zamanlardan ile cümle
zamanlardan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.Me uskomme, että nyt on se hetki.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.Nós acreditamos que este é um deles.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.Uważamy, że to jedna z takich chwil.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.Volgens ons is dit zo'n moment.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.Wir glauben das ist so ein Moment.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.Πιστεύουμε ότι τώρα είναι μία από αυτές.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.Вярваме, че това е такъв момент.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.Мы верим в то, что сейчас -- как раз такой момент.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.אנו מאמינים שזהו אחד כזה.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.نحن نعتقد هذه إحداها.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.信じているよ この瞬間にやっと世界が アフリカにおける
Çok eski zamanlardan kalma.Also in vergangenen Zeiten.
Çok eski zamanlardan kalma.Ami nagyon régen volt már.
Çok eski zamanlardan kalma. (Arapça)Zatem w zamierzchłych czasach... (Arabski)
Çok eski zamanlardan kalma.Aşadar, înapoi în timpurile antice.
Çok eski zamanlardan kalma.Asi que, de regreso a los tiempos antiguos.
Çok eski zamanlardan kalma.Donc, dans les temps anciens.
Çok eski zamanlardan kalma.In un passato remoto, insomma.
Çok eski zamanlardan kalma.고대시입니다.
Çok eski zamanlardan kalma.Итак, давным-давно.
Çok eski zamanlardan kalma.Там, далеч, в античните времена.
Çok eski zamanlardan kalma.אז, בזמנים העתיקים.
Çok eski zamanlardan kalma.قديماً في العصور الغابره.
Çok eski zamanlardan kalma.(アラビア語)
Eski zamanlardan beri kanun demişti ki, arazi sahibinin izni olmadan arazinin üzerinden uçamazsın.태곳적부터 법은 토지 소유주의 허가 없이는 그 상공을 비행할 수 없다고 했으므로
Eski zamanlardan beri kanun demişti ki, arazi sahibinin izni olmadan arazinin üzerinden uçamazsın.מאז ומתמיד קבע החוק שאסור לעופף מעל חלקת-אדמה ללא רשות הבעלים,
Eski zamanlardan beri kanun demişti ki, arazi sahibinin izni olmadan arazinin üzerinden uçamazsın.لانه منذ الأزل كان القانون يقول أنه لا يمكن التحليق فوق أي أرض دون أذن صاحبها
Eski zamanlardan beri kanun demişti ki, arazi sahibinin izni olmadan arazinin üzerinden uçamazsın.土地の上を飛ぶことはできないと定めてきました だから、飛行は止めなければならないのです、と
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Alligevel lever den gamle myte videre: vi vinder eller taber indeni os selv.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Eppure sopravvive un antico detto: vinciamo o perdiamo dentro di noi.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Érvényes az ősi mondás: győzelem és vereség belülről fakad.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Jedoch lebt der uralte Anspruch fort: Wir gewinnen oder verlieren in uns selbst.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.하지만 고대의 주장이 생존합니다: 우리는 우리의 존재내에서 이기거나 집니다. 선반위에서 빛나는 트로피들로는
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Lời tuyên bố cổ xưa cứ như vậy mà sống mãi: rằng việc thắng hay thua là nằm bên trong mỗi người.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz."Mas há uma antiga afirmação: "Ganhamos ou perdemos dentro de nós mesmos".
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Namun, ada kepercayaan lama yang berteguh: kita menang atau kalah dengan diri sendiri.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Napriek tomu žije staré tvrdenie: Vyhrávame a prehrávame vo svojom vnútri.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Pamiętajmy jednak starożytne przysłowie: wygrywamy lub przegrywamy jedynie sami ze sobą.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Pourtant il existe une ancienne croyance qui dit : Nous gagnons ou nous perdons en nous.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Sin embargo, las vidas de nuestros ancestros claman: ganamos o perdemos dentro de nosotros mismos.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Totuşi există înţelepciunea străveche: câştigăm sau pierdem în interiorul nostru.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Ακόμη εξακολουθεί να είναι ζωντανό το αρχαίο ρητό : κερδίζουμε ή χάνουμε μέσα μας.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.И все пак животите на древните твърдят: печелим или губим вътре в себе си.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Хотя есть старое выражение, что мы побеждаем или проигрываем сами.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz."ובכל זאת מזמן כבר נאמר: "אנחנו מפסידים ומנצחים עמוק בפנים. הגביעים הבוהקים על המדפים
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.لكن هناك إدعاءات قديمة: نحن نفوز أو نخسر داخل أنفسنا. الجوائز المرصوصة على أرففنا
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.勝ち負けに自分は関係ない 頭上に光るトロフィは 明日の勝利をもたらしてはくれない
Eski zamanlardan kalma karbondioksitin şimdi suların üzerinde yüzüp지금 멕시코만의 바다를 떠다니고 해변을 오염시키고 있는 것이
Eski zamanlardan kalma karbondioksitin şimdi suların üzerinde yüzüpMas podemos ver agora pré-CO2 a flutuar nas águas e a contaminar as praias do Golfo.
Eski zamanlardan kalma karbondioksitin şimdi suların üzerinde yüzüpNa morzu unosi się pra-dwutlenek węgla
Eski zamanlardan kalma karbondioksitin şimdi suların üzerinde yüzüpאבל אנחנו כן יכולים לראות קדם CO2 צף עכשיו על המים
Eski zamanlardan kalma karbondioksitin şimdi suların üzerinde yüzüpولكننا نستطيع رؤية ما قبل ثاني أكسيد الكربون الآن صافيا فوق الماء
Eski zamanlardan kalma karbondioksitin şimdi suların üzerinde yüzüp石油が海上や 湾岸地域の海岸を汚染しているのです
İlk tanıştığımız zamanlardan hatırladığım bir şey de, beraber bir buluşmaya gitmiştik.Amikor először találkoztunk az egyik emlékem, hogy meghívott egy randevúra.
İlk tanıştığımız zamanlardan hatırladığım bir şey de, beraber bir buluşmaya gitmiştik.Ich weiß noch, als wir uns kennenlernten, wollte er mich einmal ausführen.
İlk tanıştığımız zamanlardan hatırladığım bir şey de, beraber bir buluşmaya gitmiştik.Když jsme se seznámili, jedna z věcí, kterou si pamatuji, je že mě vzal na rande.
İlk tanıştığımız zamanlardan hatırladığım bir şey de, beraber bir buluşmaya gitmiştik.Keď sme sa prvý krát stretli, jedna z vecí, ktoré si pamätám je, že ma zobral von na rande.
İlk tanıştığımız zamanlardan hatırladığım bir şey de, beraber bir buluşmaya gitmiştik.저희 부부가 연애 초기에 데이트 하면서 겪었던 일들이 기억에 남는데요.
İlk tanıştığımız zamanlardan hatırladığım bir şey de, beraber bir buluşmaya gitmiştik.Kun tapasimme ensimmäistä kertaa, muistan hänen vieneen minut treffeille.
İlk tanıştığımız zamanlardan hatırladığım bir şey de, beraber bir buluşmaya gitmiştik.Och när vi först träffades är en av de saker jag minns att han tog med mig på en dejt.
İlgili Sayfalar