlilik zor, bekârlık hoş zanaat!".כל דבר עדיף על פני נישואים ללא חיבה."
Helen bütün olanları bir rüya zannedip razı olur.שארל חולם חלום ובו יוהנה נגלית לפניו.
Eskiden erkekler gibi giyinirdi ve kendisini erkek zannederdi.היא לבשה בגדי גברים, והסתפרה כמו גבר.
Bunun nedeni filmde Muhammed'in gösterildiğinin zannedilmesidir.הסיבה לכך היא כנראה בגלל פיצ'ר שהוטמע בתוכנת המצלמה.
Şu ana kadar ise sadece iki zanlının kimliği tespit edilebilmiştir.בזמן זה, שניים נוספים אימצו את זהותו של איש הנמלה.
Sanık, mahkemede verdiği ifadesinde "İki tane bayan zannettiğimiz kişiyle karşılaştık.בית המשפט הסביר את פסיקתו באומרו: "בידענו את האיש שהועמד לפנינו לדין.