Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman ile cümle

zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yeni dergi ne zaman çıkacak?When will the new magazine come out?
Her zaman birisinin frag-kuyruğunda yolculuk yapmayın.Do not always ride on someone's coat-tail.
Biri insan her zaman elinden geleni yapmalıdır.One should always do one's best.
İnsanlar o zaman kendi ağırlığı taşıdı.People carried their own weight then.
İnsanlar ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, her zaman daha fazlasını isterler.No matter how rich people are, they always want more.
Dünyanın sonu ne zaman gelecek?When will the world come to an end?
Dünya ne zaman sona erecek?When will the world come to an end?
Sadece öğrenciler değil fakat aynı zamanda onların öğretmeni de tatil istiyor.Not only the students but also their teacher wishes for holidays.
Yaşamın nasıl ve ne zaman başladığı hala bir gizemdir.How and when life began is still a mystery.
Bebek her zaman aç görünür.The baby appears hungry all the time.
Öğretmenimiz bize ne zaman başlayacağımızı söyledi.Our teacher told us when to start.
Umarım artık savaşın olmadığı zaman yakında gelecektir.I hope the time will soon come when there would be no more war.
Büyükannem yaşam tarzını hiçbir zaman değiştirmedi.My grandmother never changed her style of living.
Biz muhteşem bir zaman geçirdik.We had a glorious time.
Brown ikizleri, son zamanlarda her ikisi de evlendi, bir parti düzenledi.The Brown twins, both of whom got recently married, held a party.
Oğlum zaman zaman beni görmeye gelirdi.My son came to see me from time to time.
Oğlum ne zaman kötü bir şey yapmıyorsa, uyuyordur.When my son is doing nothing bad, he is sleeping.
Cüsseli erkekler her zaman güçlü değildir.Big men are not always strong.
Büyüdüğüm zaman amacım bir doktor olmak.I aim to be a doctor when I grow up.
Uzun zaman önce, çoğu insan mevsimler değiştikçe taşınan gruplarda yaşıyordu.A long time ago, most people lived in groups that moved around as the seasons changed.
Herkes zor zaman geçirdi.Everybody had a hard time.
Herkesin zor zamanları olmuştur.Everybody had a hard time.
Herkesin zaman zaman ailevi sorunları olur.Everyone has domestic troubles from time to time.
Şafaktan önce hava her zaman en karanlıktır.It's always darkest before the dawn.
Genellikle ne zaman kalkarsın?When do you usually get up?
Sabah kalktığım zaman hasta hissediyorum.I feel sick when I get up in the morning.
Ben her zaman kahvaltıda kahve ve tost alırım.I always have coffee and toast for breakfast.
Kahvaltı ne zaman ve nerede servis edilmektedir?When and where is breakfast served?
Bizim neredeyse kahvaltı için zamanımız yoktu.We hardly have time to eat breakfast.
Biz zamanında varacak mıyız?Are we arriving on time?
Hava sadece soğuk değil fakat aynı zamanda yağışlı da.The weather was not only cold, but also wet.
Trene zamanında yetişecek miyiz?Will we be in time for the train?
Trene yetişmek için bol miktarda zamanın var.You have plenty of time to catch the train.
Tren zamanında istasyondan ayrıldı.The train left the station on time.
Trenin zamanında geleceğine inanıyordu.He assumed that the train would be on time.
Telefon çaldığı zaman, derhal cevap vermelisin.When the telephone rings, you must answer right away.
İstatistikler her zaman bütün hikayeyi anlatmaz.Statistics don't always tell the whole story.
O ne zaman varır?When does it arrive?
Japonya'da trenler zamanında işler.The trains run on time in Japan.
Yaşlı olanlar genç olanlara göre her zaman daha fazla bilmiyorlar.The older ones do not always know more than the younger ones.
Büyük olan çocuklar her zaman ona dalavere yapıyorlar.The older boys are always playing tricks on him.
Onun onu yazıp yazmadığı her zaman bir sır kalacaktır.Whether he wrote it or not will always remain a secret.
Onun iyileşmesi biraz zaman alacak.It will be some time before he gets well.
Onun döndüğü zamanı hatırlıyorum.I remember the time when he returned.
Ben onun daha sonra ne zaman geleceğini bilmiyorum.I am uncertain when he will come next.
Ben her zaman onun kızlarla konuşma tarzına şaşırırım.I'm always surprised at the way he talks to girls.
Onun ne zaman varacağını tam olarak bilmiyorum.I don't know exactly when he will arrive.
O her zaman üstesinden gelecek.He'll always come through.
Onu ne zaman görmek istersiniz?When would you like to see him?
Onu, haklı olduğuma ikna etmem uzun bir zaman aldı.It took a long time for me to convince him that I was right.
Onun tavsiyesi her zaman mantıklı.His advice is always very sensible.
Erkek kardeşi her zaman TV izliyor.His brother is always watching TV.
Her zamanki gibi anahtarı masaya koydu.He put the key on the desk as usual.
O, onlara harika zaman geçirdiğini söyledi.He told them that he had had a wonderful time.
O, "Arabam her zaman bozuluyor." dedi.He said, "My car is always breaking down."
O, her zamanki gibi aylaktır.He is as idle as ever.
O, her zamanki kadar güçlü.He is as strong as ever.
Her zamanki treni kaçırmış olmalı.He must have missed his usual train.
Onun zamanında geleceğinden eminim.I'm sure that he'll come on time.
O her zaman sınıfın başkanı olmuştur.He has always been at the head of the class.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod