Ahir zamana kadar eğitici olarak kalacak birineUn enseignant jusqu'à la fin des temps
Ahir zamana kadar eğitici olarak kalacak birineUn maestro hasta el final de los tiempos
Ahir zamana kadar eğitici olarak kalacak birineمُعلّم الإنسانية إلى آخر الزمان
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.A ética é algo que varia com o tempo e de pessoa para pessoa.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Etiikka vaihtelee eri ihmisillä ja eri aikoina.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Etik är nåt som varierar genom tiden och för varje individ.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Etik er noget, der ændrer sig med tiden og for hvert individ.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Etyka zmienia się zależnie od epoki i indywidualnego spojrzenia.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.La ética es algo que cambia con el tiempo y las personas.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.L'etica cambia a seconda dei tempi e delle persone.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Η ηθική ποικίλει, ανάλογα την εποχή και τα άτομα.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Этика бывает различной в зависимости от времени и лиц.
Aktarma işlemi zamanaşımı nedeniyle başarısız oldu.A extracção foi mal- sucedida: passou o tempo- limite.
Aktarma işlemi zamanaşımı nedeniyle başarısız oldu.La conversión falló: Tiempo expirado.
Aktarma işlemi zamanaşımı nedeniyle başarısız oldu.Lagring misslyckades: Tidsgräns överskreds.
Aktarma işlemi zamanaşımı nedeniyle başarısız oldu.L'extraction a échoué & #160;: le délai imparti a expiré.
Aktarma işlemi zamanaşımı nedeniyle başarısız oldu.Tworzenie kopii zapasowej zakończyło się błędem: przekroczono czas oczekiwania.
Aktarma işlemi zamanaşımı nedeniyle başarısız oldu.Спроба видобування зазнала невдачі: перевищено час очікування.
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoAjasta hälytys määriteltyyn aikaan. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoAz emlékeztető beállítása adott dátumra és időpontra. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoEscalonar o alarme para a hora indicada. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ info@ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ info@ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoNaplánuje alarm na daný dátum a čas. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoNaplánuje upomínku na zadané datum a čas. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoPlan de herinnering op de opgegeven tijd.@info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoProgramar la alarma para la hora especificada. @info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoProgramma l' avviso alla data e ora specificate. @info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoProgrammer l'alarme à l'heure indiquée. @info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoRazporedite alarm na navedeni datum in čas. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoSchemalägg alarmet vid det angivna tiden. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoSetzt die Fälligkeit der Erinnerung auf den angegebenen Zeitpunkt.@info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoSkemalæg alarmen til et bestemt tidspunkt. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoZaplanuj alarm na określoną datę i czas. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoΠρογραμματισμός της ειδοποίησης στην καθορισμένη ώρα. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoЗапланувати нагадування на вказаний час. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoНазначить напоминание в указанное время. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoПланиране на алармата за посоченото време. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoקביעת מועד התזכורת לשעה המצויינת. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ infoجدولة التنبيه في الوقت المحدد. @ info
Alarmı belirlenmiş bir zamana ayarla. @ info指定した時刻にアラームをセットします。@info
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.Aber erst kürzlich wurde das vorgebracht, indem man sie als zwei Parallelsysteme sieht.
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.Dar, cumva, nu am formulat ideea decât foarte recent, observând că sunt două sisteme paralele.
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.Jednak aż do niedawna nikt nie przezentował tego w ten sposób, że są to dwa równoległe systemy.
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.하지만 어찌됐든 두개의 평행적인 시스템으로 보는것으로는 아주 최근까지는 제안되지는 않았습니다
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.Maar op de een of andere manier werd het tot voor kort niet gezien als twee parallelle systemen.
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.Ma questo non è stato messo in evidenza fin'ora, vedendo i due poli come due sistemi paralleli.
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.Nhưng điều này không được nói đến mãi đến gần đây, xem chúng như hai hệ thống song song.
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.Pero por algún motivo no fue planteado hasta hace poco, enfocar estos dos sistemas como paralelos.
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.Tapi entah kenapa itu tidak diajukan hingga saat ini, melihat ini sebagai dua sistem paralel.
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.Но някак си това не бе изтъкнато до съвсем скоро, поставяйки ги като паралелни системи.
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.אך משום-מה, עד ממש לאחרונה, לא ראו בשני אלה שתי מערכות מקבילות.
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.ولكن ذلك لم يبرز إلا في وقت قريب جداً رؤيتهما كنظامين متوازيين
Ama bir şekilde, yakın zamana kadar, bunları iki paralel sistem olarak görme fikri öne sürülmemişti.つい最近まで提唱されていませんでした ですから 体は未知の可能性を追うと同時に
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Avšak, ak sa dívate na charakteristiky týchto dvoch, pôžitok závisí od času, od objektu, od miesta.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Dar, dacă analizaţi caracteristicile acestor două concepte, plăcerea depinde de timp, de obiectul său, de loc.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Jeśli przyjrzymy się ich cechom, przyjemność zależy od czasu, obiektu i miejsca.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Jos tutkimme näiden ominaispiirteitä, mielihyvä riippuu ajasta, kohteesta ja paikasta.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.하지만, 이 둘의 성격을 가만히 살펴보면, 쾌락은 시간과 장소, 그리고 대상에 의해 좌지우지됨을 알 수 있습니다.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Ако погледнете отличителните белези на двете, удоволствието зависи от момента, от обекта, от мястото.