Sana doğruyu söylemenin zamanı geldi.The time has come when I must tell you the truth.
Herne zaman yardıma ihtiyacın olursa yardım etmekten mutluluk duyarım.I am glad to help you whenever you need me.
Ertesi gün zamanın var mı?Do you have time the day after tomorrow?
Lütfen beşe kadar bekle, o zaman geri dönecek.Please wait till five, when he'll be back.
Yılın heyecan verici bir zamanıdır.It is an exciting time of the year.
Günün bu saatinde burada her zaman yoğun trafik vardır.There is always heavy traffic here at this time of the day.
Jim'in patronu ona "tatile çıkmanın zamanı geldi" dedi."It's high time you took a vacation," Jim's boss said to him.
"Son zamanlarda çok iyi hissetmiyorum." "Bir doktora gitsen iyi olur.""I haven't been feeling too good lately." "You had better go to a doctor."
"Ne zaman döndün?" "Ben önceki gün geri döndüm.""When did you return?" "I came back the day before yesterday."
Her ne zaman başım dertte olsa erkek kardeşim hâlâ beni destekler.My brother still stands by me whenever I am in trouble.
Düğün ne zaman gerçekleşti?When did the wedding take place?
Ne zaman kan görsem midem bulanır.I feel sick whenever I see blood.
Öğleden sonra biraz boş zamanım var.I have some free time in the afternoon.
Kamu görevlerim çok zaman alıyor.My public duties take a lot of time.
Sandığımdan daha az zaman var.There is less time than I thought.
Şimdi seninle konuşmak için biraz zamana ihtiyacım var.I need a little time to talk to you now.
Şimdi eylem zamanı.Now is the time for action.
Şimdi ona en çok ihtiyaç duyduğum zaman.Now is the time when I need him most.
Şimdi karar vermek zorunda olduğunuz zaman.Now is when you have to make up your mind.
Şimdi, birlikte çalışmamız gereken zamandır.Now is the time when we must work together.
Okyanustan gelen bir rüzgâr, yılın bu zamanında eser.A wind from the ocean blows at this time of the year.
Yılın bu zamanında hava değişkendir.The weather is uncertain at this time of year.
Bugün her zamanki gibi değilsin.You aren't yourself today.
Bugün her zamanki siz değilsiniz.You aren't yourself today.
Bugün çok iyi bir zaman geçirdim.I had a very good time today.
Şu anda istediğim para değil, fakat zamandır.What I want now is not money, but time.
Karım her zaman bir şey hakkında şikâyet ediyor.My wife is always complaining about something.
Zaman ve gelgit, kimseyi beklemez.Time and tide wait for no man.
Dün gece ne zaman yattın?What time did you go to bed last night?
Üç günlük tartışma zaman harcamaya değerdi.The three-day discussion was worthwhile.
İş her zaman dokuzda başlamaz.Work doesn't always begin at nine.
İş ilginç fakat her zaman kolay değil.The job is interesting, but not always easy.
İşim kolay ve bir sürü boş zamanım var.My job is easy and I have a lot of free time.
O, İşi zamanında yaptırabilmek için bütün gece çalıştı.He worked all night so that he could get the job done in time.
İşi zamanında bitirtebilecek misin?Can you get the work finished in time?
Çocuklarınız uzakta olduğu için, bir sürü boş zamanınız olmalı.With your children away, you must have a lot of free time.
Çocuklar eve gelmediği zaman huzursuz hissetti.She felt uneasy when the children did not come home.
O kitabı okumayı bitirmem uzun bir zaman alacak.It'll take me a long time to finish reading that book.
Böyle zamanlarda, ben ailemi düşünürüm, dostlarımı değil.At such times, I think of my family, not my friends.
Yarın yapmak istediğim ilk şey, iyi bir yarım zamanlı iş bulmaktır.The first thing I want to do tomorrow is to find a good part-time job.
Seninle konuştuğum zaman lütfen bana yanıt ver.Please answer me when I speak to you.
Gelecek hafta bu zaman ne yapıyor olacağız.What will we be doing this time next week?
Satranç oynayarak iyi zaman geçirdik.We had a good time playing chess.
Partiye gittik ve hoş zaman geçirdik.We went to the party and had a pleasant time.
Biz sadece Paris'e gitmedik fakat aynı zamanda Roma'yı da ziyaret ettik.Not only did we go to Paris, but we also visited Rome.
Çok üzgün olduğumuz zaman ağlarız.We cry when we are very sad.
Zaman zaman hatalar yapmak zorundayız.We are bound to make mistakes from time to time.
Çok fazla zamanımız var.We have plenty of time.
Zamanında varacak mıyız?Will we arrive on time?
Ev ödevimizi zamanında bitiremedik.We were unable to finish our homework in time.
Nadiren okuma için zaman bulabilirim.I can seldom find time for reading.
Kitap okumak için zamanım yok.I have no time to read books.
Benim kitap okumak için zamanım yok.I have no time to read books.
Bagajımın ne zaman geleceğini merak ediyorum.I want to know when my baggage is going to arrive.
Her ne zaman yardımıma ihtiyacın olursa beni ara.Call me up whenever you need my help.
Benim en iyi dostum bana her zaman iyi tavsiyeler verir.My best friend always gives me good advice.
Arkadaşım Afrika'da kötü bir zaman geçirmiş olabilir.My friend may have had a bad time in Africa.
O zaman biradan hoşlanmadım.I didn't like beer at that time.
O zaman Kanada'daydım.I was in Canada then.
O zamana kadar hiç panda görmemiştim.I had never seen a panda till that time.