Kötü bir zamanda mı aradım?Did I call at a bad time?
Onu yakın zamanda yapmayı planlıyor musun?Are you planning to do that anytime soon?
Tom onu yakın zamanda yapmayı planlıyor mu?Is Tom planning to do that anytime soon?
Bunun yakın zamanda olacağını düşünüyor musun?Do you think that's going to happen anytime soon?
Doğru kararı doğru zamanda verdi.She made the right decision at the right time.
Leyla, Sami'yi birkaç kez vurdu ve aynı zamanda onu bıçakladı.Layla shot Sami several times and she also stabbed him.
Tom sonunda bunu yapacak, ama muhtemelen yakın zamanda değil.Tom will eventually do that, but probably not anytime soon.
Tom yakın zamanda onu yapmayacak.Tom won't do that anytime soon.
Üç yıl önce Boston'a geldim ve o zamandan beri burada yaşıyorum.I came to Boston three years ago and have been living here ever since.
Dünyanın iklimi, tarihteki herhangi bir başka zamandan daha hızlı değişiyor.The earth’s climate is changing faster than at any other time in history.
Tom aynı zamanda müziksel olarak yeteneklidir.Tom is also musically talented.
Tom yakın zamanda takıma yeniden katıldı.Tom has recently rejoined the team.
Tom muhtemelen en kısa zamanda bunu yapmalı.Tom probably should do that as soon as he can.
Tom yakın zamanda bunu yapamayacağını söyledi.Tom said he couldn't do that anytime soon.
Bunu en kısa zamanda yapmak istiyorum.I want to do that as soon as possible.
Tom o zamandan beri Boston'da yaşıyor.Tom has lived in Boston ever since.
Tom ve ben aynı zamanda konuştuk.Tom and I spoke at the same time.
Sanırım Tom kısa zamanda ağlamayı bırakmayacak.I think Tom won't stop crying anytime soon.
Tom, bunu yakın zamanda yapmayacağını söyledi.Tom said he wouldn't do that anytime soon.
Tom yakın zamanda terk etmeyecek.Tom isn't going to leave anytime soon.
Tom muhtemelen yakın zamanda ölmeyecek.Tom is unlikely to die anytime soon.
Yakın zamanda buraya geri gelmeyeceğim.I won't come back here anytime soon.
Tom muhtemelen yakın zamanda ölmeyecektir.Tom likely won't die anytime soon.
O zamandan beri çok yol katettim.I've come a long way since then.
Tom ve Mary aynı zamanda konuşmaya başladılar.Tom and Mary both started speaking at the same time.
Tom yakın zamanda eve gitmeyecek.Tom won't be going home anytime soon.
Tom yakın zamanda eve gitmiyor.Tom isn't going home anytime soon.
Tom kısa zamanda gerçeği öğrendi.Tom soon learned the truth.
Tom'a en kısa zamanda eve geri gelmesini tavsiye ettim.I advised Tom to come back home as soon as he could.
En kısa zamanda gideceğim.I'll leave as soon as I can.
En kısa zamanda terk edeceğim.I'll leave as soon as I can.
Tom sadece erkek kardeşim değil. O aynı zamanda benim en iyi arkadaşım.Tom isn't just my brother. He's my best friend, too.
Mary sadece kız kardeşim değil. O aynı zamanda benim en iyi arkadaşım.Mary isn't just my sister. She's my best friend, too.
Sami onu daha kısa zamanda yapabilirdi.Sami could do it in less time.
Tom genellikle bu zamanda arar.Tom usually calls at this time.
Sami sana takılırdı ama o aynı zamanda ciddiydi.Sami would joke with you but he's serious at the same time.
Sami sadece yanlış zamanda yanlış yerde idi.Sami was simply in the wrong place at the wrong time.
Tom en kısa zamanda burada olacak.Tom will be here as soon as possible.
Ülkemiz zor bir zamandan geçiyor.Our country is going through a difficult time.
Sami aynı zamanda kapalı bir sitede yaşıyor.Sami also lives in a gated community.
Böyle bir zamanda yalnız kalmamalısın.You shouldn't be alone at a time like this.
En kısa zamanda Tom'la temasa geçeceğim.I'll get in touch with Tom as soon as possible.
En kısa zamanda Tom'la temas kuracağım.I'll get in touch with Tom as soon as possible.
Tom yarın bu zamanda Boston'da olacak.By this time tomorrow, Tom will be in Boston.
Bir şey olduğunda en kısa zamanda size haber vereceğim.I'll let you know as soon as anything happens.
O zamandan beri Tom'dan haber almadık.We haven't heard from Tom since then.
O zamandan beri Tom'u görmedik.We haven't seen Tom since then.
En kısa zamanda tekrar geri geleceğim.I'll come back again as soon as possible.
Sami yakın zamanda Müslüman oldu.Sami has just converted to Islam.
Tom zamanda geri gitti.Tom travelled back in time.
Bunu daha sonraki bir zamanda yapmak için başka bir şansın olmayacak.You won't get another chance to do that anytime soon.
Hiçbir şey zamandan daha hızlı değildir.Nothing is faster than time.
Doktor, uzay ve zamanda yolculuk yapar.The Doctor travels through time and space.
Geçen yıl bu zamanda daha oradaydı.He was still there this time last year.
On dakikadan az zamanda oraya varmayı başarmıştı.He was able to get there in less than ten minutes.
Onun gibisini bu zamanda bulması çok zor.It's hard to find someone like him these days.
Türkiye aynı zamanda İslam aleminin Avrupa'ya açılan kapısı.Turkey is also the Muslim world's bridge to Europe.
Bebeğimin sütannesi aynı zamanda aile diyetisyenimiz.My baby's wet nurse is also my family's dietitian.
Yakın zamanda karnınızda ağrı oldu mu?Have you had abdominal pain recently?
Yakın zamanda boynunuzda nedensiz bir ağrı ve sertlik yaşadınız mı?Have you recently felt any unexplained pain or stiffness in your neck?