Bu zamana kadar hayır.Bis jetzt noch nicht.
Bu zamana kadar hayır.Deocamdata...nu.
Bu zamana kadar hayır.Dus ver, nog niet.
Bu zamana kadar hayır.Ešte nie.
Bu zamana kadar hayır.Fin'ora non ancora.
Bu zamana kadar hayır.Hingga saat ini, belum
Bu zamana kadar hayır.Indtil videre, ikke endnu
Bu zamana kadar hayır.Jak dotąd jeszcze nie.
Bu zamana kadar hayır.아직, 안왔댑니다.
Bu zamana kadar hayır.Pour l'instant, pas encore.
Bu zamana kadar hayır.Så länge, inte än.
Bu zamana kadar hayır.Tới giờ thì vẫn chưa.
Bu zamana kadar hayır.Ως τώρα, όχι ακόμα.
Bu zamana kadar hayır.Еще долгое время нет.
Bu zamana kadar hayır.За сега,не.
Bu zamana kadar hayır.עד עתה, עדיין לא.
Bu zamana kadar hayır.لحد الان, لا
Bu zamana kadar hayır.あ・・・確かに宇宙は とんでもなく広いから
Bu zamana kadar olan buydu.C'est ce qui se passe.
Bu zamana kadar olan buydu.Esto es lo que ha estado sucediendo.
Bu zamana kadar olan buydu.Ez történt.
Bu zamana kadar olan buydu. Her şeyde.זה מה שקורה. הכל.
Bu zamana kadar olan buydu.Questo e' quello che e' successo.
Bu zamana kadar olan buydu.Вот что происходит.
Bu zamana kadar sayısız Galapagos adası oluştu ve yokolduNenumărate insule din Galapagos au apărut şi au dispărut.
Bu zamana kadar sayısız Galapagos adası oluştu ve yokolduNespočet Galapážských ostrovů vzniklo a zmizelo.
Bu zamana kadar sayısız Galapagos adası oluştu ve yokolduVô số hòn đảo ở Galapagos đã xuất hiện và biến mất.
Bu zamana kadar sayısız Galapagos adası oluştu ve yokolduΑμέτρητα νησιά έχουν σχηματιστεί και χαθεί στα Γκαλαπάγκος.
Bu zamana kadar sayısız Galapagos adası oluştu ve yokolduОстрова здесь то появляются на свет, то исчезают.
Bu zamana kadar sayısız Galapagos adası oluştu ve yokolduאין-ספור איים בגאלאפאגוס .הופיעו ונעלמו
Bu zamana kadar sayısız Galapagos adası oluştu ve yokolduجزر غالاباغوس الغير معدودة جاءت وذهبت
Bu zamana kadar, şirket Rus oyun pazarında yeterince tanınmıştı.A v té době byla společnost na ruském herním trhu dostatečně známá.
Bu zamana kadar, şirket Rus oyun pazarında yeterince tanınmıştı.Et à ce moment-là, notre société s'était déjà fait une place sur le marché des jeux russe.
Bu zamana kadar, şirket Rus oyun pazarında yeterince tanınmıştı.그때 즈음에는 회사가 러시아 게임 시장에서는 어느 정도 알려진 상태였죠
Bu zamana kadar, şirket Rus oyun pazarında yeterince tanınmıştı.W tym czasie firma była już dobrze znana na rosyjskim rynku gier.
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.Gleichzeitig existierte zu dieser Zeit ein Art exklusiver Design-Club.
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.그리고 그당시에 그것들과 함께 다름아닌 일종의 독자적인 디자인 클럽이 있었습니다.
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.Parallel daaraan had je toen een nogal exclusieve designclub.
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.Równolegle w tym samym czasie, powstał szczególny rodzaj klubu projektantów.
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.Şi, în paralel, la acea vreme, a existat un fel de club exclusivist de design.
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.Και παράλληλα τότε, υπήρχε ένα είδος αποκλειστικού κλαμπ σχεδιασμού.
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.Параллельно этому времени существовал такой эксклюзивный дизайнерский клуб.
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.ובמקביל לכך פעל אז מעין מועדון עיצוב אקסקלוסיבי ביותר,
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.وبشكل متواز في ذلك الوقت، كان هناك نوع حصري جدا من أندية التصميم.
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.設計事務所が存在しました 所属する人たちは設計への意思が高く
(CA): Evet Ashraf, sen yakın zamana kadarAlso, Ashraf, bis vor kurzem waren
Çanta çoktan yok olmuş, sadece altın ve cam geçen zamana karşı direnebilmiş.Diamo un'occhiata da vicino allo stile.
Çanta çoktan yok olmuş, sadece altın ve cam geçen zamana karşı direnebilmiş.Enkel het goud en het glas hebben het overleefd.
Çanta çoktan yok olmuş, sadece altın ve cam geçen zamana karşı direnebilmiş.Która już dawno zniknęła, tylko złoto i szkło przetrwało.
Çanta çoktan yok olmuş, sadece altın ve cam geçen zamana karşı direnebilmiş.Nhưng nó đã biến mất lâu rồi, giờ chỉ còn lại vàng và thủy tinh.
Çanta çoktan yok olmuş, sadece altın ve cam geçen zamana karşı direnebilmiş.Ta je dávno pryč, pouze zlato a sklo přetrvalo.
Çanta çoktan yok olmuş, sadece altın ve cam geçen zamana karşı direnebilmiş.Оскільки минуло багато часу, то збереглось лише золото та скло.
Çanta çoktan yok olmuş, sadece altın ve cam geçen zamana karşı direnebilmiş.كما أن يديه مكتوفتان إلى الأعلى. يمكنكم أيضاً رؤية تلك الحيوانات وأفواهها مفتوحة وتبدو هنا وكأنها
Chris Anderson: (CA): Evet Ashraf, sen yakın zamana kadar사람을 키우는데 16년이 걸린다는것입니다.
Chris Anderson: (CA): Evet Ashraf, sen yakın zamana kadarכדי לייצר מישהו עם תואר BS.
Chris Anderson: (CA): Evet Ashraf, sen yakın zamana kadarكريس اندرسون : مستر اشرف , لفترة قريبة
Chris Anderson: (CA): Evet Ashraf, sen yakın zamana kadarそして20年かかってから
Çocukken düşünürdüm. Hayat seviştiğinde başlıyor. O zamana dek bir hiçbir şey değilsin.Als ich jünger war, dachte ich, dass das Leben beginnt, wenn man mit jemandem schläft.
Çocukken düşünürdüm. Hayat seviştiğinde başlıyor. O zamana dek bir hiçbir şey değilsin.Amikor kislány voltam, azt mondtam magamnak: aznap kezdõdik el az életem, amikor lefekszem valakivel.
Çocukken düşünürdüm. Hayat seviştiğinde başlıyor. O zamana dek bir hiçbir şey değilsin.Când eram mică, credeam că viaţa începe când faci dragoste.